Bu web sitesi, gerçekten mükemmel bir site. Allah Teâlâ hepinizi mübârek kılsın.

Ben, Nevruz bayramını kutlamanın haram olup-olmadığını sormak istiyordum. Çünkü ben, Farslıyım (İranlıyım) ve (her yıl) bu bayramı kutlamaktayım.

Yine bizler, Nevruz bayramında büyük bir sofra kurmaktayız ve bu sofranın üzerine de Kur’an-ı Kerim koymaktayız.

Buna göre Nevruz bayramını kutlamak haram mıdır? Yoksa değil midir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Nevruz: Aslı
Farsça bir kelimedir. Arapçalaştırmış şekli,
Neyruz’dur. Nevruz’un anlamı; yeni gün demektir.

Nevruz
bayramı, Fârislerin (Perslerin) bayramlarından birisidir ve
onların en büyük bayramı sayılır.Bu günü bayram olarak ilk
defa kutlayan kişi, Perslerin ilk krallarından olan Cemşid’dir
(Cemşâd diyen de olmuştur).

Nevruz: Fârisî
yılın ilk günleri olup bu ilk günlerden sonra beş gün daha devam
eder.

Mısır’daki
Kıptîler de (Mısır’ın hristiyan arapları) Nevruz’u
kutlamaktadırlar. Kıptîlere göre Nevruz, yılın ilk
günü olup Şem Nesîm (Meltem Kokusu) Bayramı olarak bilinmektedir.

İmam
Zehebî -Allah ona rahmet etsin-, “Teşebbuhu’l-Hasîs bi
Ehli’l-Hamîs”; s: 46’da şöyle demiştir:


“Nevruz’a
gelince, Mısır halkı, aşırıya giderek bu günü
kutlamaktadırlar. Nevruz, Kıbtîlerin yılının ilk günü
olup onlar bu günü bayram olarak kutlamaktadırlar. Müslümanlar da bu
konuda onlara benzemektedirler.”
(Medine-i Münevvere
İslâm Üniversitesi Dergisi; sayı: 103-104).

İkincisi:

Müslümanların,
Ramazan bayramı ile Kurban bayramının dışında
kutlayacakları başka hiçbir bayramları yoktur. Bu iki
bayramın dışındaki bayramlar, sonradan
çıkarılmış bid’at bayramlardır ve bu bayramları
kutlamak, câiz değildir.

Nitekim
Enes b. Mâlik’ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre o şöyle demiştir:

(( قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ الْمَدِينَةَ وَلَهُمْ يَوْمَانِ يَلْعَبُونَ فِيهِمَا، فَقَالَ: مَا
هَذَانِ الْيَوْمَانِ؟ قَالُوا: كُنَّا نَلْعَبُ فِيهِمَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ.
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللَّهَ قَدْ
أَبْدَلَكُمْ بِهِمَا خَيْرًا مِنْهُمَا: يَوْمَ الْأَضْحَى وَيَوْمَ الْفِطْرِ.))

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (hicretten sonra Mekke’den) Medine’ye
geldiklerinde,
Medinelilerin (Nevruz günü ile Mehricân günü diye) eğlendikleri iki günleri vardı.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

– Bu günler
nedir? Diye sordu.

Medineliler:

– Biz
(İslâm’dan
önce), câhiliyet devrinden beri bu günlerde eğleniriz, dediler.

Bunun
üzerine Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu


Şüphesiz Allah size, o iki günün yerine daha hayırlı olan iki
bayramı: Kurban bayramı ile Ramazan bayramını
vermiştir.” (Ebu Davud; hadis no: 1134. Nesâî; hadis no: 1556. Elbânî
de; “Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha”; hadis no: 2021’de hadisin sahih
olduğunu belirtmiştir.)

Dîne
sonradan sokulan bayramlara, Nevruz bayramı, Anneler günü bayramı,
Doğum günü (partisi), bağımsızlık (kurtuluş) bayramı
gibi bayramlar da girer. Eğer kutlanılan bayram, Nevruz bayramı
gibi, temelde kâfirlerin kutladıkları bayramlardan ise, bu takdirde
haramlılığı, daha da şiddetli ve büyük olur.

