Ramazan gecelerini namaz kılarak geçirmenin fazîleti nedir?

Hamd,
yalnızca Allah Teâlâ’ya
mahsustur.

Ramazan gecelerini namaz kılarak geçirmenin fazîleti:

Ebu Hureyre’den -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

(( كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ يُرَغِّبُ فِي قِيَامِ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَأْمُرَهُمْ فِيهِ
بِعَزِيمَةٍ، فَيَقُولُ: مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ
لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ. فَتُوُفِّيَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَالْأَمْرُ عَلَى ذَلِكَ، ثُمَّ كَانَ الْأَمْرُ عَلَى ذَلِكَ
فِي خِلَافَةِ أَبِي بَكْرٍ وَصَدْرًا مِنْ خِلَافَةِ عُمَرَ عَلَى ذَلِكَ.))

[ رواه مسلم ]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- insanları,
-farz olduğunu emretmeksizin- Ramazan gecelerini namaz kılarak
geçirmeye teşvik eder ve şöyle derdi:

– Kim, vâdettiği sevâba inanarak ve sevâbını
Allah’tan umarak Ramazan gecelerini namaqz kılarak geçirirse, geçmiş
(küçük) günahları
bağışlanır.

Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- vefât edinceye kadar durum bu şekilde  devam etti (insanlar, Terâvih
namazını cemaatle kılmayı bırakıp tek
başına evinde kılmaya devam ettiler). Sonra Ebubekir’in
hilâfeti ile Ömer’in hilâfetinin başına kadar durum bu
şekilde devam etti. (Sonra Ömer -Allah ondan râzı olsun-, insanları Ubeyy b.
Ka’b’ın kıraati üzere birleştirip onun arkasında Terâvih
namazını cemaatle kılmaya başlamıştır.)”

(Müslim)

Amr b. Murra
el-Cuhenî’den
-Allah ondan
râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle
demiştir:

(( جَاءَ رَسُولَ اللهِ

صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

رَجُلٌ مِنْ
قُضَاعَةٍ ، فَقَالَ لَهُ : يَا رَسُوْلَ اللهِ! أَرَأَيْتَ إِنْ شَهِدْتُ أَنْ لاَ
إِلهَ إَلاَّ اللهُ ، وَأَنَّكَ رَسُولُ اللهِ ، وَصَلَّيْتُ الصَّلَوَاتِ الْخَمْس
، وَصُمْتُ الشْهرَ، وَقُمْتُ رَمَضَانَ ، وَآتَيْتُ الزَّكَاةَ ، فَقَالَ رَسُولُ
اللهِ
صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
مَنْ مَاتَ عَلَى هَذَا، كَانَ مِنَ الصِّدِّيقِينَ وَالشُهَداءِ.)) [ رواه ابن خزيمة وصححه الألباني في
صحيح الترغيب والترهيب ]

 

“Kudâa kabilesinden bir adam, Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘e gelerek:

– Ey Allah’ın elçisi! Ben, Allah’tan başka
hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâhın olmadığına
ve senin Allah’ın elçisi olduğuna şâhitlik edersem, beş
vakit namazları kılarsam, bu ayı
(Ramazan’ı) oruç
tutarsam, Ramazan gecelerini namaz kılarak geçirirsem ve zekâtı
verirsem, buna ne dersin? diye sordu.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurdu:

– Bu hal üzere ölen kimse,
(kıyâmet günü)
sıddıklar ve şehitlerden olur.”(Sahih-i İbn-i Hüzeyme, hadis no:2212. Elbânî;
“Sahihi’t-Terğîb ve’t-Terhîb”, hadis no:749’da hadisin sahih
olduğunu belirtmiştir.)

Kadir gecesi ve bu gecenin tayini:

Ramazan gecelerinin en fazîletlisi; Kadir gecesidir.

Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda
şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ
إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ.))

[ رواه البخاري ]

“Kim, vâdettiği
sevâba inanarak ve sevâbını Allah’tan umarak Kadir gecesini namaz
kılarak geçirirse, geçmiş (küçük) günahları bağışlanır.”
(Buhârî)

Kadir gecesi, en tercihli
görüşe göre Ramazan’ın yirmi yedinci gecesidir ve
hadislerin çoğu da böyle olduğunu göstermektedir.

