Terâvih namazını cemaatle kılmak, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in devrinde olmayan bir bid’at sayılır mı?

Bu namazı ilk kılan, Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun- mıdır?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Terâvih namazının bid’at olduğunu
söylemek, vârid olmayan bir sözdür. Ancak bu konuda şöyle
denebilir:

-Terâvih namazı,Ömer b. Hattab’ın -Allah
ondan râzı olsun- sünnetinden midir? Çünkü Terâvih namazı, Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in devrinde yoktu, Ömer b. Hattab’ın -Allah
ondan râzı olsun- hilâfeti zamanında kılınmaya
başlandı.

-Yoksa Terâvih namazı, Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in sünnetinden midir?

Bazı âlimler, Terâvih namazının, Ömer
b. Hattab’ın -Allah ondan râzı olsun- sünnetinden olduğunu iddiâ
etmişlerdir.

Bu konuda şunu delil göstermişlerdir:

“Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun-,
Ubeyy b. Ka’b ve Temîm ed-Dârî’ye, insanlara on bir rekât namaz kıldırmasını
emretmiştir. Nitekim Ömer -Allah ondan râzı olsun-, Ramazan’da
bir gece dışarı çıkmış ve insanları Terâvih
namazını kılarken görünce:

-Bu ne güzel bir bid’attır,
demiştir.” 

Bu rivâyet, Terâvih namazının daha önce
meşrû olmadığına delâlet etmektedir…

Fakat bu görüş, zayıftır. Bu
görüşün sahibi, Buhârî ve Müslim’in sahihleri ile diğer hadis
kitaplarında geçen rivâyetlerden habersizdir.

Nitekim Âişe’den -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

(( أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَّى ذَاتَ
لَيْلَةٍ فِي المَسْجِدِ، فَصَلَّى بِصَلاَتِهِ نَاسٌ، ثُمَّ صَلَّى مِنَ القَابِلَةِ،
فَكَثُرَ النَّاسُ، ثُمَّ اجْتَمَعُوا مِنَ اللَّيْلَةِ الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ،
فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَلَمَّا
أَصْبَحَ قَالَ: قَدْ رَأَيْتُ الَّذِي صَنَعْتُمْ وَلَمْ يَمْنَعْنِي مِنَ الخُرُوجِ
إِلَيْكُمْ إِلَّا أَنِّي خَشِيتُ أَنْ تُفْرَضَ عَلَيْكُمْ وَذَلِكَ فِي رَمَضَانَ.)) [رواه البخاري ]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (Ramazan’da) bir gece mescitte Terâvih
namazını
kıldı. İnsanlar da ona uyarak namaz kıldılar.Sonra ikinci gece yine Terâvih namazını kıldı,
o gece insanlar (sahâbe) daha da çoğaldılar.Daha sonra
üçüncü veya dördüncü gece insanlar
toplandılar, fakat Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- onların
yanlarına çıkmadı.Sabah olunca şöyle buyurdu:

-(Dün gece) yaptığınızı (namaz için
beni beklediğinizi) gördüm, fakat sizin
yanınıza
çıkmamdan beni alıkoyan şey, Terâvih
namazının size farz kılınmasından endişe ettiğim içindir (bunun için size Terâvih
namazını kıldırmadım).
Bu olay, Ramazan’da olmuştu.” (Buhârî, hadis no: 872)

Müslim’in rivâyeti ise
şöyledir:

((

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ، فَصَلَّى فِي الْمَسْجِدِ، فَصَلَّى
رِجَالٌ بِصَلَاتِهِ، فَأَصْبَحَ النَّاسُ يَتَحَدَّثُونَ بِذَلِكَ، فَاجْتَمَعَ أَكْثَرُ
مِنْهُمْ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي اللَّيْلَةِ
الثَّانِيَةِ فَصَلَّى، فَصَلَّوْا بِصَلَاتِهِ، فَأَصْبَحَ النَّاسُ يَتَذَاكَرُونَ
ذَلِكَ، فَكَثُرَ أَهْلُ الْمَسْجِدِ فِي اللَّيْلَةِ الثَّالِثَةِ، فَخَرَجَ فَصَلَّى
بِهِمْ، فَصَلَّوْا بِصَلَاتِهِ، فَلَمَّا كَانَتِ اللَّيْلَةُ الرَّابِعَةُ عَجَزَ
الْمَسْجِدُ عَنْ أَهْلِهِ، فَلَمْ يَخْرُجْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ، فَطَفِقَ رِجَالٌ مِنْهُمْ يَقُولُونَ: الصَّلَاةَ، فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ
رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى خَرَجَ لِصَلَاةِ الْفَجْرِ،
فَلَمَّا قَضَى الْفَجْرَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ، ثُمَّ تَشَهَّدَ فَقَالَ: أَمَّا
بَعْدُ، فَإِنَّهُ لَمْ يَخْفَ عَلَيَّ شَأْنُكُمُ اللَّيْلَةَ، وَلَقَدْ خَشِيتُ أَنْ
تُفْرَضَ عَلَيْكُمْ صَلَاةُ اللَّيْلِ، فَتَعْجِزُوا عَنْهَا.)) [ رواه مسلم ]

