İmam (namazda) Allah Subhâne ve Teâlâ’yı yüceltme ve O’nun adının geçtiği âyet okuduğu zaman şehâdet parmağımı kaldırıp hafif bir sesle: Subhâneke (seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim) veya Subhânekellahumme (seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim Allahım) demem doğru mudur?

Allah Teâlâ en güzel bir şekilde mükâfatınızı versin.

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Özellikle
nâfile namaz kılan kimsenin içerisinde tesbih geçen bir âyeti
okuduğunda ‘Subhânallah” demesi, içerisinde
Allah Teâlâ’dan bir istek geçen âyeti okuduğunda Allah Teâlâ’dan istemesi, içerisinde Allah Teâlâ’ya sığınmanın geçtiği bir âyeti
okduğunda Allah Teâlâ’ya
sığınması müstehaptır.

Nitekim
Huzeyfe’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o
şöyle demiştir:

((

 صَلَّيْتُ
مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
ذَاتَ
لَيْلَةٍ قَالَ: فَافْتَتَحَ الْبَقَرَةَ … ” فذكر الحديث إلى أن قَالَ :

وَكَانَ
إِذَا مَرَّ بِآيَةِ رَحْمَةٍ سَأَلَ، وَإِذَا مَرَّ بِآيَةٍ فِيهَا

عَذَابٌ
تَعَوَّذَ، وَإِذَا مَرَّ بِآيَةٍ فِيهَا تَنْزِيهٌ لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ

سَبَّحَ.))
[ رواه مسلم وأحمد  واللفظ له].

“Bir gece Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- ile
beraber namaz kıldım. Bakara sûresini okuyarak başladı…
Ardından hadisi zikrederek şöyle dedi:

(Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-) rahmet âyeti okuduğunda Allah’tan rahmet
istiyor, sığınma âyeti okuduğunda Allah’a
sığınıyor ve Allah’ı tenzîh içeren âyeti
okuduğunda Allah -azze ve celle-‘yi tesbih ediyordu.” (Müslim;
hadis no: 772. Ahmed; hadis no: 22750. Lafız Ahmed’e âittir.)

“Tuhfetu’l-Ahvezî”
kitabının yazarı hadisin şerhinde şöyle
demiştir:

“Değerli
âlim Abdulhak “el-Lumeât” adlı kitabında şöyle
demiştir:

Görünen
o ki hâdise namaz sırasında olmuştur.Bu hâdise, bizce nâfile
ibâdetlerde olabileceğine yorumlanır.

Dedim ki:

Nitekim
daha önce de öğrendiğin gibi Müslim’in şu rivâyetinde
böyle vuku bulmuştur:

“Bir
gece Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber namaz
kıldım…”

Bu hadis,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in rahmet âyeti okuduğunda
durup Allah’ın rahmetini istemesi, yine azap âyetini
okuduğunda Allah’a
sığınması, gece namazında iken vuku bulduğuna
açık bir delildir.”

İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi
âlimlerine:

“İmamlardan birisi cehrî (açıktan okunan)
namazda Allah Teâlâ’nın:

(( وَقُلْ رَبِّي ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي
صَغِيرًا
)) [ سورة الإسراء من الآية: 24 ]

“Ve de ki: Rabbi! O ikisi, beni
küçükken yetiştirdikleri gibi, sen de onlara merhamet et.”
(İsrâ
Sûresi: 24)

Âyetini okuduktan sonra, aynı tertil ve
tilâvet sesiyle şöyle demektedir.

(( رَبِّي ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي
صَغِيرًا
))

Bu davranışın
hükmü nedir?”

