Babam vefat etti -Allah ona rahmet etsin-. Şimdi bir mescit (câmi) inşâ etmek veya müslümanların faydalanabileceği dînî ilim içeren bir kitap bastırmak gibi, babamın ruhuna bir sadaka-i câriye yaptırmak istiyorum. Bununla onun sevaplarının artmasını ve Rabbinin katındaki derecelerinin yükselmesini ümit ediyorum. Fakat âlimlerden birisi bunun fayda vermeyeceğini, zirâ harcanacak olan malın, babamın kendi malından olmadığı, sadaka-i câriyenin, kişinin hayatta iken ve vefatından önce bizzat kendisinin yapması gerektiği ve vefatından sonra da sakada-i câriyenin devam etmesi gerektiği şeklinde bize fetvâ verdi. Bu âlimin sözü (verdiği fetvâsı), doğru mudur?
Eğer bu söz (fetvâ) doğru değilse, bana bu konudaki doğru fetvâyı verir ve vefat eden babamıza fayda verecek en fazîletli yolu gösterir misiniz?
Allah Teâlâ sizi en iyi şekilde mükafatlandırsın.
Hamd, yalnızca Allah’adır.
İlim ehli; duâ, istiğfar, sadaka ve haccın
sevabının ölüye ulaşacağı konusunda ittifak
etmişlerdir.
Duâ ve istiğfara gelince, bunun delili; Allah
Teâlâ’nın şu sözüdür:
((
وَالَّذِينَ جَاؤُا مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا
وَلِاِخْوَانِنَا الَّذَينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فيِ
قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُفٌ رَحِيمٌ )) [ سورة الحشر الآية: 10 ]
“Onların (Ensâr ve Muhâcirlerin)
arkasından gelen (mü’min)ler,
ey Rabbimiz! Bizi ve îmânda bizi geçen kardeşlerimizi
bağışla. Kalplerimizde îmân edenlere karşı hiçbir kin (ve
haset) bırakma.Ey Rabbimiz!
Şüphesiz sen (kullarına)
çok şefkatlisin, (onlara)
çok
merhametlisin, derler.”[1]
Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem- de bu konuda şöyle buyurmuştur:
((
اسْتَغْفِرُوا لِأَخِيكُمْ، وَسَلُوا لَهُ بِالتَّثْبِيتِ، فَإِنَّهُ الْآنَ
يُسْأَلُ.)) [ رواه أبو داود وصححه الألباني في صحيح أبي داود ]
“Kardeşiniz için Allah’tan
bağışlanma isteyin ve
(kabirdeki
sorgu sırasında cevap verirken) onun için sebat dileyin. Zirâ o,
şu an sorguya çekilmektedir.”[2]
Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem- yine şöyle buyurmuştur:
((
إِذَا صَلَّيْتُمْ عَلَى الْمَيِّتِ فَأَخْلِصُوا لَهُ الدُّعَاءَ.)) [ رواه أبو
داود، وحسنه الألباني في سنن أبي داود ]
“Ölünün üzerine namaz
kıldığınız (yani cenâze namazı kıldığınız) zaman, ona
ihlasla duâ edin!”[3]
Sadakaya gelince,
bunun delili; Buhârî ve Müslim’in sahihlerindeki şu hadistir:
Âişe’den
-Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, bir adam,
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e şöyle sordu:
(( إِنَّ أُمِّيَ افْتُلِتَتْ
نَفْسُهَا، وَإِنِّي أَظُنُّهَا لَوْ تَكَلَّمَتْ تَصَدَّقَتْ، فَهَلْ لَهَا
أَجْرٌ إِنْ تَصَدَّقْتُ عَنْهَا؟ قَالَ: نَعَمْ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Annem
ansızın vefat etti. Eğer konuşmaya fırsat
bulsaydı, tasaddukta bulunurdu. Onun için sadaka
versem, ona ecir var mıdır? Diye sordu.
Bunun üzerine
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
-Evet (onun için
ecir vardır).”[4]
İbn-i Abbas’tan -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre şöyle demiştir:
(( أَنَّ سَعدَ بْنَ عُبَادَةَ رَضِي اللهُ
عَنْهُ تُوُفِّيَتْ أُمُّهُ وَهُوَ غَائِبٌ عَنْهَا، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ!
