Bizler, Müslümanlardan oluşan bir gurubuz. Kendi aramızda bir konuşma geçti. Biz bu konuşmamızda İslam’da muhabbetin tanımını bulmaya çalıştık. Bizler, hepimiz, Allah Subhânehû ve Teâlâ’yı sevmemizin ve O’na bağlanmamızın zorunlu olduğuna, O’nu ve peygamberlerini sevmemizin zorunlu olduğunun zorunlu olduğunun idraki içerinde olan kimseleriz. Bizler, birbirimize, tıpkı Mesihlikteki “kardeşlik sevgisi” gibi insanlar arasındaki çok açık olan sevginin aşırılık olup olmadığını sorduk. Bazıları şöyle dediler: Sevgi, sadece aile bireyleri arasında olur. Bunun dışındakiler ise, ihtiram, sadakat ve diğerleridir. Bazıları da sadece eş ve çocuklara olan sevginin olup olmayacağını sordular. Diğer bazıları da sevginin şart olur olmadığını sordular. Bazıları da (yaygın olan tabire göre) Mesihi felsefe ve hayali kıssalara dayanan bir bidat olarak gördüler. Bu sorulara ulaşmak için bizden birçoğu çeşitli kaynak eserlerde araştırma yaptılar. Ancak şu ana kadar kesin bir cevaba ulaşamadık. Bize bu konuda yardım etmeniz mümkün mü?

Hamd, Allah’a mahsustur.

 

Soruyu soran bayan kardeşim!

 

Allah’ın selamı, rahmeti ve
bereketi üzerine olsun

 

Senin, kız kardeşlerinle İman
ve İslam meselelerini öğrenmeye çalışman, hiç şüphe
yok ki kalbin bundan dolayı ferahlık duyar. Muhabbet/sevgi
hakkındaki müzakerenizde olduğu gibi. Hiç şüphe yok ki sen ve
kardeşlerin, bir anlaşmazlığı halletmek için,
şeri meselelerin anlayışında alimlerin sözüne
dönmenin ve âlimlerin sözlerinin önemini biliyorsunuz. Biz
burada muhabbetin bölümleri alakalı olarak sizin için meselenin halli
için Allah’ın izni ile âlimlerin bazı sözlerini
nakledeceğiz.

 

Muhabbetin çeşitleri ve hükümleri:

 

Muhabbet, özel ve müşterek olmak
üzere iki kısma ayrılır. Özel muhabbette, şeri olan,
dinin öngördüğü muhabbet ve haram kılınmış
muhabbet olmak üzere iki kısma ayrılır.

 

Şeri olan, dinin
öngördüğü muhabbetin kısımları:

 

1- Alla sevgisi ve onun hükmü: Muhakkak ki
bu, yapılması gerekenlerin en başında gelir. Böyledir,
çünkü Allâh Subhânehû ve Teâlâ’nın sevgisi İslam dininin
aslıdır. Onun tamamlanmasıyla iman tamam olur. Onun eksik
olmasıyla da Tevhid noksan olur. Bunun delili ise Allah Azze ve Celle’nin
şu kavlidir:

 

(وَالَّذِينَ آمَنُوا
أَشَدُّ حُبًّا لِلَّهِ )البقرة 165
 

 

«İman
edenlerin Allah’a olan sevgileri çok daha
kuvvetlidir.»
(Bakara: 165)

Allah Azze ve Celle
şöyle buyurdu:

 

( قُلْ إِنْ كَانَ
آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ
وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ
تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنْ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي
سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ وَاللَّهُ لا يَهْدِي
الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ) التوبة 24

 

«(Ey Muhammed!) De
ki: “Babalarınız, oğullarınız,
kardeşleriniz, eşleriniz kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesat
gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız
evler, eğer size Allah’tan, Resûlü’nden ve Allah yolundaki cihaddan daha
sevimli geliyorsa, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah,
fâsık kimselere hidayet etmez.”»
(Tevbe: 24)

 

Kurân ve sünnette buna
dair başka deliller de vardır.

 

Muhabbet, Allah’ın
kulundan yana sevdiğini, kulunun sevdiği ve onun istediğini
istemesini tercih etmede kendini gösterir. Bunun üzerine kul, Allah’ın
sevdiğini sever, Allah’ın sevmediğini ise sevmez. Allah’ın
dost edindiğini dost edinir, Allah’ın şeriatına (kanun ve nizamına)
ve ona celbeden sebeplere sarılmaya iltizam gösterir.

 

2- Allah Rasûlu
sallallahu aleyhi ve selleme olan sevgi de yine dinin gereklerinden biridir.
Bununla beraber kişi Allah Rasûlu sallallahu aleyhi ve selemi kendi
nefsinden daha fazla sevmedikçe tam bir imana ulaşamaz. Hadiste Allah
Rasûlu sallallahu aleyhi ve sellemin buyurduğu gibi:

 

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ : لا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ
وَلَدِهِ وَوَالِدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ . ”   رواه مسلم رقم 44   

 

“Sizden birisi, ben kendisine
çocuğundan, ana babasından ve tüm insanlardan daha sevgili gelmedikçe
o kimse iman etmiş olmaz.” (Bu hadisi Muslim rivayet etmiştir:
44)

 

Abdullah ibnu Hişam’ın rivayet
etmiş olduğu hadiste O şöyle dedi:

 

كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهم
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ آخِذٌ بِيَدِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَقَالَ لَهُ
عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لأَنْتَ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ إِلاّ مِنْ
نَفْسِي فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهم عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لا وَالَّذِي
نَفْسِي بِيَدِهِ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْكَ مِنْ نَفْسِكَ فَقَالَ لَهُ
عُمَرُ فَإِنَّهُ الآنَ وَاللَّهِ لأَنْتَ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ نَفْسِي فَقَالَ
النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهم عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الآنَ يَا عُمَرُ . ”
  رواه البخاري فتح رقم 6632

 

Bizler, Allah Rasûlü
sallallahu aleyhi ve selem ile beraberdik. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve
sellem, Ömer ibnul-Hattâb’ın elini tutmuştu. Ömer, Allah
Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme şöyle dedi:

-Ey
Allah’ın Rasûlü! Nefsim dışında sen bana her şeyden
daha sevgilisin!

Bunun üzerine Allah
Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

-“Hayır,
nefsimi elinde bulunan Allah’a yemin olsun ki, ben sana nefsinden de daha
sevgili gelmedikçe iman etmiş olmazsın.”

Ömer, Allah Rasûlü
sallallahu aleyhi ve selleme:

-Vallahi sen şimdi
nefsimden bile daha sevgilisin, dedi.

Allah Rasûlü sallallahu
aleyhi ve sellem:

-“Şimdi oldu ey
Ömer!” buyurdu. (Buhari: 6632)

 

Bu muhabbet, Allah Azze
ve Celle’nin muhabbetine tabidir ve Allah Rasûlu sallallahu aleyhi ve selleme
uymada O’nun sözünü başkasının sözünün önüne
geçirmede kendini gösterir.

 

3- Peygamberleri ve
müminleri sevmenin hükmü farzdır. Çünkü Allah Azze ve Celle’yi
sevmek, O’na itaat edenleri sevmeyi gerektirir. Bunlar ise peygamberler ve
Sâlih kimselerdir. Bunun delili ise Allah Rasûlu sallallahu aleyhi ve sellemin:
“Kim Allah için severse” hadisidir. Yani bunun için Allah’a iman
edenleri ve O’na itaat edenleri sever. Kişinin her ne kadar namazı ve
orucu çok olursa olsun iman ancak bununla kemale erer. Ömer
ibnul-Hattâb’ın -Allah ondan razı olsun- dediği gibi: “Bizden biri
Allah Rasûlu sallallahu aleyhi ve sellem zamanında elinde bulunan dinar ve
dirheme karşı Müslüman kardeşinden daha çok hak sahibi değildi.”

 

Haram Kılınan
Muhabbet:

 

Şirk,
bundandır. Şirk, tıpkı Allah’ı sever gibi Allah’tan
gayrisini sevmektir. Onda ortak kılmaktır. Bu ise muhabbette
şirktir. Birçok kimse sevgide ve yüceltmede (tazimde) Allah’a eşler
edindiler.

Sevgide, şirk
olmaksızın haram kılınmış olanlar vardır.
Ailesi, malı, akrabası, ticaret ve hoşlandığı
evine olan muhabbeti bunların tamamını veya
bazısını hicret ve cihad gibi Allah’ın vacib
kıldığı şeylere tercih etmesi gibi. Bunun delili ise
Allah Azze ve Celle’nin şu kavlidir:

 

 (
قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ
وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا
وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنْ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ
فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ وَاللَّهُ لا
يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ) التوبة 24

 

«(Ey Muhammed!) De
ki: “Babalarınız, oğullarınız,
kardeşleriniz, eşleriniz kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesat
gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız
evler, eğer size Allah’tan, Resûlü’nden ve Allah yolundaki cihaddan daha
sevimli geliyorsa, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah,
fâsık kimselere hidayet etmez.”»
(Tevbe: 24)

 

İşte bu, daha
önce geçen özel muhabbet ve kısımlarıdır.

 

Müşterek olan
muhabbete gelince, bu da üç çeşittir:

 

Birincisi: Tabi olan
sevgi. Tıpkı aç olan birinin yemeği, susuz olan birinin suyu
sevmesi gibi. Bu ise tazimi gerektirmeyen mubah bir sevgidir.

 

İkincisi: Rahmet ve
şefkat muhabbeti. Tıpkı bir babanın küçük çocuğunu
sevmesi gibi. Bu da tazim gerektirmeyen ve kendisinde bir problem olmayan
sevgidir.

 

Üçüncüsü: Cana
yakınlık ve arkadaşlık muhabbeti. Tıpkı bir
fabrikada çalışanların, ticaret yapanların, beraber
yolculuk yapanların muhabbeti gibi. İnsanların bu türden bir
sevgi ile birbirlerini sevmeleri uygun bir sevgidir. Tıpkı
kardeşlerin birbirlerini sevmeleri gibi. Bu tür sevginin onlarda
varolması Allah’a muhabbette şirk değildir.

 

Konu ile alakalı
olarak, “Teysirul-Azizil-Hamid” adlı kitabın “İnsanlardan Kimi Allah’tan
Gayri Eşler Edinirler” bölümünden
faydalanılmıştır.

 

Bu bölümlere
ayırma ve açıklama, umarız sizin için
açıklanmıştır. Allah Azze ve Celle’den bizleri ve sizleri
her hayra muvaffak kılmasını dileriz. Salat ve selam Peygamberimiz
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin üzerine olsun.