Ben, falanca birisinin şöyle dediğini işittim:

“Müslümanlar, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in doğum gününü kutluyorlarsa, Allah’ın peygamberi İsa -aleyhisselâm-‘ın doğum gününü kutlamalarının ne sakıncası vardır?”

Bu arada ben, yılbaşı yortusunun ve onu kutlamanın haram olduğunu biliyorum.Fakat yukarıdaki sorunun cevabını öğrenmek istiyorum.

Allah Teâlâ sizi en güzel şekilde mükafatlandırsın.

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

İsa -aleyhisselâm-‘ın, Allah Teâlâ’nın, İsrailoğullarına
gönderdiği bir nebi ve resûl olduğuna îmân etmek, Allah’a ve elçisine
îmândandır. Buna göre bir kimse, Allah’ın bütün elçilerine îmân
etmezse, îmânı geçerli olmaz.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:

(( آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ
وَالْمُؤْمِنُونَ
كُلٌّ آمَنَ بِاللهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا
نُفَرِّقُ
بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ…)) [ سورة البقرة من الآية: 285 ]

“Elçi

(Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-),
Rabbinden kendisine indirilene îmân etti, mü’minler de (îmân
ettiler).Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine îmân ettiler ve şöyle dediler: O’nun elçilerinden hiç birini (diğerinden)
ayırt etmeyiz…”[1]

Müfessir İbn-i Kesîr -Allah ona rahmet etsin- bu
âyetin tefsirinde şöyle demiştir:

“Mü’minler, Allah Teâlâ’nın bir ve tek
olduğuna, Samed (her şey O’na
muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir) olduğuna, O’ndan
başka hak ilah olmadığına ve kendileri için O’nun
dışında hiçbir Rab olmadığına îmân ederler.
Onlar, bütün nebileri, rasûlleri ve Allah Teâlâ tarafından, gökten
rasûllere ve nebilere indirilen bütün kitapları tasdik ederler. Onlardan
hiç birisini diğerinden ayırt etmezler. Onlardan kimisine îmân edip
kimisini inkâr etmezler.Aksine onlara göre bütün nebiler ve rasûller
sâdıktırlar, iyiliksever, olgun, doğru yolu bulmuş ve
hayır yoluna ileten insanlardır.”[2]

Müfessir İbn-i Sa’dî -Allah ona rahmet etsin- bu
konuda şöyle demiştir:

“Nebi ve rasûllerin bir kısmını inkâr
etmek, hepsini inkâr etmek demektir. Hatta Allah’ı bile inkâr etmek
demektir.”[3]

İkincisi:

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in doğum gününü
kutlamak, bid’attır.Bunu, ne Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ne de kendisinden
sonra ashâbından birisi yapmıştır. Müslümanların
imamlarının hiç birisinden, -kutlamayı bir tarafa
bırakın-, bunu câiz veya müstehap gördüğüne dâir hiç bir görüş
de bilinmemektedir. Bütün bu davranışlar, haram olan işlerden ve
münker bid’atlardandır.

İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi
âlimleri bu konuda şöyle demişlerdir:

“Mevlid-i Nebevî münasebetiyle kutlama merasimi
düzenlemek, haram olan bid’attır. Çünkü bu
davranışın, Allah’ın kitabından ve Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sünnetinden hiçbir delili yoktur. O’nun Râşid
halifelerinden hiç birisi veya üç fazîletli dönemden (sahâbe, tâbiîn ve
etbâu’t-tâbiîn) hiç kimse de bunu yapmamıştır.”[4]

Bu konuda daha detaylı bilgi için (70317)
ve (13810) nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

Müslümanların halk tabakası ile câhillerinin yapmakta
oldukları, Mevlid-i Nebevî’yi kutlama olayı, mücadele edilmesi ve
yasaklanması gereken dînde sonradan çıkarılan yeniliklerdendir.Esasında
halk tabakası ile câhillerin Mevlid-i Nebevî’yi kutlamasını,
miladi yılbaşının kutlanmasının câiz
olduğuna delil göstermek, bâtıldır. Zirâ Mevlid-i Nebevî’yi
kutlamak câiz değildir. Çünkü dînde sonradan çıkarılan
bid’atlardandır. Bid’at olan bir amele kıyaslanan şey de onun
gibi bid’attır.

