Ben, yabancı bir ülkede ikâmet etmekteyim ve burada küçük bir lokantam bulunmaktadır. Oruç tutmayan bazı müslümanlar -ki bunların sayısı pek çoktur- öğle vaktinde benim lokantamda yemek istiyorlar. Bu oruç tutmayan kimselere ve gayri müslimlere yemek satmanın hükmü nedir?
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Birincisi:
Kâfir olan ülkelerde ikâmet etmekten sakınmak gerektiğini daha
önce sitemizde birçok sorunun
cevabında zikretmiştik.Zirâ bu durum, müslümanın dînî ve âilesi
üzerindeki tehlikesi büyüktür. Çünkü müslüman, çocuklarına arzuladığı
İslâmî terbiyeyi vermeye gücü yetmemektedir. Müslümanın, bu kâfir
ülkelerde ikâmet etmek için çalışmasını bir mazeret olarak
gösteremez.
Bu konuda (38284) ve (13363) nolu soruların cevaplarına bakınız.
İkincisi:
Sorunuza gelince, bilmelisiniz ki, Ramazan’ın gündüzünde birisine
yemesi için yemek takdim etmeniz câiz değildir.Ancak hasta veya yolcu gibi
oruç tutmaması konusunda mazeret sahibi olan kimseler bunun
dışındadır.Bu hükümde kâfir ile müslüman arasında
hiçbir fark yoktur.Oruç tutmayan müslüman, oruç tutmakla
muhataptır/emrolunmuştur.Oruç tutmamakla
Allah Teâlâ’ya ve
elçisi Muhammed -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘e karşı
gelmiştir. Ramazan’ın gündüzünde onun yeme ve içmesini sağlamak
ise, günah ve düşmanlıkta onunla yardımlaşmak ve
işbirliği yapmak demektir.
Yine kâfir de oruç ve diğer hükümlerle
muhataptır/emrolunmuştur.Fakat bunlardan önce kelime-i
şehâdeti telaffuz etmek ve İslâm’a girmekle
muhataptır/emrolunmuştur. Kıyâmet günü olunca kâfir küfründen ve
yerine getirmediği İslâm’ın diğer hükümlerinden dolayı
azap görecek ve cehennemdeki azabı artacaktır.
İmam Nevevî -Allah ona rahmet
etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Muhakkiklerin ve çoğunluğun üzerinde olduğu
doğru görüşe göre kâfirler de İslâm dîninin
hükümlerini yerine getirmekle muhataptırlar.Buna göre müslümanlara
haram olduğu gibi, kâfirlere de içki içmek haramdır.”
(“Sahih-i Müslim Şerhi”; c: 14, s: 39)
Değerli âlim Muhammed b.
Salih el-Useymîn’e -Allah ona rahmet etsin-:
-Kâfir, dînî hükümlerle mükellef olmadığı halde
kıyâmet günü nasıl hesaba çekilecektir? Diye sorulduğunda o
şöyle cevap vermiştir:
“Bu soru,
yanlış bir anlayış üzerine kurulmuştur.Çünkü
kâfir kimse, mü’minin yerine getirmekle yükümlü olduğu dînî vecibeleri
yerine getirmekle sorumludur.Fakat kâfir kimse, dünya hayatında bunu
yerine getirmek zorunda değildir.
Kâfir kimsenin (kıyâmet günü) dînî
vecibeleri yerine getirmekle yükümlü olduğuna Allah Teâlâ’nın şu
emri delâlet etmektedir:
((إِلا
أَصْحَابَ الْيَمِينِ{39} فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءلُونَ{40} عَنِ الْمُجْرِمِينَ{41}
مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ{42} قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ{43} وَلَمْ
نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ{44} وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ{45} وَكُنَّا
نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ{46})) [ سورة المدثر الآيات: 39-46 ]
“Ashab-ı
yeminden (dünyadan îmânlı olarak göç edip âhirette hesap
defterlerini sağ taraflarından alan cennetlikler)
dışında (herkes yaptığı işlerin rehini
ve esîri olacaktır). Onlar cennetlerde birbirlerine mücrimlerin (kâfirlerin)
hallerini soracaklar: Sizi cehenneme sürükleyen (ve onun
yakıcı ateşini tatmanıza sebep olan şey) nedir?
Onlar şöyle cevap verecekler: Biz (dünya hayatında) namaz
kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. Bâtıl
sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık. Bu hesap gününü yalan
sayardık.” (Müddessir Sûresi: 39-46).
Şayet onlar, namaz terketmek ve
yoksulları doyurmamak sebebiyle (cehennemde) azap olunmasalarldı,
kendilerini cehenneme götüren şeyleri zikretmezlerdi: Bu da
onların İslâm’ın hükümlerine muhatap olduklarına ve
onların da (müslümanlar gibi) İslâm’ın hükümlerini yerine
getirmekle mükellef olduklarına delâlet etmektedir.
Aynı şekilde bu, yukarıda
zikredilen Kur’an’daki delilin ve aklın gereğidir. Öyle ki Allah
Teâlâ mü’min kulunu, İslâm dîninden bir farzı ihlal edip onu yerine
getirmediği zaman cezalandırıyorsa, kâfir kulunu (aynı
şeyi yaptığı halde) nasıl cezalandırmasın?
Hatta ben şunu da ilâve ederek derim ki, Allah
Teâlâ, kâfir kuluna bahşettiği yiyecek, içecek ve diğer her
türlü nimetten dolayı kendisini cezalandıracaktır.
Nitekim Allah
Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
((
لَيْسَ عَلَى
الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِـحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَـا طَعِمُواْ إِذَا
مَا اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِـحَاتِ ثُمَّ اتَّقَواْ
وَّآمَنُواْ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّأَحْسَنُواْ وَاللهُ يُـحِبُّ الْـمُحْسِنِينَ
(93) )) [ سورة المائدة
الآية: 93]
“Îmân
edip iyi davranışta bulunanlara, bundan böyle Allah’a
karşı gelmekten sakındıkları ve îmânlarında sebat
ile iyi davranışta bulunmaya devam ettikleri,
sonra takvâları ve îmânları sağlamlaşıp kökleştiği,
daha sonra da bu takvâ ile beraber, başkalarına iyilik eden ve her
yaptığını güzel yapan ihsan mertebesine erdikleri takdirde,
daha önce yeyip içtiklerinden dolayı kendilerine bir günah yoktur. Allah
da böyle güzel davrananları (ihsan mertebesine
ulaşanları) sever.”
(Mâide Sûresi: 93).
Âyetin
delâlet ettiği şey (mantûk); mü’minlerden, haram kılınmadan
önce yeyip içtikleri şeylerden günahın
kaldırılmasıdır.
Âyetin
mefhumu (âyetten anlaşılan) ise; yiyip içtikleri şeylerden
kâfirlerin günaha düşmeleridir.” (Muhammed b. Salih el-Useymîn;
“Mecmû’u Fetâvâ İbn-i Useymîn; c: 2, soru no: 164)
Buna
göre müslümanın, Ramazan’ın gündüzünde gayri müslime yemek
tekdim etmesi câiz değildir. Çünkü kâfirler de İslâm’ın
hükümlerini yerine getirmekle mükelleftirler.
“Nihâyetu’l-Muhtac”
(c: 2, s: 274) kitabının yazarı, âlimlerin, Ramazan’ın
gündüzünde kâfirlere yemek satmanın haram olduğu hükmüne
vardıklarını belirtmiştir.
Bu konuda (49694)
nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.
