Ramazan nedir?

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Ramazan; oniki Arap aylarından birisidir ve
İslâm dîninde yüceltilen, saygıdeğer bir aydır. Nitekim
birtakım hususiyetler ve fazîletlerle diğer aylardan ayrı
tutulmuştur.

Bu hususiyetler ve fazîletler şunlardır:

1.            

Allah Teâlâ bu ayın orucunu,
İslâm dîninin dördüncü rüknü (esası)
kılmıştır.

Nitekim
Allah Teâlâ, Ramazan ayı hakkında şöyle buyurmuştur:

(( شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنْزِلَ
فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى
سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ
يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللهَ
عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ{185})) [ سورة اليقرة الآية: 185 ]

“Ramazan ayı, insanlara hak yolu gösteren, doğruyu ve
hak ile bâtılın birbirinden ayırt etmenin açık delilleri
olarak Kur’an’ın (Kadir gecesinde) indirildiği aydır. O
halde sizden kim, Ramazan ayını idrak ederse, onda oruç tutsun.Kim de
onda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler
sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah, sizin için (dîninde)
kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, orucu bir aya
tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine, orucun sonunda (Ramazan
bayramında tekbir getirip) Allah’ın adını yüceltmeniz,
sizi doğru yola iletmesi (ve size kolaylık sağlamasına
karşılık Allah’a) şükretmeniz içindir.”[1]         

İbn-i Ömer’in -Allah
ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem- bu rükünleri şöyle
açıklamıştır:

((
بُنِيَ الْإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ،
وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَإِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ
الزَّكَاةِ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ، وَحَجِّ الْبَيْتِ.)) [ متفق عليه
]

“İslâm, beş esas üzerine bina olunmuştur: Allah’tan
başka hak ilahın olmadığına ve Muhammed -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şâhitlik
etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve
Beytullah’ı haccetmektir.”[2]

2.            

Allah -azze ve celle- bu ayda
Kur’an’ı indirmiştir.

Nitekim
Allah Teâlâ yukarıda geçen âyette şöyle buyurmuştur:

(( شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنْزِلَ
فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ …))
[ سورة اليقرة من الآية: 185 ]

“Ramazan ayı, insanlara hak yolu gösteren, doğruyu ve
hak ile bâtılın birbirinden ayırt etmenin açık delilleri
olarak Kur’an’ın (Kadir gecesinde) indirildiği aydır…”[3]         

Başka bir âyette şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ
الْقَدْرِ )) [ سورة القدر الآية: 1 ]

“Şüphesiz
biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.”[4]

3.            

Allah Teâlâ, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini bu ayda
kılmıştır.

Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ
الْقَدْرِ {1} وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ {2} لَيْلَةُ الْقَدْرِ
خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ {3} تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ
رَبِّهِم مِنْ كُلِّ أَمْرٍ {4} سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ {5})) [
سورة القدر ]

“Şüphesiz
biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne
olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi (içerisinde Kadir gecesi olmayan) bin
aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail)
o gecede, Rablerinin izniyle (bu gecede takdir olunan) her
türlü iş için iner de iner.O gece, tan yerinin ağarıncaya kadar esenlikle doludur.”[5]

Yine
şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ
مُبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ {3} فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ {4}
أَمْراً مِنْ عِنْدِنَا إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ {5})) [سورة الدخان الآيات:
3-5]

 “Şüphesiz biz onu (Kur’an’ı) mübârek bir gecede (Kadir
gecesinde) indirdik. Çünkü biz, (Allah’ın hucceti
kulları üzerinde ikâme olsun diye elçiler gönderip kitaplar indirerek
insanlara fayda ve zarar veren şeylerle insanları)
uyarırız.
Katımızdan
bir emirle her hikmetli iş (eceller ve rızıklar) o gecede
ayırt edilir (takdir edilir).
Rabbinden bir rahmet olarak biz (insanlara)
elçiler göndeririz.”[6]

Allah
Teâlâ, Ramazan ayını, Kadir gecesi ile üstün
kılmıştır. Bu mübarek gecenin konumunu ve önemini
beyan etmek için de Kadir sûresi inmiş ve pek çok hadis gelmiştir.