Bunlardan birisi, Zirr b. Hubeyş’in rivâyet ettiği şu
hadistir:

Zirr b. Hubeyş demiştir ki:

(( سَمِعْتُ
أُبَيَّ بْنَ كَعْبٍ يَقُولُ: وَقِيلَ لَهُ: إِنَّ عَبْدَ اللهِ بْنَ مَسْعُودٍ
يَقُولُ: مَنْ قَامَ السَّنَةَ أَصَابَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ، فَقَالَ أُبَيٌّ: وَاللهِ
الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ إِنَّهَا لَفِي رَمَضَانَ، يَحْلِفُ مَا
يَسْتَثْنِي وَ وَاللهِ إِنِّي لَأَعْلَمُ أَيُّ لَيْلَةٍ هِيَ، هِيَ اللَّيْلَةُ
الَّتِي أَمَرَنَا بِهَا رَسُولُ اللهِ
صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِقِيَامِهَا هِيَ لَيْلَةُ صَبِيحَةِ
سَبْعٍ وَعِشْرِينَ، وَأَمَارَتُهَا أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فِي صَبِيحَةِ
يَوْمِهَا بَيْضَاءَ لَا شُعَاعَ لَهَا.))
[ رواه مسلم ]

“Ben,
Ubeyy b. Ka’b’in şöyle dediğini işittim:

Ubeyy’e:

– Abdullah b. Mes’ud: ‘Kim yılın gecelerini namaz
kılarak geçirir de Kadir gecesine isâbet ederse,… denilince, bunun
üzerine Ubeyy b. Ka’b şöyle demiştir:

– Kendisinden başka hakkıyla ibâdete lâyık
hiçbir ilah olmayan Allah’a yemîn olsun ki, o gece Ramazan ayındadır.

(Ubeyy b. Ka’b ) istisnâ
kıldığı şeye yemîn ediyordu.

(Sonra dedi ki):

– Allah’a yemîn olsun ki, o gecenin hangi gece
olduğunu da çok iyi biliyorum. O gece, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in bize, namaz kılarak
geçirmemizi emrettiği, yirmi yedinci günün sabahının gecesidir.O
gecenin alâmeti; gündüzünün sabahında güneşin şuâsız, bembeyaz
doğmasıdır.” (Müslim)

Bu hadis, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den merfû
olarak rivâyet edilmiştir.

Ramazan
gecelerinde namazı cemaatle kılmanın meşrû oluşu:

Ramazan
gecelerinde namazı cemaatle kılmak meşrû
kılınmıştır.Hatta cemaatle kılmak, tek
başına kılmaktan daha fazîletlidir. Çünkü
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in bizzat
kendisi cemaatle kıldırmış ve Ramazan gecelerinde namazı
cemaatle kılmanın fazîletini sözüyle
açıklamıştır.

Nitekim Ebu
Zerr’in -Allah ondan râzı olsun-

rivâyet ettiği
hadiste, o şöyle demiştir:

(( صُمْنَا مَعَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى
اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَهْرَ رَمَضَانَ، فَلَمْ يَقُمْ بِنَا مِنَ
الشَّهْرِ شَيْئًا حَتَّى بَقِيَ سَبْعٌ، فَقَامَ بِنَا حَتَّى ذَهَبَ ثُلُثُ
اللَّيْلِ، فَلَمَّا كَانَتِ السَّادِسَةُ لَمْ يَقُمْ بِنَا، فَلَمَّا كَانَتِ
الْخَامِسَةُ قَامَ بِنَا حَتَّى ذَهَبَ شَطْرُ اللَّيْلِ الْآخِرُ، قُلْنَا يَا
رَسُولَ اللهِ! لَوْ نَفَّلْتَنَا قِيَامَ هَذِهِ اللَّيْلَةِ؟ فَقَالَ: إِنَّ
الرَّجُلَ إِذَا قَامَ مَعَ الْإِمَامِ حَتَّى يَنْصَرِفَ مِنْ صَلَاتِهِ حُسِبَ
لَهُ قِيَامُ لَيْلَتِهِ، فَلَمَّا كَانَتِ الرَّابِعَةُ لَمْ يَقُمْ بِنَا،
فَلَمَّا كَانَتِ الثَّالِثَةُ جَمَعَ أَهْلَهُ وَنِسَاءَهُ وَالنَّاسَ فَقَامَ
بِنَا حَتَّى خَشِينَا أَنْ يَفُوتَنَا الْفَلَاحُ، قُلْنَا: وَمَا الْفَلَاحُ؟
قَالَ: السُّحُورُ ، قَالَ: ثُمَّ لَمْ يَقُمْ بِنَا بَقِيَّةَ الشَّهْرِ.))

