Orucun sünnetleri nelerdir?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Orucun sünnetleri çoktur. Bazıları şunlardır:
Birincisi:
Oruçlunun, birisi kendisine kötü söz
söylediği veya sataştığı zaman, onun
kötülüğüne güzellikle karşılık vermesi ve: ‘Ben
oruçluyum” demesi sünnettir.
Nitekim Ebu Hureyre’den -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:
((
الصِّيَامُ جُنَّةٌ ، فَلاَ يَرْفُثْ وَلاَ يَجْهَلْ ، وَإِنِ امْرُؤٌ قَاتَلَهُ
أَوْ شَاتَمَهُ فَلْيَقُلْ إِنِّي صَائِمٌ . مَرَّتَيْنِ ، وَالَّذِي نَفْسِي
بِيَدِهِ لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ تَعَالَى مِنْ رِيحِ
الْمِسْكِ، يَتْرُكُ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ وَشَهْوَتَهُ مِنْ أَجْلِي، الصِّيَامُ
لِي ، وَأَنَا أَجْزِي بِهِ ، وَالْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا.)) [ رواه
البخاري ومسلم ]
“Oruç kalkandır.(Oruçlu)
kötü söz söylemesin ve câhillik
etmesin. Eğer birisi
kendisine söverse veya kendisiyle kavga etmek isterse:
-İki defa- Ben oruçluyum, desin.
-Nefsim elinde olan Allah’a
yemin olsun ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk
kokusundan daha güzeldir. Oruçlu yemesini, içmesini ve şehvetini benim
için terk etmiştir. Oruç benim içindir
ve mükafatını da ben vereceğim. İyilikler on katıyla karşılık
görür.”[1]
İkincisi:
Oruçlunun sahur
yemeği yemesi sünnettir.
Nitekim Enes b. Mâlik’ten -Allah
ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:
((
تَسَحَّرُوا، فَإِنَّ
فيِ السَّحُورِ بَرَكَةً.) [ متفق عليه
]
“Sahur yemeği yeyiniz.
Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.”[2]
Üçüncüsü:
Sahuru geciktirmek sünnettir.
Nitekim Enes b. Mâlik -Allah ondan râzı olsun-, Zeyd b. Sâbit’ten -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet ettiğine göre, Zeyd
b. Sâbit şöyle demiştir:
(( تَسَحَّرْنَا مَعَ النَّبِيِّ
صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ، قُلْتُ: كَمْ كَانَ
بَيْنَ الأَذَانِ وَالسَّحُورِ؟ قَالَ: قَدْرُ خَمْسِينَ آيَةً.)) [ رواه البخاري ]
“Biz, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile
beraber sahur yemeği yedik. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-
namaza kalktı.
(Enes der ki: Zeyd b.
Sâbit’e:)
-Ezân ile sahur
yemeği arasında ne kadar zaman vardı? dedim.
(Zeyd b. Sâbit):
-Elli âyet okunacak kadar
süre idi, dedi.”[3]
Dördüncüsü:
(Güneşin batmasıyla birlikte) iftarı
açmakta acele etmektir.
Nitekim
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle
buyurmuştur:
((
لَا يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ.))
[ رواه البخاري ومسلم ]
“İnsanlar iftarlarını erken yaptıkları (iftarda acele ettikleri) sürece hayır
üzeredirler.”[4]
Bu konuda (49716) nolu
sorunun cevabına bakabilirsiniz.
Beşincisi:
Oruçlunun, iftarı taze (yaş) hurma ile, taze (yaş) hurma
bulamazsa, kuru hurma ile, onu da bulamazsa su ile orucunu açması
sünnettir.
Nitekim Enes b. Mâlikten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre o şöyle demiştir:
(( كَانَ رَسُولُ اللَّهِ
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُفْطِرُ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّىَ عَلَى
رُطَبَاتٍ ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ فَتَمَرَاتٍ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ حَسَا حَسَوَاتٍ
مِنْ مَاءٍ.)) [ رواه أبو داود والترمذي وصححه الألباني في صحيح أبي داود
]
“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- akşam namazını kılmazdan
önce birkaç tane taze (yaş) hurma ile orucunu açardı (iftar
ederdi). Eğer taze (yaş) hurma yoksa, birkaç kuru hurma ile
orucunu açardı (iftar ederdi). Birkaç kuru hurma da yoksa, birkaç
yudum su yudumlardı.”[5]
Altıncısı:
Oruçlunun, iftar etmek istediği zaman
sünnette belirtilen duâ ile iftarı açması sünnettir.Sünnette
belirtilen ise Besmele’dir. Doğru olan görüşe göre; -Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in bu konuda emri gereği- Besmele farzdır.
