Oruçluyu iftar ettirmenin sevabı nedir?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
(( مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ، غَيْرَ
أَنَّهُ لَا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الصَّائِمِ شَيْئًا.)) [ رواه الترمذي وابن ماجه
وصححه الألباني في صحيح الجامع]
“Kim,
bir oruçluyu iftar ettirirse, ona oruçlunun sevabının
aynısı verilir (onun kadar sevap
kazanır).
Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.” (Tirmizî; hadis no:
807. İbn-i Mâce; hadis no: 1746.
İbn-i Hibbân; 8/216. Elbânî
de, ‘Sahihu’l-Câmi’; hadis no: 6415’de “hadis
sahihtir” demiştir.
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet
etsin- şöyle demiştir:
“İftar ettirmesinden kasıt; onu
doyurmasıdır.” (“el-İhtiyârât”; s: 194)
Selef-i salih, (Ramazan’da) yemek yedirmeye gayret
ederler ve bu ameli, ibâdetlerin en fazîletlisi olarak görürlerdi.
Nitekim seleften bazıları şöyle
demişlerdir:
“Arkadaşlarımdan on kişiye
hoşlarına giden yemeği yedirmeye dâvet etmem, İsmail’in
evlâdından on kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.”
Seleften pek çok kimse,oruçlu olduğu halde iftar
yiyeceğini başkasına vermeyi tercih ederdi.
Abdullah b. Ömer -Allah ondan ve babasından râzı
olsun-, Dâvud et-Tâî, Mâlik b. Dinar ve Ahmed b. Hanbel, bunlardan
bazıları idi.
Nitekim Abdullah b. Ömer -Allah ondan ve
babasından râzı olsun-, yetimler ve miskinlerle iftar ederdi.
Seleften bazıları da kendisi oruçlu olduğu
halde müslüman kardeşlerini iftar ettirir ve sofraya oturur onlara hizmet
ederdi. Hasan Basrî ve Abdullah b. Mübârek bunlardan idi.
Ebu Suvâr el-Adevî şöyle demiştir:
“Adiyy oğullarından kimseler, bu mescitte
namaz kılarlardı.Onlardan hiç kimse tek başına bir sofraya
oturmamıştır. Yemeğinden kendisiyle birlikte birisi yerse o
da yerdi. Yoksa yemeğini mescide götürür ve insanlarla birlikte yer,
insanlar da onunla birlikte yerdi.
Yemek yedirme ibâdetinden birçok ibâdetler meydana gelir.
Bunlardan birisi de yemek yiyenlerin birbirlerini sevmeleridir. Böylelikle
bu amel, cennete girmenin bir sebebi olmaktadır.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda
şöyle buyurmuştur:
(( لَا تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى
تُؤْمِنُوا وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا أَوَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ
إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ.)) [ رواه مسلم
]
“Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz.Birbirinizi
sevmedikçe de îmân etmiş olmazsınız. Size,
yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir
şeyi göstereyim mi? Selâmı aranızda yayınız.” (Müslim; hadis no: 54)
Aynı şekilde yemek yedirme ibâdetinin yanı
sıra, salih kimselerle oturmak ve onlara yemek yedirmek sûretiyle ibâdet
ve taatlerde bulunmaları için onlara yardım ederek Allah’tan ecir ve
mükafat hâsıl olur.
