Maalesef WhatsApp üzerinden bana şu şekilde bir mesaj geldi: “Serseri bir oruçluya sorulmuş senin gönlüne en yakın Kur’ân sureleri hangileridir? O da şöyle cevap vermiş: Maide (sofra), Duhan (duman-sigara), Nisa (kadın).!!!” Lütfen bu tür esprilerin hükmünü açıklayınız.
Cevap:
Allah’a hamd olsun,
Söylenen söz çok büyük bir
günah ve Allah’ın kelamıyla alay etmektir. En üstün kitap olan
Kur’ân’la alay eden kafir olup çok çetin azapla tehdit edilmiştir, nitekim
yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Münafıklar, kalplerinde
olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir
sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: “Siz alay ede durun!
Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır.”
“Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa
dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki:
“Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”[1]
Böyle bir yanlışa ancak
Allah’ın sınırlarını çiğneyen sefihler cüret
edebilir, onlar haklarında ayet indirilen kişiler gibi şaka
yaptıklarını ve vakit geçirdiklerini iddia ederler.
Sa’d , Zeyd bin Eslem Radiyallahu
anhu nun şöyle dediğini rivayet eder: Munafıklardan bir
adam Avf bin Malik’e Tebuk savaşında şöyle söyler:
şu kurralarımız aramızda en iştahlı kişiler,
en yalancı sözlüler ve savaşta en korkak
olanlarımızdır?! Avf bin Malik: sen yalan söyledin ancak
sen münafıksın, bu durumu Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’e
haber verecem,
Avf
Radiyallahu anhu peygambere haber vermek üzere gittiğinde
baktı ki Kur’an ondan önce inmiş. Zeyd: Abdullah bin Ömer Radiyallahu
anhu şöyle dedi: ona bir baktım ki Rasulullah’ın
devesine tutunmuş, ayakları taşlara çarptığı
vaziyette Rasulullah’a : “Biz sadece lâfa dalmıştık ve
aramızda eğleniyorduk”[2]
diye yalvarıyordu. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem ona
şöyle cevap veriyordu: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle
mi eğleniyordunuz?”[3] ve başka da bir
şey demiyordu.
[4]
Ebu bekir bin Al arabi Rahimehullah tefsirinde
şöyle demiştir: “söyledikleri söz ya ciddi olur veya
şaka, her ne şekilde denilmişse o küfürdür. Çünkü küfürle
şakalaşmak ta küfürdür. Bu konuda ümmetin arasında ihtilaf
yoktur. Gerçeklik hakkın ve ilmin kardeşidir, şaka batıl ve
cehaletin kardeşidir”[5]
Söz konusu bu Kur’ân sureleri içinde çok büyük hüküm ve
tavsiyeler bulunmaktadır. Sureler oruçluya yasak olan kelimeleri
içermesine bakılmaksızın mümin olan kimse onları
Allah’ın kelamı olduğu için sever.
Ancak bu çirkin espride Allah’ın kitabına
tahrif/değiştirme bulunmaktadır. Zira “Duhan” Allah’ın
ayetlerinden bir ayet olup kıyametin alametlerindendir. Haram olan sigara
değil. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Göğün açık bir duman getireceği günü bekle. (O duman)
insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır. İnsanlar, “Rabbimiz!
Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler.
Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği)
açıklayan bir peygamber gelmişti.”
Böyle bir mesajı alan kimsenin üzerine vacip olan
şey bu konuya sitem etmesidir, gönderen kişiye nasihat etmesi ve
tekrar yayınlamamasıdır. Çünkü bu konu Allah’ın
kelamıyla alay etmek olup küfürdür.
Yine aynı şekilde bu konuda vacip olan dilin
vebalinden sakındırmak çünkü dil sahibini doğu ve batı
arasındaki mesafeden uzak bir şekilde ateşe atar.
Ebu Hureyre Radiyallahu anhu’dan rivayet edildiğine
göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’den şöyle
dediğini işitmiştir: “ Kul önemsemeden bir kelime
söyler, o kelimeden dolayı doğudan daha uzak bir mesafeden
ateşe düşer.”[6]
Bilal bin Haris el Muzeni’den rivayet edildiğine göre
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“sizden biriniz farkına varmadan, Allah’ın hoşnut
olduğu bir söz söyler, bu sebeple Allah onun derecesini
yükseltir. Yine kul, dikkat etmeden, Allah’ın öfkesini gerektiren bir
söz söyler de, Allah onu, o kelime nedeniyle Allah’ın
öfkesine maruz kalır.”[7] Allah bizi korusun.
Bilinmesi gerekir ki; İbn Al Arabi sözünde
geçtiği gibi alimlerin ittifakıyla küfürle şakalaşmak
küfürdür ve şaka kastıyla söylenmesine bakılmaz.
Şeyh İbn Useymin Rahimehullah şöyle
dedi: “Burada üç kademe bulunmaktadır: birinci kademe, konuşma ve
sövmeyi kasteder, buda ciddi bir eylem olup İslam
düşmanları da bu şekilde yapar.
İkincisi: sövme kastetmeden konuşmayı
kasteder ancak sövmeye işaret eder ciddi olmayıp şaka
mahiyetinde olur, bununda hükmü birincisiyle aynıdır, kâfir olur
çünkü konuşmada alay etme mevcuttur.
Üçüncüsü: ne konuşmayı nede sövmeyi
kasteder. Ancak kasıt olmadan dil sürçmesi olup sövme manasına
gelen bir şey telaffuz eder, bu durumda sakınca yoktur ve şu
ayet indirgenebilir: “ Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden
dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı
(bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah,
çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz,
mühlet verir.)[8] Bu bir insanın
konuşma esnasında farkına varmadan vallahi şöyledir
vallahi böyle değil, ama yemin etmeyi kast etmeden sözlerine
benzer. Böylece kasıt olmadan dil ile söylenenin hükmü yoktur.[9]
En doğrusunu bilen Allah’tır.
[1] Tevbe 64-65
[2] Tevbe 65
[3] Tevbe 64-65
[4] Tabari
tefsiri
14/333
[5] 2/543
[6] Buhari 6477- Muslim 2988
[7]
Tirmizi, Elbani
tashih etmiştir.
[8] Bakara 225
[9] Fetava nurun
ala
darb.
