Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i övmeyi bir ticaret hâline getirmenin hükmü nedir?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
“Bunun
hükmü haramdır. Bilinmesi gerekir ki, Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘i övmek iki kısma ayrılır:
Birincisi:
Yapılan övgünün; aşırılık
derecesine ulaşmayan, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in hak
ettiği ve O’na lâyık olan bir övgü olmasıdır. Bu
övgünün hiçbir sakıncası yoktur. Yani; ahlâkı ve sünneti
konusunda O’na yaraşan bütün güzel ve övülen hasletlerle Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in övülmesinde bir sakınca yoktur.
İkincisi:
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i öven
kimseyi aşırılık derecesine götüren, Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘in de ondan yasakladığı övgüdür.
Nitekim
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( لاَ تُطْرُونيِ كَماَ أَطْرَتِ النَّصاَرىَ ابْنَ
مَرْيَمَ، إِنَّماَ أَنَا عَبْدٌ فَقُولُوا: عَبْدُ اللهِ وَرَسُولُهُ.))
[
متفق عليه ]
“Hıristiyanların Meryem oğlu
İsa’yı aşırı bir şekilde övdükleri gibi beni
de övmeyin. Ben ancak bir kulum ve (benim için) Allah’ın kulu ve elçisidir,
deyin.”[1]
Her kim,
Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘i, yardım ve imdat dileyenin yardımına
koşan, darda kalanın duâsına icâbet eden, dünya ve âhiretin
sahibi, gaybı bilen veya buna benzer lafızlarla överse, bu
kısım övgü haramdır.Hatta bu kısım övgü,
dînden çıkaran büyük şirke kadar götürür.Bu sebeple
aşırılık derecesine ulaşacak şekilde Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘i övmek, câiz değildir. Çünkü
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu tür övgüden
yasaklamıştır.
Ayrıca Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i
övmeyi bir meslek hâline getiren ve bununla kazanç sağlayan kimseye
gelelim. Bunun için de deriz ki: Şüphesiz bu davranış
haramdır ve câiz değildir. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘i, onun hak ettiği şekilde, yüce ahlâk, güzel hasletlerle ve
O’nu dosdoğru yol üzere olmakla övmek, kulu, Allah Teâlâ’ya
yaklaştıran bir ibâdettir. İbâdet sayılan bir şeyin
dünyalık bir menfaat aracı edinilmesi de câiz değildir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
((
مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ
أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لاَ يُبْخَسُونَ{15} أُوْلَـئِكَ الَّذِينَ
لَيْسَ لَهُمْ فِي الْآخِرَةِ إِلاَّ النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا فِيهَا
وَبَاطِلٌ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ{16})) [ سورة هود الآيتان: 15-16 ]
“Her kim, (yapmış olduğu
ameline karşılık olarak) dünya hayatını ve süsünü
isterse, yapmış oldukları amellerinin
karşılığını orada tam olarak veririz ve
onlar orada hiçbir haksızlığa da uğratılmazlar (dünyevî
mükâfatlarından hiçbir şey eksiltilmez).İşte onlar,
âhirette ateşten başka bir şeyi olmayan kimselerdir. (Dünyada)
yapmış oldukları amelleri (kendilerine hiçbir fayda
vermeyip) boşa gitmiştir. Yaptıkları (ameller, Allah
rızâsına uygun olmadığı için)
zâten
batıldı.”[2]
Dosdoğru yol ileten, yalnızca Allah
Teâlâ’dır.”[3]
[1] Buhârî ve
Müslim
[2] Hûd Sûresi: 15-16
[3] “Mecmû’ Fetâvâ İbn-i
Useymîn”, c: 1, s: 258.