Üçüncüsü:

Hıristiyanların “Noel Yortusu/Christmas” olarak adlandırdıkları kutlama olayı,
şirkî bid’at olan bir kutlamadır. Müslümanların bu kutlamada
onlara benzemesi câiz değildir.İsa -aleyhisselâm-, onlardan ve
onların bu kutlamalarından berîdir.

Müslümanlara göre bu kutlama olayı, -bid’at oluşunu bir
tarafa bırakın-, dînlerinden olan bir konuda kâfirlere benzemeye
çalışmaktır.

Oysa Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ
فَهُوَ مِنْهُمْ.)) [ رواه أبو داود وصححه الألباني في صحيح سنن أبي داود ] 

“Her
kim, bir topluluğa benzerse (onların giyindiği gibi giyinirse,
gittiği yolda giderse ve onların işlediği fiilleri
işlerse), (günah ve sevap bakımından) o da onlardandır.”[5]

Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin-
yukarıdaki hadisin senedinin ceyyid/iyi olduğunu belirterek
şöyle demiştir:

“Bu hadis, zâhiri, kâfirlere benzeyenin kâfir olduğunu gerektiriyor
olsa da, en kötü ihtimalle kâfirlere benzemenin haram olduğunu
gerektirir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

((

وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ
مِنْكُمْ
فَإِنَّهُ مِنْهُمْ …))

“…
Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da
onlardandır…”[6]

Yine Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet
etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“…Böylelikle Allah’ın dîni ve
hükümlerinin gitmesi (yok olması), küfür ve günahların ortaya
çıkmasının temelinin, kâfirlere benzemek olduğunu
anlamış oluyorsun. Aynı şekilde her türlü iyilik ve
güzelliğin temelinin de nebilerin yoluna ve getirdikleri dînin hükümlerine
sarılmak ve onlara sahip çıkmakta olduğunu anlamış
oluyorsun. Bunun içindir ki, dînde sonradan çıkarılan bid’atlarda
kâfirlere benzeme amacı olmasa bile, bu bid’atlara düşmek bile büyük
günah sayılmıştır. Peki ya bu iki vasfı (bid’at
işleme ve kâfirlere benzeme) bir arada toplayan kimsenin hükmü nice
olur?”[7]

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona
rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Kâfirlerin Noel yortusunu veya onların dînî
bayramlarından başka bir bayramı kutlamak, ittifakla
haramdır. Çünkü bu davranış, -kendisi bu küfre râzı
olmasa bile-, onların üzerinde bulundukları küfrün
şiârını kabul etmek ve bu şiâra râzı olmaktır.
Oysa müslümanın, küfrün şiârlarına râzı olması veya bu
şiârlarla başkasını kutlaması haramdır.

Aynı şekilde müslümanların, bu münasebetle
törenler düzenlemek, karşılıklı hediyeleşmek,
tatlılar dağıtmak, yemekler vermek veya iş bırakmak (o
günü tatil ilan etmek) sûretiyle Noel yortusunu kutlayarak kâfirlere
benzemeleri haramdır. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu
yasaklamış ve şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ
فَهُوَ مِنْهُمْ.)) [ رواه أبو داود] 

“Her
kim, bir topluluğa benzerse (onların giyindiği gibi giyinirse, gittiği
yolda giderse ve onların işlediği fiilleri işlerse), (günah
ve sevap bakımından) o da onlardandır.”[8]

Kâfirlerin bayramlarına iştirak etmenin hükmünü
öğrenmek için (1130) ve (145950) nolu
soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

Sözün özü:

Müslümanların, miladi yılbaşını
kutlamalarıyla şu birçok yönden zararlıdır:

1.                       

