Gece (teheccüd) ve Duhâ (kuşluk) namazı gibi nâfile namazı cemaatle kılmam câiz midir?
Cevap:
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Nâfile namazını cemaatle kılmakta bir sakınca
yoktur.Fakat bunu devamlı yapmamalı, aksine arasıra
yapmalıdır.
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
“Cemaatle kılınan nâfile namaz iki türlüdür:
Birincisi: Küsûf namazı, İstiskâ namazı ve Terâvih
namazı gibi namazları devamlı cemaatle kılmak sünnettir. Bunlar,
sünnette olduğu üzere devamlı cemaatle kılınır.
İkincisi: Gece (teheccüd) namazı, (farz namazlardan önce ve
sonra kılınan) müekked sünnetler, Duhâ namazı ve
Tehiyyetu’l-Mescid (Mescidi selâmlama namazı) gibi namazları cemaatle
kılmak sünnet değildir. Bir kimse, bu namazları arasıra
cemaatle kılarsa, câizdir. Fakat bu namazları düzenli bir
şekilde cemaatle kılmaya gelince, bu davranış meşrû
değildir. Aksine çirkin görülen bir bid’attır. Zirâ Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-, sahâbe ve tâbiîn, Küsûf namazı,
İstiskâ namazı ve Terâvih namazı gibi namazların
dışında herhangi bir nâfile namaz için toplanmayı bir âdet
hâline getirmemişlerdir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu
namazların dışında bazen az bir cemaate nâfile namaz
kıldırmıştır.Çünkü O, gece namazını
tek başına kılardı.Fakat İbn-i Abbas bir gece
kendisinin yanında gecelediğinde Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- onunla beraber cemaat olarak gece (teheccüd) namazını
kılmıştır. Başka bir gecede Huzeyfe ile birlikte
kılmıştır. Yine diğer bir gecede İbn-i Mes’ud ile
birlikte kılmıştır. Aynı şekilde Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-, Itbân b. Mâlik’in evinde iken onun namazgâh
edindiği (namaz kıldığı) yerde onunla birlikte gece
namazı kılmıştır. Yine Enes b. Mâlik, annesi ve
yanlarındaki bir yetimle birlikte gece namazı
kılmıştır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, nâfile
namazların genelini tek başına kılardı.”
(“Mecmû’u’l-Fetâvâ”; c: 23, s: 414)
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e -Allah ona rahmet etsin-:
“Duhâ namazı gibi, nâfile bir namazı cemaatle
kılmanın hükmü nedir?”
Diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap vermiştir:
“Nâfile namazı arasıra cemaatle kılmakta bir
sakınca yoktur. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
bazı gecelerde ashâbının yanında onlarla birlikte
kılmıştır. Nitekim Abdullah b. Abbas -Allah ondan ve
babasından râzı olsun- bir defasında O’nunla birlikte gece
namazı kılmıştır. Bir defasında Abdullah b.
Mes’ud -Allah ondan râzı olsun- O’nunla birlikte gece namazı
kılmıştır.Yine bir defasında Huzeyfe b. El-Yemân -Allah
ondan râzı olsun- O’nunla birlikte gece namazı
kılmıştır. Huzeyfe, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
gece namazına (Fâtiha sûresinden sonra) önce Bakara sûresini, sonra
Nisâ, daha sonra da Âl-i İmrân sûresini okuduğunu, (cehennem
azabıyla) tehdit âyetine uğradığında ondan Allah’a
sığındığını, rahmet âyetine
uğradığında Allah’tan rahmetini istediğini haber
vermiştir.
Abdullah b. Mes’ud ise, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir
gece namaz kılmıştı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- namazı çok uzatmıştı.
Nitekim Abdullah b. Mes’ud bu olayı şöyle haber vermektedir:
– Öyle ki kötü bir şey yapmayı içimden
geçirmiştim.
Kendisine:
– İçinden yapmayı geçirdiğin kötü şey neydi? Diye
sorulunca o şöyle demiştir:
– (Namazı bırakıp) oturmayı ve O’nu öylece
bırakmayı (tek başına namaz kılmasını)
geçirmiştim.
Bunun da sebebi; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
namazının çok uzun olmasından dolayı idi.
Abdullah b. Abbas -Allah ondan ve babasından râzı olsun- bir gece
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in solunda O’nunla birlikte gece
namazı kılmaya başladığını, bunun üzerine Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in onun başından tutarak
(arkasından dolaştırarak) sağına
aldığını haber vermiştir.
Sözün özü; bazı nâfile namazların cemaatle
kılınmasında bir sakınca yoktur. Fakat bunu cemaatle
kıldıkları devamlı bir sünnet namazı hâline
getirmesinler. Çünkü bu davranış, meşrû
değildir.” (“Mecmû’u Fetâvâ İbn-i Useymîn”; c: 14, s:
334)