[ رواه أصحاب السنن ]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte
Ramazan orucunu tuttuk. Ramazan’dan yedi gece kalıncaya kadar bize namaz

(Terâvih
namazını) kıldırdı. Sonra gecenin üçte birlik
bölümü gidinceye kadar bize namaz kıldırdı. Ramazan’dan
altı gün kalınca bize namaz kıldırmadı.Ramazan’dan
beş gün kalınca, gecenin son yarısı gidinceye kadar bize
namaz kıldırdı.

Biz:

-Ey
Allah’ın elçisi! Bu gecede de bize fazladan kıldırsaydın,
dedik.

Bunun
üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

– Bir
kimse, imam namazını bitirinceye kadar imamla birlikte namaz
(Terâvih
namazını) kılarsa, o gecenin tamamını namaz
kılarak geçirmiş gibi ecir alır.

Daha sonra
Ramazan’dan dört gün kalınca bize namaz kıldırmadı.

Ramazan’dan
üç gün kalınca âilesini, eşlerini ve insanları topladı ve
bize öyle bir namaz kıldırdı ki felâhı
kaçırmaktan korktuk.

(Ebu
Zerr’den rivâyet eden râvî) dedi ki:

(Ebu
Zerr’e) dedim ki:

-Felah
nedir?

Ebu Zerr
dedi ki:

Felah,
sahur yemeğidir.

Ebu Zerr
dedi devamla şöyle dedi:

Sonra
Ramazan’ın geri kalan gecelerinde bize namaz
kıldırmadı.” (Sünen sahipleri rivâyet
etmişlerdir.Hadis sahihtir.)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
cemaatle namaz kıldırmaya devam etmemesinin sebebi:

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ramazan’ın
geri kalan gecelerinde sahâbeye cemaatle namaz
kıldırmamasının sebebi; gece namazı (Terâvih
namazı) onlara farz kılınır da onlar da bunu yerine
getiremezler diye endişe etmesinden dolayıdır.

Nitekim Âişe’nin -Allah ondan râzı olsun-,
Buhârî ve Müslim’in sahihleri ile diğer hadis kitaplarında rivâyet
ettiği hadiste böyle gelmiştir.

Allah Teâlâ,İslâm
şeriatını kemâle erdirdikten sonra Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘in vefât etmesiyle bu endişe (Terâvih namazının farz
kılınması endişesi) ortadan
kalkmıştır.Ramazan gecelerinde Terâvih namazını
cemaatle kılmayı terk etme gerekçesi böylece ortadan kalkmış
ve eski hüküm; yani cemaatle kılmanın meşrûluğu
kalmış oldu. Bunun içindir ki Ömer b. Hattab -Allah ondan
râzı olsun- bu sünneti yeniden ihyâ etmiştir (Yani Terâvih
namazını cemaatle kıldırmaya
başlamıştır.) Nitekim Buhârî’nin sahihi ile diğer
hadis kitaplarında böyle gelmiştir.

Terâvih namazını cemaatle kılmanın kadınlara
meşrû oluşu:

Kadınların Terâvih namazında hazır
bulunmaları ve namazı cemaatle edâ etmeleri meşrû
kılınmıştır.

Nitekim yukarıda geçen Ebu Zerr’in hadisinde
böyle gelmiştir. Hatta erkeklere namaz kıldıran imamdan
ayrı olarak, kadınlara namaz kıldıracak bir erkeğin imam
olarak tahsis edilmesi de câizdir.

Nitekim Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun-,
Terâvih namazı için insanları biraraya topladığında,
erkekler için Ubeyy b. Ka’b’i, kadınlar için ise, Süleyman b. Ebî Hasme’yi
imam tayin etmiştir.

Nitekim Arfece’den rivâyet olunduğuna göre, o
şöyle demiştir:   

(( كَانَ عَلِيُّ
بْنُ أَبيِ طَالِبٍ

h

يَأْمُرُ النَّاسَ بِقِيَامِ شَهْرِ رَمَضَانَ، وَيَجْعَلُ لِلرِّجَالِ
إِمَامًا، وَلِلنِّسَاءِ إِمَامًا، قال عرفجة: فَكُنْتُ أَنَا إِمَامَ النِّسَاءِ.))

[رواه البيهقى))

“Ali b. Ebî Tâlib -Allah ondan râzı olsun-, insanlara,
Ramazan ayının gecelerinde Terâvih namazını
kılmalarını emrediyor ve erkekler için bir imam, kadınlar
için de bir imam tayin ediyordu.