Nevruz
bayramı, câhilî bir bayramdır. Persler (Fârisler), İslâm’dan
önce bu bayramı kutladıkları gibi, hristiyanlar da bu
bayramı kutluyorlardı.

Perslere ve
hristiyanlara benzemek sözkonusu olduğundan dolayı Nevruz
bayramını kutlamanın haram oluşu, daha çok kesinlik
kazanmaktadır.

  İmam
Zehebî -Allah ona rahmet etsin-, “et-Temessuk bi’s-Sunen ve’t-Tehzîr
mine’l-Bide’ /Sünnete Sarılmak ve Bid’atlardan Sakınmak”
adlı risâlesinde şöyle demiştir:


“Doğum
günü, Perşembe ve Nevruz gibi bayramlarda zimmet ehline benzemek, çirkin
bir bid’attır. Bir müslüman, bu gün ve bayramları bilmeden dîn
sayarak yaparsa (kutlarsa), yerilir ve kendisine İslâm’ın bu konudaki
hükmü öğretilir. Eğer zimmet ehline sevgi besleyerek ve
onların bayramlarına sevinç duyarak bu bayramı kutlarsa, bu
davranışı da yerilir. Yok eğer bir gelenek ve eğlence
olsun diye ve âilesini hoşnut edip çocuklarının teselli etmek için
yaparsa, bu takdirde onun durumuna bakılır.Ameller, ancak niyetlere
göre değerlendiririlir. Câhil kimse bu konuda mazeretlidir ve
İslâm’ın bu konudaki hükmü kendisine yumuşak bir şekilde
açıklanır.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.”
(Medine-i Münevvere İslâm Üniversitesi
Dergisi; sayı: 103-104).

Perşembe:
Hristiyanların bayramlarından birisidir. Onlar bu günü
“Büyük Perşembe” diye adlandırmaktadırlar.

Fıkıh
Ansiklopedisi; c: 12, s: 7’de şöyle denilmektedir:


“Bayramlarında
Kâfirlere Benzemek:


Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den gelen şu hadis gereği,
bayramlarında kâfirlere benzemek, câiz değildir.   

(( مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ
فَهُوَ مِنْهُمْ.))
[ رواه أبو داود وأحمد ] 

“Her kim, bir
topluluğa
(kavme) benzerse (onların giyindiği
gibi giyinirse, gittiği yolda giderse ve onların işlediği
fiilleri işlerse, günah ve sevap bakımından) o da
onlardandır.” (Ebu Davud ve Ahmed ).

Bunun anlamı:
Kâfirlere âit olan her şeyde onlara mutâbık kalmaktan ve onların
bu davranışlarını onaylamaktan müslümanların
onlardan yüz çevirmelerini sağlamak içindir.

Abdullah b. Amr’dan
-Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre, o şöyle demiştir:

 (( مَنْ مَرَّ بِبِلاَدِ الْأَعَاجَمِ (بَنَى بِأَرْضِ الْمُشْرِكِينَ)
فََصَنَعَ نَيْرُوزَهُمْ وَمِهْرَجَانَهُمْ، وَتَشَبَّهَ بِهِمْ حَتَّى يَمُوتَ

وَهُوَ كَذَلِكَ،

حُشِرَ مَعَهُمْ يَوْم الْقِيَامَة.))

[ عون المعبود وفيض القدير]

“Her kim, Acemlerin ülkesinden
geçerse (müşriklerin toprağında ikâmet ederse),
onlarla beraber onların Nevruz ve Mihricân bayramlarını kutlar
ve ölünceye kadar bu hâl üzere onlara benzerse, kıyâmet günü onlarla
beraber haşrolur.” (Avnu’l-Ma’bûd ve Feydu’l-Kadîr).

Çünkü bayramlar, şeriat ve yol kabilindendir.

Nitekim Allah
Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

((… لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكاً هُمْ
نَاسِكُوهُ…)

[ سورة الحج من
الآية: ٦٧]

“(Geçmişte)
her ümmete, ona göre hareket ederek yerine getirmeleri gereken şeriat
(ve ibadetler) koyduk.”
(Hac Sûresi: 67).