Bu
olay, Allah Teâlâ’ya şirk koşmaları ve O’nu inkâr etmeleri
sebebiyle bu törenleri düzenleyen müşrik kâfirlere benzemeye
çalışmaktır.Yoksa onlar, bunu, Allah’ın peygamberi İsa
-aleyhisselâm-‘ın şeriatı gereği yapmamaktadırlar. Çünkü
hem bizim, hem de onların dînlerinin ittifakıyla bu gibi kutlama
törenleri meşrû
kılınmamıştır.Dolayısıyla bu kutlama
törenleri şirk ve bid’at karışımı bir olaydır.Bunun
yanında bu kutlama törenlerinde her türlü fısk ve fücûr da
işlendiği herkesçe bilinmektedir. O halde bu kutlama törenlerini
düzenleyerek onlara nasıl benzemeye çalışabiliriz?

2.                       

Mevlid-i
Nebevî’yi kutlamak, câiz değildir. Çünkü bu davranış
-daha önce de zikredildiği üzere- dînde sonradan çıkarılan
bir bid’attır. Dolayısıyla Mevlid-i Nebevî’yi kutlamayı, Noel
yortusunu kutlamaya kıyaslamak câiz değildir. Çünkü kıyas
edilen şeyin aslı bozuk ise, kıyas da bozuk olur.

3.                       

Noel
yortusunu kutlamak her hâlükârda münkerdir. Onun câiz olduğunu
söylemek mümkün değildir. Çünkü ondaki küfür, fısk ve
fücûr sebebiyle Noel yortusu temelinden bozuktur. Bunun bir şeye
kıyas edilmesi de geçerli değildir ve bu davranıştan hiçbir
şekilde ‘câizdir’ diye bir görüş çıkmaz.

4.                       

Bu
bozuk (fâsid) kıyasın geçerli olabilmesi için onu reddederek şöyle
dememizi gerektirir: O halde niçin her nebinin doğum gününü
kutlamıyoruz? Onlar da Allah Teâlâ tarafından gönderilen nebiler
değiller mi? İşte bunu hiç kimse söylemez.

5.                       

Nebilerden
herhangi birisinin, hatta Nebimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
doğum gününü tayin etmek, çok zordur. Zirâ O’nun doğum günü kesin
olarak bilinmemektedir. Nitekim tarihçiler, O’nun gününün tayini konusunda dokuz
veya daha fazla görüşe ayrılmışlardır.Bu sebeple
Mevlid-i Nebevî’yi kutlamak, hem tarihsel açıdan, hem de dînî açıdan
geçersiz ve bâtıldır. Dolayısıyla ister Nebimizi Muhammed
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in doğum günü ile ilgili olsun, isterse
İsa -aleyhisselâm-‘ın doğum günü ile ilgili olsun, bu meselenin
tamamının aslı yoktur.

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona
rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Nebimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in doğduğu
geceyi kutlamak, ne tarihî yönden, ne de şer’î yönden
sahihtir.”[9]

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

[1]  Bakara
Sûresi: 285

[2]  İbn-i
Kesîr Tefsiri, c: 1, s: 736

[3]  İbn-i
Sa’dî Tefsiri, s: 120

[4]
İlmî
Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi Fetvâları, c: 2, s: 244

[5]

Ebu Davud, hadis no:3512.Elbânî, ‘Sahîh-i Sünen-i Ebî
Dâvud’da hadisin sahîh olduğunu belirtmiştir.

[6] “İktidâu’s-Sıratı’l-Mustakîm”,
s: 82-8

[7] “İktidâu’s-Sıratı’l-Mustakîm”,
s: 116

[8]

Ebu Davud. ‘Mecmû’ Fetâvâ ve Resâil İbn-i Useymîn’, c: 3, s:
45-46

[9]

Nûru’n Ale’d-Derb Fetvâları, c: 19, s: 45