Ramazan ayının girişi münasebetiyle müslümanlara neyi tavsiye edersiniz?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Allah Teâlâ, Ramazan ayı
hakkında şöyle buyurmuştur:
(( شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنْزِلَ
فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى
سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ
يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللهَ
عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ{185})) [ سورة اليقرة الآية: 185 ]
“Ramazan ayı, insanlara hak yolu gösteren, doğruyu ve
hak ile bâtılın birbirinden ayırt etmenin açık delilleri
olarak Kur’an’ın (Kadir gecesinde) indirildiği aydır. O
halde sizden kim, Ramazan ayını idrak ederse, onda oruç tutsun.Kim de
onda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler
sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah, sizin için (dîninde)
kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, orucu bir aya
tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine, orucun sonunda (Ramazan
bayramında tekbir getirip) Allah’ın adını yüceltmeniz,
sizi doğru yola iletmesi (ve size kolaylık sağlamasına
karşılık Allah’a) şükretmeniz içindir.”[1]
Bu mübarek ay; hayır,bereket,ibâdet ve her türlü salih amel için büyük
bir mevsimdir.
Bu ay; sevapları kat kat verilen, işlenen günahları büyük sayılan,
cennet kapıları açılan, cehennem kapıları kapanan, her
türlü günah ve kötülüklerden Allah’a tevbe edilen büyük bir ay ve kıymetli
bir mevsimdir.
Bu sebeple hayır ve bereket mevsimlerini, fazîlet vesilelerini ve her
türlü nimetleri size bahşetmiş olduğundan dolayı Allah
Teâlâ’ya çokça şükredin, kıymetli vakitleri ve fazîletli mevsimleri,
Allah’a itaatlerle ve haramları terk etmekle değerlendirin ki, güzel
hayatı kazanıp ölümden sonraki hayata hazırlıklı
olabilesiniz.
Samimi mü’min için yılın bütün ayları ibâdet
mevsimleridir.Onun için ömrün hepsi, Allah’a taat ve ibâdet içindir. Fakat
Ramazan ayında hayır işlemek onun azim ve gayreti kat kat artar,
ibâdet etmek için kalbi daha canlı bir hâle gelir ve Rabbi Allah Teâlâ’ya
daha çok yönelir.
Kerim olan Rabbimiz, oruç tutan mü’minlere olan kerem ve
cömertliğinden dolayı bu kıymetli ayda
sevaplarının karşılığını kat kat verir,
salih amellerine karşılık olarak onlara en güzel şekilde
lütuflandırıp mükafatlandırır.
Bu gece, sanki dün geceki gibiydi. (Yani olaylar, gece ve gündüzler ne
kadar da birbirine benziyor.)
Bu günler, sanki bir an gibi hızla gelip geçmektedir.Nitekim geçen
yıl Ramazan ayını karşıladık, sonra da onu
uğurladık. Ne kadar da kısa bir zaman dilimi sanki! Ramazan
ayını bir kez daha karşılıyoruz. Bu sebeple bu büyük
ayda salih ameller işlemekte acele etmemiz ve bu ayı, Allah
Teâlâ’yı râzı edecek ve O’nun huzuruna
çıktığımız zaman bizi sevindirecek şeylerle
doldurmamız gerekir.
Peki Ramazan için nasıl hazırlık yapmalıyız?
Şüphesiz Ramazan için hazırlık; kelime-i şehâdeti
gerçekleştirerek, kusur ve hatalarını gözden geçirmek veya
farzları edâ etmekteki kusur ve hataları gözden geçirmek veyahut
da şehevî duyguları veya şüpheleri terk etmemekteki kusur ve
hataları gözden geçirmek sûretiyle nefsi hesaba çekmekle mümkün olur.
Kul, Ramazan’da ahlâk ve davranışını düzeltmeli ki,
îmânda yüksek bir dereceye erişebilsin.Çünkü îmân artar ve
eksilir.Îmân, taatle (salih amel işlemekle) artar, günahla eksilir.
Kulun gerçekleştirebileceği ilk taat; kulluğu, yalnızca
Allah’a gerçekleştirmektir (ibâdeti yalnızca O’na yapmaktır).