Tıpkı
kıble, namaz ve oruç gibi…

Bu sebeple
onların bayramlarına iştirak etmekle onların izlemiş
oldukları diğer yollara iştirak etmek arasında hiçbir fark
yoktur. Çünkü bayramın hepsini kabul etmek, onların küfrünü kabul
etmek demektir. Onların bayramlarından bir kısmını kabul
etmek, onların küfürlerinden bir kısmını kabul etmek
demektir. Hatta bayramlar, şeriatleri (dînleri) birbirinden ayıran en
belirgin özelliklerden ve en açık sembollerden birisidir. Dolayısıyla
bayramı kabul etmek, küfrün en belirgin özelliğini ve onun en
açık sembolünü kabul etmek demektir. Bunu kabul etmenin küfürle son bulan
bir davranış olduğunda da şüphe yoktur.

Kadı
Han şöyle demiştir:


“Bir
kimse, başka bir günde almadığı bir şeyi sadece Nevruz
günü satın alır da onunla, kâfirlerin yücelttikleri ve tazim
gösterdikleri gibi, bu günü yüceltmek ve ona tazim göstermek isterse,
bu takdirde kâfir olur. Yok eğer yüceltmek ve ona tazim göstermek
için değil de sadece eğlenmek için satın alırsa, bu
takdirde kâfir olmaz. Eğer Nevruz günü bir insana bir şey hediye eder
de bununla o günü yüceltmek ve ona tazim göstermek istemez, bunu sadece
insanların bir geleneği olduğu için yaparsa, bu takdirde kâfir
olmaz. Müslümanın, bu günden önce veya sonra yapmadığı
bir şeyi, bu günde de yapmaması ve kâfirlere benzemekten
kaçınması gerekir.”

Mâliki
âlimlerinden İbn-i Kâsim; “müslümanın, bir hristiyanın
bayram gününde ona bir şey hediye etmesini çirkin görmüş ve bu
davranışın, onun bayramını yücetmek, ona tazim
göstermek ve onun küfrüne yardım etmek olarak görmüştür. Aynı
şekilde bayramlarında kâfirlere benzemek câiz değildir. Onlara
bu konuda benzeyen müslümana yardım edilmez, aksine böyle
yapmasına engel olunur. Bu sebeple bir kimse, onların
bayramlarında İslâm’a aykırı olarak bir dâvet yaparsa, onun
bu dâvetine icâbet etmek gerekmez. Müslümanlardan bir kimse, diğer
zamanlarda yapmış olduğu geleneğe aykırı olarak
bu bayramda bir hediye verirse, özellikle de bu hediye, onlara benzemeye
yardımcı olacak bir şey ise, onun hediyesi kabul edilmez. Tıpkı
doğum günü partisinde mum ve benzeri şeylerin hediye edilmesi
gibi.Bayramlarında kâfirlere benzeyen (müslümanların)
cezâlandırılması gerekir.”

Değerli
âlim Abdullah b. Cibrîn -Allah onu korusun- bu konuda şöyle
demiştir:


“Hristiyanların
yılbaşı bayramı ile (Mecusilerin) Nevruz ve Mihricân
bayramları gibi bid’at olan bayramları kutlamak, câiz
değildir.Aynı şekilde müslümanların, dînde sonradan
çıkardıkları Rebiü’l-Evvel ayındaki Mevlid-i Nebevî ile Receb
ayındaki Mirac Kandilini kutlamaları da câiz değildir. Hristiyanların
(yılbaşı gecesi için) veyhut da müşriklerin kendi
bayramları için hazırladıkları yemekten yemek câiz
değildir. Bu bayramları kutlamak için yaptıkları dâvete
icâbet etmek de câiz değildir.Çünkü onların dâvetine icâbet
etmek, onları bu konuda teşvik etmek, onları cesâretlendirmek ve
onların bu bid’atlarını kabul etmek demektir. Ayrıca bu
davranış, halktan câhil kimselerin aldatılmalarına ve
kâfirlerin bu hareket ve davranışlarında herhangi bir
sakıncanın olmadığına inanmalarına sebep olur.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.”
(el-Lu’lu’ul-Mekîn Min Fetâvâ İbn-i Cibrîn; s: 27).

Sözün özü;
müslümanların, Nevruz bayramını kutlamaları, kutlamak için
yemek hazırlamak ve hediye vermek gibi şeylerle Nevruz
bayramını tahsis etmeleri câiz değildir.

  
Allah Teâlâ en iyi bilendir.