Mestin (çarığın) üzerine meshetmek mi, yoksa ayakları yıkamak mı daha fazîletlidir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

İmam
Ebu Hanife, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî gibi, İslâm âlimlerinin
çoğunluğu, ayakları yıkamanın daha fazîletli
olduğu görüşüne varmışlar ve şöyle
demişlerdir:


“Çünkü
aslolan, ayakların yıkanmasıdır.Bundan dolayı
ayakların yıkanması, daha fazîletlidir.”

(el-Mecmû’; c: 1, s: 502)

 İmam Ahmed ise, mestin (çarığın)
üzerini meshetmenin daha fazîletli olduğu görüşüne
varmış ve şunları delil göstermiştir:

1. Mestin (çarığın) üzerini meshetmek,
ayakları yıkamaktan daha kolaydır.

Nitekim Âişe’den -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

 (( مَا خُيِّرَ
رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْنَ أَمْرَيْنِ إِلاَّ
أَخَذَ أَيْسَرَهُمَا مَا لَمْ يَكُنْ إِثْمًا، فَإِنْ كَانَ إِثْمًا كَانَ
أَبْعَدَ النَّاسِ مِنْهُ، وَمَا انْتَقَمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ لِنَفْسِهِ إِلاَّ أَنْ تُنْتَهَكَ حُرْمَةُ اللَّهِ فَيَنْتَقِمَ
لِلَّهِ بِهَا.))
[ متفق عليه ]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- iki
şeyden birisini tercih etmek arasında serbest bırakıldığında,
günah olmadıkça o ikisinden en kolay olanını seçerdi. Eğer (iki
şeyden en kolayı) günah ise, insanlar içerisinde ondan en çok uzak
duran Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- idi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisi
için hiç kimseden intikam almamıştır. Fakat Allah’ın haram
sınırları çiğnendiği zaman, Allah için

(haramı
çiğneyen kimseden) derhal intikam alırdı.” (Buhârî;
hadis no: 3560. Müslim; hadis no: 2327).

2. Mestin (çarığın) üzerini meshetmek, bir
ruhsattır.

Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
bu konuda şöyle buyurmuştur

(( إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ أَنْ تُؤْتَى رُخَصُهُ، كَمَا
يَكْرَهُ أَنْ تُؤْتَى مَعْصِيَتُهُ.)) [ رواه أحمد وصححه الألباني في إرواء الغليل ]

“Şüphesiz
ki Allah, kendisinin emirlerine karşı gelinmesinden (günah işlenmesinden)
hoşlanmadığı gibi, (kullarına bahşettiği)
ruhsatlarının kullanılmasını da sever.” (İmam
Ahmed Müsnedi; hadis no: 5832. Elbânî; “İrvâu’l-Ğalîl”;
hadis no: 564’de “hadis, sahihtir” demiştir.)

3. Mestin (çarığın) üzerini meshetme
işinde,-Hâricîler ve Râfizîler gibi-, mestin üzerini meshetmeyi inkâr eden
bid’at ehline aykırı hareket etmek vardır.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den, hem ayakları
yıkama, hem de mestin (çarığın) üzerini meshetme konusunda
birçok hadis gelmiştir.

Nitekim bu durum için bazı âlimler: “Mestin
üzerini meshetmekle ayakları yıkamak aynıdır”
demişlerdir. İbn-i Münzir de -Allah ona rahmet etsin- bu görüşü
tercih etmiştir.

Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye ve
öğrencisi İbn-i Kayyim -Allah ikisine de rahmet etsin- de; mest
(çarık) giyen kimse hakkında onun durumuna en uygun olan şeyin,
meshetmenin daha fazîletli olduğu, ayakları çıplak olan kimse
için onun durumuna en uygun olanın ise, ayakları yıkamanın
daha fazîletli olduğu görüşünü tercih etmişlerdir. Bir
kimse, mest (çarık) üzerini meshetmek için giyilmemelidir.

Buna delâlet eden,
Muğîre
b. Şu’be’nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği şu
hadistir:

 ((
كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ،
فَأَهْوَيْتُ لِأَنْزِعَ خُفَّيْهِ، فَقَالَ: دَعْهُمَا فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا
طَاهِرَتَيْنِ، فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا.))
[ متفق عليه ]

“Ben, bir yolculuk
sırasında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte idim.
(Abdest için)
ayakkabısını çıkarmak üzere ellerimi
uzattığımda bana:

– Onları
bırak! Çünkü ben, ayaklarımı, ayakkabımın içine
abdestli olarak koydum, buyurdu ve ayaklarının üzerini
meshetti.” (Buhârî; hadis no: 206. Müslim; hadis no: 274.)

Bu hadis, mest (çarık) giyen kimse hakkında meshetmenin
daha fazîletli olduğuna delâlet etmektedir.

Yine, buna delâlet eden, Safvân b. Assâl’ın -Allah ondan
râzı olsun- rivâyet ettiği şu hadistir. Safvân b. Assâl şöyle
demiştir:

(( كَانَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ
مُسَافِرِينَ أَنْ لا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ
إِلا مِنْ جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ.)) [ رواه الترمذي والنسائي وابن ماجه وحسنه الألباني]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-,
yolculukta veya yolcu olduğumuz zaman -cünüplük hâli bunun
dışındadır-, (abdestli
olarak giydiğimiz takdirde), büyük ve küçük abdest bozmak ile uyku
uyumak gibi hallerde üç gün ve üç gece (yetmiş iki saat) mestlerimizi
(çarıklarımızı) çıkarmamamızı
emrederdi.” (Tirmizî; hadis no: 96. Nesâî; hadis no: 127. İbn-i
Mâce; hadis no: 478. Elbânî; ‘hadis hasendir’ demiştir.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
meshetmeyi emretmesi, meshin daha fazîletli olduğuna delâlet eder. Fakat
bu, mest (çarık) giyen kimse içindir.

Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona
rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Kesin hüküm şudur: Herkes için
ayağının durumuna en uygun olanı en fazîletlisidir. Buna
göre ayakları çıplak olan kimse için en fazîletli olan,
onları yıkaması ve mest (çarık) giyip de üzerini meshetmeye
çalışmamasıdır.Nitekim Rasûlullah -en fazîletli salât ve selâm onun üzerine olsun-
ayakları çıplak olduğu zaman onları yıkar, mest
(çarık) giydiği zaman ise, onun üzerini meshederdi.”
(el-İnsâf; c: 1, s: 378).

İbn-i Kayyim
-Allah
ona rahmet etsin- de şöyle demiştir:

“Bir kimse, ayakları hangi durumda ise onun aksine
hareket ederek kendisine meşakkat çıkarmamalıdır. Aksine
eğer mest (çarık)
giymiş ise, üzerini meshetmeli ve onu çıkarmamalıdır. Yok
eğer ayakları çıplak ise, ayaklarını yıkamalıdır.
Üzerini meshetmek için mestini (çarığını)
giymeye çalışmamalıdır.Bu, meshetme ve yıkama
konusundaki görüşlerin en âdil olanıdır. Şeyhimiz de (hocamız,
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye) böyle söylemiştir.” (Zâdu’l-Meâd;
c: 1, s: 199).