Kulun, nefsinde Allah’tan başka hak ilâh olmadığına inanıp
bütün ibâdetleri Allah’a hâlis kılması ve Allah’a ibâdette O’na hiç
kimseyi ortak koşmamasıdır.Bizden her birimizin,
kendisine isabet edenin (başına
gelecek olanın) şaşmayacağını, isabet etmeyenin
de isabet etmeyeceğini (yazılmamışsa, o şeyin
olmayacağını) ve her şeyin bir kaderinin olduğunu
yakînen bilmesi gerekir.
Kelime-i şehâdeti gerçekleştirmeye aykırı olan her
şeyden uzak durmamız gerekir. Bu ise, bid’atlardan ve dînde yenilik
çıkarmak gibi şeylerden uzak durmakla mümkün olur.
Yine Velâ ve Berâ mefhumunu gerçekleştirmemiz gerekir.Bu ise,
mü’minleri sevmek ve onlara dostluk beslemek, kâfirlere ve münâfıklara
düşmanlık edip onları sevmemekle mümkün olur.Müslümanların,
düşmanlarına karşı üstün gelmelerine sevinmemiz, Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashâbını örnek almamız,
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile
O’ndan sonraki Râşid halifelerinin yoluna uymamız, Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘in sünnetini ve nerede, hangi renkte ve hangi uyrukta olursa
olsun, O’nun sünnetine sarılanları sevmemiz gerekir.
Bundan sonra namazları cemaatle kılmaktaki kusur ve
hatalarımızı, Allah -azze ve celle-‘yi anmak, komşunun,
yakın akrabaların ve diğer müslümanların üzerimizdeki
hakları konusundaki kusur ve hatalarımızı, selâmı
insanlar arasında yayma konusundaki kusur ve hatalarımızı,
iyiliği emredip kötülükten alıkoymak ve karşılıklı
olarak hakkı tavsiye etmek ve buna sabretmek, çirkin şeyleri
işlememeye ve taatleri işlemeye sabretmek, Allah -azze ve celle-‘nin
takdir ettiklerine sabretmek konusundaki kusur ve hatalarımızı
gözden geçirip nefsimizi hesaba çekmemiz gerekir.
Sonra günahlara ve şehevî duygulara devam etmekten nefsimizi yasaklayıp
yasaklamadığımızdan nefsimizi hesaba çekmemiz gerekir. Bu
günahlar, ister küçük, isterse büyük günahlar olsun, ister Allah’ın haram
kıldığına bakmak sûretiyle gözlerimizle olsun, isterse
çalgı aletlerini dinlemek sûretiyle olsun veya Allah -azze ve celle-‘yi
râzı etmeyen ve O’nun hoşuna gitmeyen yere gitmek sûretiyle olsun
veyahut da Allah’ı râzı etmeyen ve O’nun hoşuna gitmeyen
şeyi elle tutmak veya insanların mallarını bâtıl
yollarla yemeye giren fâiz ve rüşvet gibi Allah’ın haram
kıldığı şeyleri yemek konusunda nefsimizi hesaba
çekmemiz gerekir.
Yine Allah Teâlâ’nın, gece günah işleyenin tevbe etmesi için gündüz
elini açtığını, gündüz günah işleyenin tevbe etmesi
için de gece elini
açtığını gözönünde bulundurmamız ve
böyle bilmemiz gerekir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
((وَسَارِعُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ
رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ أُعِدَّتْ
لِلْمُتَّقِينَ {133} الَّذِينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّاء وَالضَّرَّاء
وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ وَاللهُ يُحِبُّ
الْمُحْسِنِينَ {134} وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُواْ
أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُواْ اللهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ
الذُّنُوبَ إِلاَّ اللهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ {135}
أُوْلَـئِكَ جَزَآؤُهُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ
تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ {136}))
[ سورة آل عمران الآيات: 133-136 ]
“Rabbinizden bir mağfirete,
genişliği göklerle
yer arası kadar olan ve takvâ sahipleri için hazırlanmış bulunan
cennete koşun. Onlar (takvâ
sahipleri) bollukta ve darlıkta Allah yolunda
harcayanlar, öfkelerini
yenenler ve insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever. Yine
onlar, çirkin bir iş yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri
zaman Allah’ı hatırlayıp hemen
günahlarının
bağışlanmasını
isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim
bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah)
üzerinde ısrar etmeyenlerdir. Onların mükâfatı; Rableri tarafından
bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki, orada
ebedî kalacaklardır.(Allah yolunda) çalışanların
mükâfatı ne güzeldir!”[2]
Allah Teâlâ başka
bir âyette şöyle buyurmuştur:
(( قُلْ يَا
عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ
اللهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ
الرَّحِيمُ )) [ سورة الزمر الآية: 53
]
“(Ey elçi! Günahlara dalan kullarıma) de ki: Ey
nefislerine karşı aşırı giden kullarım! (Günahlarınızın
çokluğundan dolayı) Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.
Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, (kullarından
tevbe edenlerin günahlarını) çok
bağışlayandır, (onlara) çok merhamet edendir.”[3]
Allah Teâlâ yine
şöyle buyurmuştur:
(( وَمَنْ يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ
يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللهَ يَجِدِ اللهَ غَفُورًا رَحِيمًا )) [
سورة النساء الآية: 110 ]
“Kim bir
kötülük yapar veya (Allah’ın hükmüne aykırı davranarak) kendine
zulmeder, sonra da (yaptığına
pişman olarak Allah’a döner ve O’nun mağfiretini umarak) Allah’tan
bağışlanma dilerse, Allah’ı çok
bağışlayıcı, çok merhamet edici bulur.”[4]
Bu nefis
muhasebesi, bu tevbe ve istiğfar ile Ramazan ayını
karşılamamız gerekir.
Nitekim
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ
وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ، وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا، وَتَمَنَّى
عَلَى اللَّهِ الْأَمَانِي.)) [رواه الترمذي
وأحمد والحاكم وابن ماجه]
“Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken (Allah’ın emrine itaatkâr kılıp O’nun hükmüne, kaza ve
kaderine boyun eğdiren) ve ölüm sonrası için
çalışandır. Âciz (Allah’ın emirlerine
karşı ihmalkâr davranan) kimse ise, nefsini hevâsına tâbi
kılan ve Allah’tan dileklerde bulunarak bunu yeterli gören kimsedir.”[5]
Şüphesiz
Ramazan ayı, ganimet ve kazanç ayıdır. İşini bilen
tüccar, kazancını arttırmak için kazançlı mevsimleri
fırsat bilip kollar.
O halde
siz de bu ayı; ibâdet, çok namaz kılmak, Kur’an okumak,
insanları affetmek, başkalarına ihsanda bulunmak ve fakirlere
tasadduk etmekle değerlendirin.
Zirâ
Ramazan ayında cennet kapıları açılır, cehennem
kapıları kapanır, şeytanlar zincirlere vurulur
ve bir münâdî şöyle seslenir:
“Ey hayırlı şeyler yapmak isteyen
kimse! Bu isteğini yerine getir, hayırlı işleri yap, ey
kötü işler yapmak isteyen insan! Bu isteğinden vazgeç.”
Bu sebeple ey Allah’ın kulları! Nebiniz
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sünnetine sarılıp selef-i
salihinize uyarak hayır ve iyilik ehli olun ki, Ramazan ayından
günahları bağışlanmış ve salih amelleri kabul
edilmiş olarak çıkalım.
Biliniz
ki Ramazan ayı, ayların en hayırlısıdır.
İbn-i
Kayyim -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Bunlardan
-yani Allah’ın yarattığı şeylerin birbirinden
fazîletli oluşlarından birisi de- Ramazan ayını, diğer
aylardan ve son on gecesini de diğer gecelerden üstün
kılmasıdır.”[6]
Ramazan ayı, şu dört şeyle
diğer aylardan üstün kılınmıştır:
Birincisi:
Ramazan
ayında yılın en hayırlı gecesi vardır ki, o gece
de, Kadir gecesidir.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ
الْقَدْرِ {1} وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ {2} لَيْلَةُ الْقَدْرِ
خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ {3} تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا
بِإِذْنِ رَبِّهِم مِنْ كُلِّ أَمْرٍ {4} سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ {5}))
[ سورة القدر ]
“Şüphesiz
biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne
olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi (içerisinde Kadir gecesi olmayan) bin
aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail)
o gecede, Rablerinin izniyle (bu gecede takdir olunan)
her türlü iş için iner de iner.O gece, tan yerinin ağarıncaya kadar esenlikle doludur.”[7]
Bu gecede
yapılan ibâdet, bin gecede yapılan ibâdetten daha
hayırlıdır.