“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- (Ramazan’da) gece yarısı
dışarı
çıkıp mescitte Terâvih namazını kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar.
Onunla birlikte namaz kılanlar sabahleyin aralarında bunu konuşunca
ikinci gece daha kalabalık bir cemaat toplandı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ikinci gece
de dışarı çıkıp mescitte Terâvih namazını
kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar.İnsanlar
yine aralarında bunu konuşunca üçüncü gece mescit tam doldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- üçüncü gece
de dışarı çıkıp mescitte Terâvih namazını
kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar. Dördüncü
gece de mescide sığmayacak kadar insan
toplandığını görünce Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
onların yanına çıkmadı.Sabah olunca gidip sabah
namazını kıldırdı. Namazdan sonra insanlara dönüp
kelime-i şehâdet getirdikten sonra şöyle buyurdu:

-(Dün gece) taptığınız
şeyi (namaz için beni beklediğinizi) gördüm. Gece
namazının üzerinize farz kılınıp da sonra
yapamayacağınızdan endişe ettiğimden başka bir
şey beni bundan alıkoymadı.” (Müslim, hadis no: 1271)

Bundan dolayı Terâvih
namazı, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sünneti ile sâbit
olmuştur.Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i Terâvih namazına devam
etmekten alıkoyan şey, bu namazın meşrû oluşundan
dolayı değildir, aksine onun farz kılınmasından
endişe etmesinden dolayıdır. Nitekim bu endişe, Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘in vefat etmesiyle ortadan
kalkmıştır. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat edince vahiy kesilmiş ve Terâvih
namazının farz kılınmasından emîn olunmuştur. Bu sebep
yani Terâvih namazının farz kılınması endişesi
vahyin kesilmesiyle ortadan kalkınca, sonuç da kesinleşmiş olur
ki o da, Terâvih namazının, aslına yani sünnet oluşuna dönmesidir.”
(Bkz: Muhammed b. Salih el-Useymîn, “eş-Şerhu’l-Mumti'”, c:
4, s: 78)

Buhârî ve Müslim’in sahihlerinde
sâbit olduğuna göre Âişe -Allah ondan râzı olsun,
şöyle demiştir:

((
إِنْ
كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
لَيَدَعُ الْعَمَلَ وَهُوَ يُحِبُّ أَنْ يَعْمَلَ
بِهِ خَشْيَةَ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ
النَّاسُ فَيُفْرَضَ عَلَيْهِمْ.))[رواه
البخاري ومسلم]

“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-,
bir işi yapmayı çok istediği halde, onu insanlar da
yapmaya kalkar ve
üzerlerine farz kılınır diye endişe
ettiği için,
yapmaktan vazgeçerdi.” (Buhârî,
Cuma, hadis no: 1060.Müslim,
Yolcuların Namazı,
hadis no: 1174)

İmam Nevevi -Allah ona rahmet etsin- hadisin
şerhinde şöyle demiştir:

“Bu hadis, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
ümmetine olan şefkât ve merhametinin kemâlini açıklamaktadır.”

Buna göre,”Terâvih namazının,Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘in sünnetinden değildir” sözünün hiçbir
geçerliliği yoktur.Aksine Terâvih namazı, Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in sünnetindendir ve ümmete farz kılınmasından
endişe ettiği için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onu terk
etmiştir.

Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- vefat edince
bu endişe ortadan kalkmıştır. Ebu Bekir -Allah ondan
râzı olsun-, iki yıl gibi kısa hilâfeti zamanında dînden
dönenlerle (mürtedlerle) savaşmakla meşgul olmuştur.
Ömer’in -Allah ondan râzı olsun- hilâfeti zamanında
müslümanların işleri yoluna girince, sahâbenin Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem- ile biraraya geldikleri gibi, Ömer -Allah ondan
râzı olsun- Ramazan’da insanları Terâvih namazında biraraya
getirmiştir.

Ömer’in -Allah ondan râzı olsun- bu konuda en çok
yapmış olduğu şey; insanların, Nebi -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘in sünnetine dönmesini sağlamak ve bu sünneti yeniden ihyâ
etmek olmuştur.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.