إِنَّ أُمِّي تُوُفِّيَتْ وَأَنَا غَائِبٌ عَنْهَا، أَيَنْفَعُهَا شَيْءٌ إِنْ
تَصَدَّقْتُ بِهِ عَنْهَا؟ قَالَ: نَعَمْ، قَالَ: فَإِنِّي أُشْهِدُكَ أَنَّ
حَائِطِيَ الْمِخْرَافَ صَدَقَةٌ عَلَيْهَا.)) [رواه البخاري]
“Sa’d
b. Ubâde -Allah ondan râzı olsun- uzak bir yerde iken
annesi vefât etti. Ardında Sa’ b. Ubâde, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘e gelerek:
-Ey Allah’ın elçisi! Ben kendisinden uzakta iken
annem vefât etti. Onun adına
herhangi bir şeyi tasadduk etsem, bu şey ona fayda verir mi ? diye
sordu.
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-:
– Evet (fayda verir) buyurdu.
Bunun üzerine Sa’d b. Ubâde şöyle dedi:
-Seni şâhit tutuyorum ki, benim el-Mıhraf[5] adındaki
bahçem (meyveliğim) annem için sadakadır.”[6]
Hacca gelince, bunun delili
şu hadistir:
İbn-i Abbas’tan -Allah ondan ve
babasından râzı olsun- rivayet olunduğuna göre
şöyle demiştir:
(( أَنَّ امْرَأَةً جَاءَتْ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
فَقَالَتْ: إِنَّ أُمِّي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ فَمَاتَتْ قَبْلَ أَنْ تَحُجَّ
أَفَأَحُجَّ عَنْهَا؟ قَالَ: نَعَمْ، حُجِّي عَنْهَا، أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى
أُمِّكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قَاضِيَتَهُ؟ قَالَتْ: نَعَمْ، فَقَالَ: اقْضُوا اللهَ
الَّذِي لَهُ اقْضُوا اللهَ الَّذِي لَهُ،
فَإِنَّ اللَّهَ
أَحَقُّ بِالوَفَاءِ.)) [ رواه البخاري ]
“(Cüheyne
kabilesinden bir kadın) Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek:
-Annem haccetmeyi adadı, fakat
haccedemeden öldü. Onun yerine ben haccedebilir miyim? Diye sordu.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-:
– Evet, onun yerine haccet. Eğer
annenin üzerinde bir borç bulunsaydı, onu öder miydin? diye sordu.
Kadın:
-Evet, dedi.
Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi
ve sellem- şöyle buyurdu:
-O halde Allah’ın
hakkını ödeyin. Çünkü Allah, hakkı ödenmeye en
layık olandır.”[7]
Bu zikredilenlerden ölünün
adına verilen sadakanın, kendisine fayda vereceğini ve
sevabının ona ulaşacağını öğrenmiş
bulunmaktasınız.
Ölünün adına namaz
kılmak hakkında ise, zayıf bir hadis rivâyet edilmiştir. İmam
Müslim, sahihinin mukaddimesinde Abdullah b. el-Mubârek’ten bu hadisi
zayıf olarak zikrettikten sonra şöyle demiştir:
“Ölünün adına
sadaka verilmesi konusunda görüş ayrılığı
yoktur.”