Sünnette şu duâ da gelmiştir,
fakat hadis zayıftır:
(( اللَّهُمَّ لَكَ صُمْتُ، وَعَلَى رِزْقِكَ أَفْطَرْتُ،
تَقَبَّلْ مِنِّي إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ.)) [ رواه أبو داود وضعفه ابن القيم في زاد المعاد ]
“Allahım! Senin için oruç tuttum ve senin
rızkınla orucumu açtım.Bunu benden kabul buyur.Şüphesiz sen, hakkıyla
işitensin, hakkıyla bilensin.”[6]
Yine
sünnette şu duâ da gelmiştir:
(( ذَهَبَ الظَّمَأُ وَ ابْتَلَّتِ الْعُرُوقُ، وَ ثَبَتَ
اْلأَجْرُ إِنْ شَاءَ اللهُ.)) [ رواه أبو داود والبيهقي وحسنه الألباني في إرواء
الغليل ]
“(Kuruluğun gitmesiyle) susuzluk gitti, damarlar
ıslandı, (yorgunluk ortadan kalktı ve) Allah’ın
izniyle ecir sâbit oldu.”[7]
Oruçlunun duâsının
fazîleti hakkında hadisler gelmiştir. Bu hadislerden bazıları
şunlardır:
1. Enes b. Mâlikten -Allah ondan
râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem- şöyle buyurmuştur:
((ثَلاَثُ
دَعَوَاتٍ لاَ تُرَدُّ، دَعْوَةُ الْوَالِدِ، وَدَعْوَةُ الصَّائِمِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ.))
[ رواه البيهقي وصححه الألباني في سلسلة الأحاديث الصحيحة ]
“Üç
duâ reddolunmaz (kabul olunur): Babanın
(evladına) duâsı, yolcunun duâsı ve oruçlunun duâsı.”[8]
2.
Ebu Ümâme’den -Allah ondan râzı olsun-
merfû olarak rivâyet olunduğuna göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem- şöyle buyurmuştur:
(( إِنَّ لِلَّهِ عِنْدَ كُلِّ فِطْرٍ عُتَقَاءَ.)) [ رواه أحمد
وصححه الألباني في صحيح الترغيب ]
“Şüphesiz
Allah’ın, her iftar vaktinde (cehennemden) azat ettiği kimseler vardır.”[9]
3. Ebu Said el-Hudrî’den -Allah ondan râzı olsun- merfû olarak rivâyet
olunduğuna göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
((
إِنَّ لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عُتَقَاءَ فِي كُلِّ
يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ -يَعْنِي فِي رَمَضَانَ-، وَإِنَّ لِكُلِّ مُسْلِمٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ
وَلَيْلَةٍ دَعْوَةً مُسْتَجَابَةً.)) [ رواه البزار وصححه الألباني في صحيح
الترغيب ]
“Şüphesiz Allah’ın,
Ramazan’ın her gece
ve gündüzünde (cehennemden) azat ettiği kimseler vardır. Yine
Ramazan’ın her gece ve gündüzünde her müslümanın kabul olunan bir
duâsı vardır.”[10]
Bu konuda (37745), (37720), (13999)
ve (14103) nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.
[1]
Buhârî, hadis no:
1894. Müslim, hadis no: 1151
[2]
Buhârî, hadis no:
1923. Müslim, hadis no: 1095
[3]
Buhârî, hadis no:
1921
[4]
Buhârî, hadis no: 1957. Müslim, hadis no: 1098
[5]
Ebû Dâvud,
hadis no: 2356. Tirmizî, hadis no: 696. Elbânî, ‘İrvâu’l-Ğalîl’, c:4, s:45’te hadisin
hasen olduğunu belirtmiştir.
[6]
Ebu Davud, hadis no: 2358. İbn-i Kayyim,
‘Zâdu’l-Meâd, c: 2, s: 51’de hadisin zayıf olduğunu
belirtmiştir.
[7] Ebu Dâvud, hadis no: 2357. Beyhakî, 4/239.
Elbânî, ‘İrvâu’l-Ğalîl’, c: 4, s: 39’da
hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.
[8] Beyhaki, 3/345.
Elbânî, ‘Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha,
hadis no: 1797’de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
[9]
Ahmed,
hadis no: 21698.
Elbânî,
‘Sahîhu’t-Terğîb, c: 1, s: 491’de hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.
[10]
Bezzâr rivâyet etmiş,
Elbânî, ‘Sahîhu’t-Terğîb, c: 1, s: 491’de
hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