Bunlardan
birisi de Ebu Hureyre’nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği
hadistir. Bu hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:

((
أَتَاكُمْ رَمَضَانُ شَهْرٌ مُبَارَكٌ فَرَضَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْكُمْ
صِيَامَهُ تُفْتَحُ فِيهِ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَتُغْلَقُ فِيهِ أَبْوَابُ
الْجَحِيمِ وَتُغَلُّ فِيهِ مَرَدَةُ الشَّيَاطِينِ لِلَّهِ فِيهِ لَيْلَةٌ خَيْرٌ
مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ مَنْ حُرِمَ خَيْرَهَا فَقَدْ حُرِمَ.)) [ رواه النسائي وأحمد صححه
الألباني في صحيح الترغيب
]

“Size, bereket ayı olan Ramazan ayı
geldi. Allah -azze ve celle- (bu ayın) orucunu üzerinize farz
kıldı. Bu ayda (kullara rahmeti yaklaştırmak için)
semânın kapıları açılır, (kulları azaptan
uzaklaştırmak için) cehennem kapıları kapanır ve
inatçı şeytanlar zincire vurulur. Bu ayda Allah için bin aydan daha
hayırlı olan bir gece vardır. Bu gecenin hayrından (rahmetinden)
mahrum bırakılan kimse, gerçekten her türlü hayırdan mahrum
bırakılmış demektir.”[7]

Yine Ebu
Hureyre’nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ
لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]

“Kim, Allah’ın vâdettiği sevaba inanarak ve sevabını
yalnızca Allah’tan
umarak Kadir gecesini namaz kılarak geçirirse,
geçmiş (küçük) günahları bağışlanır.”[8]

4.            

Allah
Teâlâ, vâdettiği sevâba inanarak ve sevâbını Allah’tan umarak Ramazan
orucunu tutmayı ve gecelerini
ibâdetle geçirmeyi, geçmiş
(küçük) günahların
bağışlanması için bir vesile kılmıştır.

Nitekim
Ebu Hureyre’nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا
تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]

“Kim, Allah’ın vâdettiği sevaba inanarak ve sevabını
yalnızca Allah’tan
umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş (küçük) günahları
bağışlanır.”[9]

Yine Ebu Hureyre’nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
ettiği hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:

(( مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا
تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]

“Kim, Allah’ın vâdettiği sevaba inanarak ve sevabını
yalnızca Allah’tan umarak
Ramazan gecelerini namaz kılarak geçirirse,
geçmiş (küçük) günahları bağışlanır.”[10]

Müslümanlar,
Ramazan gecelerini kıyamla geçirmenin sünnet oluşu konusunda ittifak
etmişlerdir. Nitekim İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin-, Ramazan
gecelerini kıyamla geçirmekten kastın; Terâvih namazı
olduğunu, yani kıyam maksadının, Terâvih namazını
kılmakla hâsıl olacağını belirtmiştir.

5.            

Allah -azze ve celle- Ramazan ayında cennetlerin kapılarını
açar, cehennem kapılarını kapatır ve şeytanları
zincirlere vurur.

Nitekim Ebu Hureyre’den
-Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:

(( إِذَا
جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ،
وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ.)) [ متفق عليه ]

“Ramazan geldiği zaman cennet kapıları
açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar
bağlanır.”[11]

6.            

Ramazan’ın her gecesinde
Allah’ın cehennemden azad ettiği kimseler vardır.

Nitekim Ebu Ümâme’den
-Allah ondan râzı olsun- merfû olarak rivâyet
olunduğuna göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّ
لِلَّهِ عِنْدَ كُلِّ فِطْرٍ عُتَقَاءَ.)) [ رواه أحمد وصححه الألباني في صحيح
الترغيب ]

“Şüphesiz Allah’ın,
her iftar vaktinde (cehennemden) azat ettiği kimseler vardır.”[12]

Yine Ebu Said el-Hudrî’den -Allah
ondan râzı olsun- merfû olarak rivâyet olunduğuna göre, Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

((

إِنَّ
لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عُتَقَاءَ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ -يَعْنِي فِي
رَمَضَانَ-، وَإِنَّ لِكُلِّ مُسْلِمٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ دَعْوَةً مُسْتَجَابَةً.))
[ رواه البزار وصححه الألباني في صحيح الترغيب ]

“Şüphesiz Allah’ın,
Ramazan’ın her gece
ve gündüzünde (cehennemden) azat ettiği kimseler vardır. Yine
Ramazan’ın her gece ve gündüzünde her müslümanın kabul olunan bir
duâsı vardır.”[13]

7.            

Ramazan orucu, geçen yılki Ramazan
ayından sonra işlenen küçük günahlara -büyük günahlardan
kaçınılırsa- keffâret olur.

Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

((
اَلصَّلَوَاتِ الْخَمْسُ، وَالْجُمْعَةُ إِلَى الْجُمْعَةِ، وَرَمَضَانُ
إِلَى رَمَضَانَ، مُكَفِّرَاتٌ لِمَا بَيْنَهُنَّ إِذَا اجْتُنِبَتِ
الْكَبَائِرُ.)) [ رواه مسلم
]

“Büyük günahlardan kaçınılırsa, beş vakit namaz, iki Cuma namazı ve iki Ramazan orucu, aralarında işlenen günahlara
keffâret olur.”[14]

8.            

Ramazan
orucu, on ayın orucuna denktir.

Nitekim Ebu Eyyub el-Ensârî’nin -Allah
ondan râzı olsun-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘den rivâyet ettiği şu hadis buna
delâlet etmektedir:

((
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ كَانَ كَصِيَامِ
الدَّهْرِ.))  [ رواه مسلم ]

“Kim, Ramazan orucunu tutar, sonra ona
Şevvalden altı gün eklerse (Şevval’den de altı gün oruç tutarsa), bütün sene
oruç tutmuş gibi olur.”[15]

Başka bir rivâyette
şöyle buyurmuştur:

(( جَعَلَ اللهُ الْحَسَنَةَ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، فَشَهْرُ
رَمَضَانَ بِعَشْرَةِ أَشْهُرٍ، وَسِتَّةُ أَيَّامٍ بَعْدَ الْفِطْرِ تَمَامُ
السَّنَةِ.)) [ رواه ابن ماجه والنسائي
]

“Allah Teâlâ bir
iyiliğe karşılık on mislini vermiştir. Buna göre
Ramazan ayı orucu on aya, Ramazan bayramından sonra tutulan altı
gün oruç ise, (iki aya, toplamda) senenin
tamamına denktir.”[16]

Başka bir rivâyette
şöyle buyurmuştur:

(( صِيَامُ شَهْرِ رَمَضَانَ بِعَشَرَةِ أَمْثَالِهَا, وَصِيَامُ
سِتَّةِ أَيَّامٍ بِشَهْرَيْنِ، فَذَلِكَ صِيَامُ السَّنَةِ.)) [ رواه ابن خزيمة ]

“Ramazan ayı orucu
on aya, (Ramazan’dan sonra tutulan) altı günlük oruç ise, iki aya denktir ki
bu, bir senelik oruç demektir.”[17]

9.            

Ramazan gecelerinde imam, Terâvih namazını
bitirinceye kadar onunla birlikte namaz kılan kimseye gecenin
tamamını ibâdetle geçirmiş gibi ecir yazılır.

 

Nitekim Ebu Zer’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:

((
مَنْ قَامَ مَعَ الْإِمَامِ حَتَّى يَنْصَرِفَ كُتِبَ لَهُ قِيَامُ لَيْلَةٍ.)) [
رواه الترمذي وصححه الألباني في صحيح الترمذي
]

“Teravih namazını imamla birlikte
sonuna kadar tamamlayan kimseye, o geceyi bütünüyle ibâdetle geçirmiş gibi
sevap yazılır.”[18]

10.        

Ramazan’da yapılan umre, bir
hacca denktir.

Nitekim İbn-i Abbas’tan -Allah ondan ve babasından râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لِامْرَأَةٍ
مِنَ الْأَنْصَارِ سَمَّاهَا ابْنُ عَبَّاسٍ فَنَسِيتُ اسْمَهَا:
مَا مَنَعَكِ أَنْ تَحُجِّي مَعَنَا؟ قَالَتْ: لَمْ يَكُنْ لَنَا إِلَّا نَاضِحَانِ
فَحَجَّ أَبُو وَلَدِهَا وَابْنُهَا عَلَى نَاضِحٍ وَتَرَكَ لَنَا نَاضِحًا نَنْضِحُ
عَلَيْهِ، قَالَ: فَإِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فَاعْتَمِرِي، فَإِنَّ عُمْرَةً فِيهِ تَعْدِلُ
حَجَّةً.)) [ البخاري ورواه مسلم ]

“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-, Ensâr’dan bir kadına:

-Senin bizimle beraber haccetmene engel olan şey nedir?
diye sordu.

(Hadisin
râvisi İbn-i Cüreyc;
İbn-i Abbâs, bu kadının adını
söyledi, fakat ben adını unuttum, dedi.)

