Sahih hadisler, namazı terk eden kimsenin kâfir olduğunu açıkça beyan etmiştir. Eğer hadisin zâhirine bakarsak, namazı terk eden kimseleri mirastaki bütün haklarından mahrum etmemiz, onlara bir mezarlık tahsis etmemiz ve onların cenaze namazlarını kılmamamız gerekir. Çünkü kâfire emân yoktur ve ona selâm verilmez. Unutmamalıyız ki mü’minlerin ve mü’min olmayanların erkeklerinden namaz kılanları saymaya çalışmışsaydık, sayıları belki % 6’yı geçmezdi. Kadınların sayısı ise bundan daha azdır.

Yukarıda zikredilen konuda İslâm’ın görüşü nedir?

Namaz kılmayan kimseye selâm vermenin veya onun selâmını almanın hükmü nedir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

“Âlimler,
müslümanlardan namazı kasten terk eden, fakat farz oluşunu inkâr
etmeyen kimsenin hükmü hakkında görüş
ayrılığına düşmüşlerdir.

Bazı âlimler:
Bu kimse, İslâm dîninden çıkmış kâfir ve mürteddir, üç gün
tevbe etmesi istenir,tevbe ederse tevbesi kabul edilir,yoksa dînden
döndüğü için öldürülür, demişlerdir. Buna göre bu
şekilde ölen kimsenin cenaze namazı kılınmaz,
müslümanların kabristanına defnedilmez, diri veya ölü olsun ona
selâm verilmez, selâmı alınmaz, onun için istiğfarda bulunulmaz,
ona rahmet dilenmez, miras alamaz, miras da bırakamaz. Aksine onun
malı, bir ganimet olarak Beytül-Mal’e (devlet hazinesine) kalır.
Namazı kasten terk edenler, ister çok olsunlar, isterse az olsunlar, çok
veya az oluşlarına göre hüküm değişmez.

Bu, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in şu
sözündeki delil yönünden en doğru ve en tercihli
görüştür:

(( اَلْعَهْدُ

الَّذيِ
بَيْـنَناَ وَبَيْـنَهُمُ الصَّلاَةُ، فَمَنْ تَرَكَهاَ فَقَدْ كَفَرَ.)) [ رواه

أحمد وأهل
السنن بإسناد صحيح ]

“Bizimle onlar

(münâfıklar) arasındaki sözleşme,
namazdır.Her kim, namazı terk ederse, kâfir olur.”

(İmam Ahmed ve sünen sahipleri sahih bir
senedle rivâyet etmişlerdir.)

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda
yine şöyle buyurmuştur:

(( بَيْنَ الرَّجُلِ وَ بَيْنَ الْكُفْرِ وَالشِّرْكِ تَرْكُ
الصَّلاَةِ.)) [ رواه مسلم  ]

“Kişi ile
küfür ve şirk
arasındaki sınır; namazın terkidir.”

(Müslim; hadis no: 82)

Âlimlerin cumhuru ise namazın terki konusunda şöyle
demişlerdir:

Bir kimse, namazın farz oluşunu inkâr ederse,o kâfirdir ve
İslâm dîninden dönmüştür. Bunun hükmü, yukarıda birinci
görüşte zikredilen kimsenin hükmü gibidir.

Eğer namazın
farz oluşunu inkâr etmiyor, fakat tembellikten dolayı terk ediyorsa,
bu kimse büyük günah işlemiş olur, ancak İslâm dîninden
çıkmış olmaz, üç gün içerisinde tevbe etmesi istenir. Eğer
tevbe ederse, tevbesi kabul edilir yoksa küfür (inkâr) cezası değil
de had cezası uygulanarak öldürülür.

Bu hükme göre bu
kimsenin cenazesi yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı
kılınır, ona mağfiret ve rahmetle duâ edilir,
müslümanların kabristanına defnedilir, miras alır ve miras
bırakır.

Kısacası hayatta
olan veya ölen günahkâr müslümanlar hakkında uygulanan bütün hükümler
bu kimse için de geçerlidir.”