İkincisi:
Ramazan
ayında nebilerin en fazîletlisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e,
kitapların en fazîletlisi Kur’an-ı Kerim nâzil olmuştur.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ
هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ
الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ
أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ
وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ
وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ{185})) [ سورة اليقرة الآية: 185 ]
“Ramazan ayı, insanlara hak yolu gösteren, doğruyu ve
hak ile bâtılın birbirinden ayırt etmenin açık delilleri
olarak Kur’an’ın (Kadir gecesinde) indirildiği aydır. O
halde sizden kim, Ramazan ayını idrak ederse, onda oruç tutsun.Kim de
onda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler
sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah, sizin için (dîninde)
kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, orucu bir aya
tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine, orucun sonunda (Ramazan
bayramında tekbir getirip) Allah’ın adını yüceltmeniz,
sizi doğru yola iletmesi (ve size kolaylık sağlamasına
karşılık Allah’a) şükretmeniz içindir.”[8]
Allah Teâlâ
başka bir âyette şöyle buyurmuştur:
(( إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ
مُبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ {3} فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ {4}
أَمْراً مِنْ عِنْدِنَا إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ {5})) [سورة الدخان الآيات:
3-5]
“Şüphesiz biz onu (Kur’an’ı) mübârek bir gecede (Kadir
gecesinde) indirdik. Çünkü biz, (Allah’ın hucceti kulları
üzerinde ikâme olsun diye elçiler gönderip kitaplar indirerek insanlara
fayda ve zarar veren şeylerle insanları) uyarırız. Katımızdan bir emirle her hikmetli
iş (eceller ve rızıklar) o gecede ayırt edilir (takdir edilir). Rabbinden bir rahmet olarak biz (insanlara) elçiler göndeririz.”[9]
Vâsile b. el-Eska’dan -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem- şöyle buyurmuştur:
((
أُنْزِلَتْ صُحُفُ إِبْرَاهِيمَ أَوَّلَ لَيْلَةٍ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ، وَأُنْزِلَتِ
التَّوْرَاةُ لِسِتٍّ مَضَيْنَ مِنْ رَمَضَانَ، وَأُنْزِلَ الْإِنْجِيلُ لِثَلَاثَ
عَشْرَةَ مَضَتْ مِنْ رَمَضَانَ، وَأُنْزِلَ الزَّبُورُ لِثَمَانَ عَشْرَةَ خَلَتْ
مِنْ رَمَضَانَ، وَأُنْزِلَ الْقُرْآنُ لِأَرْبَعَ عَشْرَةَ خَلَتْ مِنْ رَمَضَانَ.))
[ رواه أحمد الطبراني في المعجم الكبير وحسنه الألباني في سلسلة الأحاديث الصحيحة
]
“İbrahim’in Suhufu (sahifeleri), Ramazan ayının ilk gecesinde nâzil oldu. Tevrat, Ramazan’ın altıncı
gecesinde nâzil oldu. İncil, Ramazan’ın onüçüncü gecesinde nâzil
oldu. Zebur, Ramazan’ın onsekizinci gecesinde nâzil oldu.Kur’ân, Ramazan’ın
yirmidördüncü gecesinde nâzil oldu.”[10]
Üçüncüsü:
Ramazan ayında cennet kapıları
açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar
zincirlere vurulur.
Nitekim Ebu Hureyre’den
-Allah
ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( إِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ، وَغُلِّقَتْ
أَبْوَابُ النَّارِ، وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ.)) [ متفق عليه ]
“Ramazan geldiği zaman cennet kapıları
açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar
bağlanır.”[11]
Yine Ebu Hureyre’den
-Allah
ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( إِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ
أَبْوَابُ الرَّحْمَةِ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ، وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ.))
[ رواه النسائي وصححه الألباني في صحيح الجامع ]
“Ramazan geldiği zaman rahmet kapıları
açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”[12]
Başka bir rivâyette Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:
(( إِذَا كَانَ أَوَّلُ لَيْلَةٍ
مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ صُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ، وَمَرَدَةُ الجِنِّ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ
النَّارِ، فَلَمْ يُفْتَحْ مِنْهَا بَابٌ، وَفُتِّحَتْ أَبْوَابُ الجَنَّةِ، فَلَمْ
يُغْلَقْ مِنْهَا بَابٌ، وَيُنَادِي مُنَادٍ: يَا بَاغِيَ الخَيْرِ أَقْبِلْ، وَيَا
بَاغِيَ الشَّرِّ أَقْصِرْ، وَلِلَّهِ عُتَقَاءُ مِنَ النَّارِ، وَذَلكَ كُلُّ لَيْلَةٍ.))