Kadın:

-Bizim su taşıyan iki devemizden başka
malımız yoktur. Oğlum ile babası de­velerin birine binerek
hacca gittiler. Bize su taşımak için yalnız bir deve
bıraktılar, dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

-Öyleyse Ramazan
geldiği zaman umre yap.Çünkü Ramazan’da yapılan umre, hacca
denktir.”[19]

Müslim’in başka bir rivâyeti ise şöyledir:

((… فَعُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تَقْضِي حَجَّةً أَوْ حَجَّةً مَعِي.))

“Ramazan’da
yapılan bir umre, bir hac iktiza eder veya benimle bir hacca denktir.”

11.        

Ramazan’da itikafa girmek sünnettir. Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem- hayatının sonuna kadar itikafa girmeye
devam etmiştir.

Nitekim Âişe’nin -Allah ondan ve
babasından râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste o şöyle
demiştir:

((
أَنَّ النَّبِيَّ
صلى الله عليه وسلم كَانَ يَعْتَكِفُ الْعَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ حَتَّى
تَوَفَّاهُ اللَّهُ تَعَالَى , ثُمَّ اعْتَكَفَ أَزْوَاجُهُ مِنْ بَعْدِهِ.)) [
رواه البخاري ومسلم ]

“Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazan’ın son on gününde, Allah onu
vefât ettirinceye kadar itikâfa girdi.O’nun vefatından sonra da hanımları itikâfa girmeye devam  ettiler.”

[20]

12.        

 Ramazan’da Kur’an’ı karşılıklı
okumak ve bol bol tilâvet etmek müekked müstehaptır. Kur’an’ı
karşılıklı okumak; kendisi başkasına,
başkası da kendisine okumasıdır.

Bunun
müstehap olduğuna delil şu hadistir:

((
أَنَّ جِبْرِيلَ كَانَ يَلْقَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي كُلِّ
لَيْلَةٍ مِنْ رَمَضَانَ فَيُدَارِسُهُ الْقُرْآنَ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]

“Cebrâîl
-aleyhisselâm-, Ramazan’ın her gecesinde O’nunla buluşur,
(karşılıklı)
Kur’ân okurlardı.”

[21]

Kur’an okumak, mutlak olarak müstehaptır. Fakat
Ramazan’da Kur’an okumak, daha müstehaptır.

13.        

Ramazan’da oruçluya iftar vermek
(iftar ettirmek) müstehaptır.

Nitekim Zeyd b. Halid el-Cuhneî’den -Allah ondan
râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ, غَيْرَ أَنَّهُ لَا
يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الصَّائِمِ شَيْئًا.)) [ رواه الترمذي وابن ماجه وصححه
الألباني في صحيح الترمذي ]

“Kim,
bir oruçluyu iftar ettirirse, ona oruçlunun sevabının
aynısı verilir (onun kadar sevap
kazanır).
Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.”[22]

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

[1] Bakara
Sûresi: 185

[2]

 Buhârî, hadis no: 8. Müslim, hadis no: 16

[3] Bakara
Sûresi: 185

[4]
Kadir
Sûresi: 1

[5]
Kadir
Sûresi

[6] Duhân
Sûresi: 3-5

[7]

Nesâî, hadis no: 2106. Ahmed, hadis no: 8769.
Elbânî; ‘Sahîhi’t-Terğîb’, hadis no: 999’da hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.

[8]

 Buhârî, hadis no: 1768. Müslim, hadis no: 1268

[9]

 Buhârî, hadis no: 2014. Müslim, hadis no: 760

[10]

 Buhârî, hadis no: 37. Müslim, hadis no: 759

[11]
Buhârî ve
Müslim

[12]
Ahmed,
hadis no: 21698.
Elbânî,
‘Sahîhu’t-Terğîb, c: 1, s: 491’de hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.

[13] Bezzâr rivâyet etmiş,
Elbânî, ‘Sahîhu’t-Terğîb, c: 1, s: 491’de hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.

[14] 

Müslim, hadis no: 233

[15]
Müslim, hadis no:1164

[16]
Nesâî ve İbn-i Mâce

rivâyet etmişlerdir.

[17]
İbn-i Huzeyme

rivâyet
etmiştir.

[18]
Tirmizî, hadis no: 806. Elbânî,
‘Sahîh-i Tirmizî’de hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.

[19]
Buhârî, hadis no: 1782.

Müslim, hadis no:1264

[20]
Buhârî, hadis no: 1922.

Müslim, hadis no:1172

[21]
Buhârî, hadis no: 6.

Müslim, hadis no: 2308

[22] Tirmizî ve İbn-i Mâce rivâyet
etmişler, Elbânî de ‘Sahîh-i Tirmizî’de hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.