İmam Nevevî -Allah ona
rahmet etsin- şöyle demiştir:
“(Ölünün adına
sadaka verilmesi konusunda görüş ayrılığı
yoktur.) Bunun anlamı; bu hadis, huccet (delil) gösterilemez. Fakat
ana-babasına iyilikte bulunmak isteyenin, onlar adına sadaka versin
(tasaddukta bulunsun). Çünkü sadakanın sevabı, ölüye ulaşır ve ölü ondan
faydalanır (ölüye fayda verir). Bu konuda müslümanlar arasında
görüş ayrılığı yoktur. Doğru olan
görüş de budur. Kadılar kadısı Şâfiî fakih
Basralı Ebu’l-Hasen el-Mâverdî’nin kendi kitabında
kelâmcılardan; “Vefatından sonra ölüye sevap
ulaşmaz” diye naklettiği söz, kesinlikle bâtıl bir yol
ve açık bir hata olup Kitap ve Sünnetin naslarına ve ümmetin
icmâına muhaliftir. Dolayısıyla bu görüşe
aldırış ve itibar edilmez. Ölünün adına namaz
kılmaya ve oruç tutmaya gelince, Şâfiî mezhebi ile âlimlerin
cumhuruna göre bunların sevabı ölüye ulaşmaz. Ancak
ölünün adına tutulacak oruç, Ramazan orucu, keffâret orucu ve adak
orucu gibi bir oruç ise, ölünün velisi veya velisinin izin verdiği
kimse ölünün yerine kaza eder. Bu konuda İmam Şâfiî’nin iki
görüşü vardır. Bu iki görüşün en meşhuru, bu amel
sahih olmaz. Ancak en doğrusu; sonraki Şâfiî’nin âlimlerinin
muhakkiklerine göre bu amel sahihtir. Kur’an okumaya gelince, Şâfiî
mezhebinin meşhur görüşüne göre bu amelin sevabı
ölüye ulaşmaz. Bazı Şâfiî âlimler ise sevabı
ulaşır, demişlerdir. Bazı âlimler; ölünün adına
namaz kılmak, oruç tutmak ve Kur’an okumak gibi bütün ibâdetlerin
sevabı ölüye ulaşır, demişlerdir…
İmam Nevevî, daha sonra
duâ, sadaka ve haccın sevabının, icmâ ile ölüye
ulaşacağını zikretmiştir.”
“Ölünün adına
tasaddukta bulunmak, onun adına mushaf vakfetmek, kuyu açtırmak,
ağaç dikmek, ister hayatta iken kendisi yapsın, isterse
vefatından sonra başkası onun adına yapsın, bu ameller
ölüye fayda verir.”[8]
Babanıza fayda verecek en
fazîletli yola gelince, babanıza bol bol duâ etmelisin.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda
şöyle buyurmuştur:
((وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ
الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ
وَقُلْ رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
)) [ سورة الإسراء الآية: 24 ]
“Onlara (ana-babana) merhamet ederek tevâzu kanadını
indir ve de ki: Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup
yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”[9]
Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem- de bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( إِذاَ ماَتَ اْلإِنْساَنُ
انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلاَّ مِنْ ثَلاَثَةٍ: إِلاَّ مِنْ صَدَقَةٍ
جاَرِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صاَلِحٍ يَدْعوُ لَهُ.)) [
رواه مسلم ]
“İnsan
öldüğü zaman, amelinin sevabı kesilir. Ancak (hayrın devamlı
olması ve faydasının kesilmemesi sebebiyle) şu üç
şeyin sevabı kesilmez: Sadaka-i Câriye (müslümanların
yararlanması için bir şeyi Allah rızâsı için vakfetmek
gibi), faydalı ilim (insanlara Allah rızâsı için dînî
ilimleri öğretmek veya bunun için kitap yazmak gibi), kendisine
duâ eden hayırlı evlât (insan vefat ettikten sonra arkasında
kendisine rahmet ve mağfiretle duâ eden birisini
bıraktığı zaman, o evlâdın duâsı, yabancı
bir kimsenin duâsından daha çok kabûle şayandır).”[10]
Sadakaya gelince, sadakaları
harcayabileceğiniz en fazîletli ameller; Allah yolunda cihad, câmi ve
mescitler inşâ etmek, kitap bastırmak ve ihtiyaç duydukları
malları vermek sûretiyle ilim talebesine yardım etmektir.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.
[1] Haşr
Sûresi: 10
[2]
Ebu Davud, hadis no: 3221. Elbânî, “Sahih-i Ebî Davud”da
hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
[3]
Ebu Davud, hadis no: 3199. Elbânî, Sünen-i Ebî
Davud’da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
[4] Buhârî,
hadis no:1388. Müslim, 1004
[5] Bahçesine el-Mıhrâf denilmesinin
sebebi, çok ürün verdiğinden dolayıdır.
[6] Buhârî,
hadis no: 2756
[7] Buhârî, hadis
no: 6699. Müslim, hadis no: 1148
[8] Tuhfetu’l-Muhtâc, c: 7, s: 72.
[9] İsrâ
Sûresi: 24
[10] Müslim;
hadis no:1631