[ رواه الترمذي وابن ماجه وابن خزيمة وحسنه الألباني في صحيح الجامع ]
“Ramazan ayının ilk gecesi
olduğu zaman şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire
vurulur, cehennem kapıları kapatılır, onlardan hiçbirisi açılmaz. Cennet kapıları
açılır ve onlardan hiçbirisi kapanmaz. Bir münâdi şöyle
seslenir.
-Ey hayırlı
şeyler yapmak isteyen kimse! Bu isteğini yerine getir,
hayırlı işleri yap.Ey kötü işler yapmak isteyen
kimse! Bu isteğinden vazgeç. Allah, Ramazan ayında birçok insanı
cehennemden azat eder. Bu durum Ramazan’ın her gecesinde devam eder.”[13]
Soru:
Şeytanlar, Ramazan’da bağlanmış ve zincire
vurulmuş iseler, çoğu zaman her türlü kötülüklerin ve
günahların Ramazan’da vukû bulduğunu nasıl görebiliyoruz?
Oysa bunların vukû bulmaması gerekirdi?
Cevap:
Bunun anlamı; orucun şartlarını
muhafaza eden ve âdâbını gözeten kimseden bu kötülüklerin
ve günahların vukû bulması azalır.
Veya zincire vurulanlardan maksat; şeytanların
hepsi değil de sadece azgın olanlarıdır.
Veyahut da bundan maksat; kötülük ve günahların
bu ayda azalmasıdır. Nitekim bu, gözle görülen ve
hissedilen bir durumdur. Çünkü bu ayda vukû bulan kötülük ve
günahlar, diğer aylara oranla daha azdır. Ayrıca
şeytanların hepsinin zincire vurulması, hiçbir kötülük ve
günahın vukû bulmamasını gerektirmez. Zirâ kötülük ve
günahların vukû bulmasının, şeytanların
dışında başka sebepleri de vardır.Tıpkı
kötü nefisler, çirkin âdetler ve insî şeytanlar gibi.[14]
Dördüncüsü:
Ramazan ayında pek çok ibâdet vardır. Bu ibâdetlerin
bazısı, diğer aylarda yoktur. Örneğin oruç, kıyâm
(gece namazı), fakir ve yoksullara yemek yedirmek, itikâf, sadaka ve
Kur’an okumak gibi.
Azamet sahibi Allah Teâlâ’dan, bu gibi amellerde hepimizi
muvaffak kılmasını ve oruç, kıyâm, salih amelleri
işlemek ve kötülükleri terk etmek gibi konularda bize yardım
etmesini niyaz ederiz.
Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
[1] Bakara
Sûresi: 185
[2]
Âl-i
İmrân Sûresi: 133-136
[3]
Zümer
Sûresi: 53
[4]
Nisâ
Sûresi: 110
[5]
Tirmizî, Ahmed, Hâkim ve İbn-i
Mâce rivâyet etmişlerdir.
[6]
“Zâdu’l-Meâd”,
c: 1, s: 56
[7]
Kadir
Sûresi
[8] Bakara
Sûresi: 185
[9] Duhân
Sûresi: 3-5
[10]
İmam
Ahmed ‘Musned’de, Taberânî de ‘el-Mu’cemu’l-Kebîr’de rivâyet etmişlerdir. Elbânî
de, “Silsiletu’l-Ehâdîsi’-Sahîha”, hadis no: 1575’de hadisin hasen
olduğunu belirtmiştir.
[11]
Buhârî ve
Müslim
[12]
Nesâî
rivâyet etmiş, Elbânî de, ‘Sahihu’l-Câmi’de( hadis no: 471) hadisin sahih
olduğunu belirtmiştir.
[13]
Tirmizî,
İbn-i Mâce ve İbn-i Huzeyme rivâyet etmişler, Elbânî de,
‘Sahihu’l-Câmi’de( hadis no: 759) hadisin hasen olduğunu
belirtmiştir.
[14] “Fethu’l-Bârî”, c: 4, s: 145