Diye sorulmuş, bunun
üzerine komite şöyle cevap vermiştir:

“Eğer kıraat
farz namazda ise, sünnet olan; bunun terk edilmesidir. Çünkü
bildiğimiz kadarıyla Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den
böyle bir şey nakledilmemiştir. Fakat kıraat, gece
kılınan teheccüd namazı gibi nâfile namazda ise, Kur’an okuyan
kimsenin rahmet âyeti geçtiğinde durup Allah’ın rahmetini istemesi,
azap âyeti geçtiğinde Allah’a sığınması ve tesbih
âyeti geçtiğinde Allah’ı tesbih etmesi müstehaptır.” (İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ
Komitesi Fetvâları; c: 5, s: 309-310)

Bu konuda (85481)
nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.

İkincisi:

Namazda Allah yüceltilirken ve
tesbih edilirken şehâdet parmağını kaldırmaya gelince,
bunun bir dayanağının olduğunu bilmiyoruz.Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den gelen namazla ilgili fiillerde böyle bir
şeye de rastlamadık.Sahâbeden hiç kimsenin de böyle
yaptığına rastlamadık. Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘den ve ashâbından bilinmeyen (gelmeyen), özellikle de temeli
delile ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e ittibâya dayanan namaz gibi
bir ibâdetin yapılması meşrû olamaz.

Nitekim Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( صَلـوُّا كَمـَا
رَأَيْـتمُوُنيِ أُصَـلِّي.)) 

[ رواه البخاري ومسلم
]

“Beni
nasıl namaz kılıyorken gördüyseniz öyle namaz
kılın
(namazı, benim
kıldığım şekilde kılın).”
(Buhârî ve Müslim)

Değerli âlim Abdurrahman es-Suheym’e:

“Namazda Kur’an âyetleri okurken ‘Allah’ lafzı
celâli geçtiğinde şehâdet parmağını
kaldırdığına dâir Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den
bir şey gelmiş midir?

Diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap
vermiştir:

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in,
namazın içinde teşehhüdden başka yerde şehâdet
parmağıyla işâret ettiğini bilmiyorum.

Yine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Cuma hutbesinde
şehâdet parmağıyla işâret ederdi.

İmam Müslim, Husayn’dan, o da

Umâre
b. Rueybe’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre
o, Bişr b. Mervân’ı[1] minberin üzerinde duâ
ederken ellerini kaldırmış halde görünce şöyle
dedi:

((
قَبَّحَ
اللَّهُ هَاتَيْنِ الْيَدَيْنِ، لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا يَزِيدُ
عَلَى
أَنْ يَقُولَ بِيَدِهِ هَكَذَا : وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ الْمُسَبِّحَةِ.)) [ رواه
مسلم ]

“Allah
bu elleri kahretsin (kurutsun)! Andolsun
ki ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i minberin üzerinde (hutbe
okurken) gördüm.Eliyle şundan -şehâdet parmağına
işâret ederek- bir şey ziyâde etmezdi.” (Müslim; hadis no:
874)

Ebu Dâvud’un rivâyeti ise
şöyledir:

لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ

صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ مَا يَزِيدُ
عَلَى هَذِهِ يَعْنِى السَّبَّابَةَ الَّتِى تَلِى الإِبْهَامَ.)) [ رواه أبو داود
]

“Andolsun
ki ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i minberin üzerinde (hutbe okurken) gördüm.
Şuna -yani baş
par­mağın takip eden
şehâdet
parmağını
kast ederek- bir şey ziyâde etmezdi.” (Ebu Dâvud)

Yine Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘den gelen hadiste -Sahih-i Müslim’de Huzeyfe’nin -Allah ondan
râzı olsun- hadisinde geçtiği üzere- O, namaz kılarken tesbih
âyetine uğradığında tesbih getirmiş, Rahmet âyetine
uğradığında Allah’ın rahmetini istemiş ve azap
âyetine uğradığında da Allah’a
sığınmıştır.”

Değerli âlim Abdurrahman es-Suheym’in
fetvâsının linki:

http://almeshkat.com/vb/showthread.php?t=59728

Daha fazla bilgi edinmek için,
(130176) ve (100145) nolu soruların
cevaplarına bakabilirsiniz.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.