Birçok insanın: “Şefaat yâ Muhammed!” demektedir. Bu söz, şirk midir?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
“Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘den veya O’nun dışındaki ölülerden şefaat
talep etmek, câiz değildir. İlim ehline göre bu
davranış, büyük şirktir. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem- vefat ettikten sonra hiçbir şeye sahip değildir.
Oysa Allah Teâlâ
şöyle buyurmuştur:
((
قُلْ لِلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا)) [ سورة الزمر الآية:44 ]
“(Ey Nebi!) De ki:Şefaatin
tümü Allah’ındır.Göklerin ve yerin mülkü O’nundur.Sonra O’na döndürüleceksiniz.”[1]
Bu
sebeple şefaat, Allah Teâlâ’nın mülküdür.
Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem- ve O’nun dışındaki ölüler, öldükten
sonra şefaat ve duâ gibi hiçbir şeyde tasarruf hakkına sahip
değillerdir. Çünkü insan öldüğü zaman şu üç şey
dışında ameli kesilir: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim
ve kendisine duâ eden salih evlat. Hadiste belirtildiği üzere ümmetinin
sadece salât ve selâmı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e arz edilir.
Bunun içindir ki Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
((
لَا تَتَّخِذُوا قَبْرِي عِيدًا، وَلَا تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قُبُورًا،
وَحَيْثُمَا كُنْتُمْ فَصَلُّوا عَلَيَّ؛ فَإِنَّ صَلَاتَكُمْ تَبْلُغُنِي.)) [
رواه أحمد بسند صحيح ]
“Kabrimi, ibâdet amacıyla
sürekli ziyâret edilen bir yer hâline getirmeyin. Evlerinizi kabirlere
çevirmeyin.[2]
Nerede olursanız olun bana salât getirin.Çünkü sizin
salâtınız bana ulaşır.”[3]
Amellerin
kendisine (Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘e) sunulduğu, bu amellerin içerisinde iyilik bulduğunda
Allah’a hamd ettiğini, kötülük bulduğunda ise bizim için Allah’a
istiğfarda bulunduğuna dâir rivâyet olunan hadis zayıftır. Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sahih olarak böyle bir şey
gelmemiştir. Şayet hadis sahih olsaydı, Nebi -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘den şefaat talep etmemizin bir delili ve anlamı
olmazdı.
Kısacası; Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den veya ölmüşlerden başka
birisinden şefaat talep etmek, câiz olmayan bir davranıştır
ve bu davranış, şer’î kâide gereği büyük şirk
sayılır. Çünkü bu davranış; ölüden gücü
yetmediği bir şeyi talep etmek ve istemek demektir.
Tıpkı ölüden
hastaya şifâ vermesini, düşmanlarına karşı kendisine
yardım etmesini veya darda kalmışlara yardım etmesini talep
etmek gibi…
Bütün bunlar, büyük
şirk türlerindendir. Böyle bir şeyi Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘den istemek ile Şeyh Abdulkadir el-Geylânî’den veya falandan,
filandan, Seyyid Bedevî’den, Hüseyin’den veyahut da başka birisinden
istemek arasında hiçbir fark yoktur. Bunu (şefaati) ölülerden
istemek, câiz olmayan bir davranıştır ve şirkin
kısımlarından birisidir.
Eğer müslüman ise, ölüye
sadece rahmet okunur, Allah Teâlâ’nın ona mağfiret ve rahmet etmesi
için duâ edilir. Bir müslüman, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e selâm
verdiği zaman, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun selâmını
alır ve ona duâ eder.
Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘den medet veya şefaat veyahut da düşmanlarına
karşı kendisine yardım etmesini istemeye gelince, bu câiz
değildir. Zirâ bu davranış, câhiliye döneminin ve şirk
halkının amelindendir. Bu sebeple müslümanın buna dikkat etmesi
ve bu gibi şeylerden sakınması gerekir.”[4]
[1] Zümer Sûresi: 44
[2] “Namazları ve diğer ibâdetleri bırakmayın ki
evlerinizde ölüler gibi olmayasınız. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ibâdetten yoksun olan yeri kabirlere, ibâdetten yoksun olan kimseyi de
ölüye benzetmiştir. (Çeviren)
[3] İmam
Ahmed sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
[4] Abdulaziz b. Baz, “Fetâvâ Nuru’n
Ale’d-Derb”, c: 1, s: 392