Arfece dedi
ki:

– Ben de
kadınlara imam idim.” (Beyhakî)

Ben derim
ki:

Eğer
mescit (câmii) büyük ve geniş ise ve erkeklerin imamının
kıraati ile kadınların imamının kıraatı
birbirine karışmıyorsa ve biri diğerini rahatsız
etmiyorsa, kanımca bu şekilde yapılabilir. (Ama günümüzde
mikrofon sistemi olduğu için buna gerek yoktur.)

Gece
namazının rekâtlarının sayısı:

Gece
namazının rekâtlarının sayısı; onbir
rekâttır.

Biz, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sünnetine uymak için gece namazının bundan
fazla olmamasını tercih ederiz. Çünkü Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem- dünyadan ayrılıncaya kadar bu sayıdan fazla
kılmamıştır.

Nitekim
Âişe’ye -Allah
ondan râzı olsun- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in Ramazan
gecelerindeki namazı nasıldı? diye sorulduğu zaman o
şöyle cevap vermiştir:

(( مَا كَانَ يَزِيدُ فِي رَمَضَانَ
وَلَا فِي غَيْرِهِ عَلَى إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً، يُصَلِّي أَرْبَعًا فَلَا
تَسَلْ عَنْ حُسْنِهِنَّ وَطُولِهِنَّ، ثُمَّ يُصَلِّي أَرْبَعًا فَلَا تَسَلْ
عَنْ حُسْنِهِنَّ وَطُولِهِنَّ، ثُمَّ يُصَلِّي ثَلَاثًا.))
[ رواه البخاري ومسلم ]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ne Ramazan
gecelerinde, ne de başka gecelerde, (sabah namazı
hariç) on bir rekâttan fazla namaz kılmazdı. Önce dört
rekât namaz kılardı ki, o rekâtları ne kadar güzel ve uzun kıldığından
hiç sorma! Sonra dört rekât kılardı ki, o rekâtları ne
kadar güzel ve uzun kıldığından hiç sorma! Sonra üç rekât kılardı.”
(Buhârî ve Müslim)

Gece namazını on bir rekâttan az da kılabilir. Hatta
sadece bir rekât bile kılabilir ki o da Vitir namazıdır. Çünkü
bunun delili; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in fiili ve sözüdür.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in fiiline gelince:

Âişe’ye
-Allah ondan râzı olsun-:

(( بِكَمْ كَانَ رَسُولُ اللهِ

g
يُوتِرُ؟ قَالَتْ: كَانَ يُوتِرُ بِأَرْبَعٍ وَثَلَاثٍ، وَسِتٍّ وَثَلَاثٍ،
وَثَمَانٍ وَثَلَاثٍ، وَعَشْرٍ وَثَلَاثٍ، وَلَمْ يَكُنْ يُوتِرُ بِأَنْقَصَ مِنْ
سَبْعٍ، وَلَا بِأَكْثَرَ مِنْ ثَلَاثَ عَشْرَةَ.)) [ رواه أبو داود وأحمد وغيرهما ]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem- kaç rekât vitir kılardı? Diye sorulduğunda o
şöyle cevap vermiştir:

– Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- vitir namazını, dört ve üç rekât
(4+3), altı ve üç rekât (6+3), sekiz ve üç rekât (8+3), on ve üç rekât
(10+3) olarak kılardı.Vitir namazını, yedi (4+3) rekâttan
daha az, on üç (10+3) rekâttan daha fazla kılmazdı.”
(Ebu Dâvud,
Ahmed ve başkaları rivâyet etmişlerdir.)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in sözüne gelince:

Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- şöyle buyurmuştur:

(( اَلْوِتْرُ حَقٌّ فَمَنْ شَاءَ
أَوْتَرَ بِخَمْسٍ، وَمَنْ شَاءَ أَوْتَرَ بِثَلاثٍ، وَمَنْ شَاءَ أَوْتَرَ
بِوَاحِدَةٍ.))
[ رواه أبو داود والنسائي وابن ماجه
وأحمد ]

“Vitir haktır. Dileyen beş rekât vitir
kılsın. Dileyen üç rekât vitir kılsın.Dileyen bir rekât
vitir kılsın.”
(Ebu
Dâvud, Nesâî, İbn-i Mâce ve Ahmed)

Ramazan geceleri ile diğer gecelerde
kılınan namazlarda okunan kıraat:

Ramazan gecelerindeki
kılınan namaz (Terâvih namazı) ile diğer gecelerde
kılınan namazlarda okunan kıraata gelince, Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem- bunu, ne az, ne de çok olacak şekilde herhangi bir
şeyle sınırlandırmamıştır. Aksine Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in gece namazlarındaki kıraatı
uzunluk ve kısalık bakımından farklılık arz
ederdi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kimi zaman her rekâtta 20 âyet
olan “Müzzemmil” sûresini okurdu. Kimi zaman elli âyet kadar okurdu.  

Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

((مَنْ صَلَّى فِي لَيْلَةٍ بِمِائَةِ آيَةٍ
، لَمْ يُكْتَبْ مِنَ الْغَافِلِينَ ، وَمَنْ صَلَّى فِي لَيْلَةٍ بِمِائَتَيْ آيَةٍ ، فَإِنَّهُ يُكْتَبُ مِنَ الْقَانِتِينَ
الْمُخْلَصِينَ.))
[ رواه الحاكم والبيهقي ] 

“Kim, bir gecede
yüz âyetle namaz kılarsa, adı gâfiller zümresine yazılmaz.Kim de
bir gecede ikiyüz âyetle namaz kılarsa, Allah nezdinde, gece namaz
kılan, ihlasa erdirilmiş kullar zümresinden yazılır. ” (Hâkim ve Beyhakî).

Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-, hasta olduğu halde bir gece namazında
Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En’âm, A’râf ve Tevbe sûrelerini
okumuştur.

Huzeyfe b.
Yemân’ın Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in arkasında namaz
kıldığı kıssada Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- bir rekâtta önce Bakara sûresini, sonra Nisâ sûresini, daha sonra
da Âl-i İmrân sûresini tertili ve yavaş yavaş okuyordu.

En sahih isnadla
sâbit olduğuna göre, Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun-,

Ubeyy b. Ka’b’i, Ramazan’da
insanlara terâvih namazını onbir rekât
kıldırmasını emrettiği zaman Ubeyy -Allah ondan
râzı olsun-, namazda âyet sayısı yüzün üzerinde olan sûreleri
okurdu. Öyle ki onun arkasında namaz kılanlar, uzun süre ayakta
kalmaktan dolayı değnek ve bastonlara yaslanırlar, buna
rağmen arkasında namaz kılanlar, fecrin ilk vakitlerine kadar
namazdan ayrılmazlardı!!!!

Yine, Ömer b. Hattab’tan -Allah ondan râzı
olsun-  sahih olarak haber
verildiğine göre o, Ramazan’da Kur’an okuyanları (Kurrâ’yı)
çağırmış ve içlerinden en hızlı okuyana (namaz
kıldırırken bir rekâtta) otuz âyet okumasını, orta
hızla okuyana yirmi beş âyet okumasını, yavaş okuyana
ise yirmi âyet okumasını emretmiştir.

Buna göre bir kimse, kendi başına namaz kılıyorsa
dilediği şekilde kıraatını uzun tutabilir (uzun
okuyabilir). Aynı şekilde arkasında namaz kılan ve uzun
okumasına onay verenler varsa, bu şekilde uzun okuyabilir.Namazda ne
kadar uzun okunursa, o kadar fazîletlidir.Fakat gecenin tamamını ihyâ
etmek için kıraatı uzun tutmada aşırıya gitmemeli,
bunu nâdir olarak yapmalıdır.Bu konuda Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘in şu sözüne uymalıdır:

“Yolların en hayırlısı,
Muhammed’İn yoludur.”

Fakat bir kimse
imam ise, arkasında namaz kılanlara zorluk verecek şekilde  kıraatını
uzatmamalıdır. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
bu konuda şöyle buyurmuştur:

((
إِذَا مَا قَامَ أَحَدُكُمْ لِلنَّاسِ فَلْيُخَفِّفِ الصَّلَاةَ؛ فَإِنَّ فِيهِمُ
الصَّغِيرَ وَالْكَبِيرَ وَ فِيهِمُ الضَّعِيفَ وَالْمَرِيضَ، وَذَا الْحَاجَةِ، وَإِذَا
قَامَ وَحْدَهُ فَلْيُطِلْ صَلَاتَهُ مَا شَاءَ.))
[ رواه البخاري ومسلم ]

“Biriniz insanlara
namaz kıldırdığı zaman namazını hafif
tutsun.Çünkü onların arasında küçükler ve yaşça büyük
olan vardır.Yine onlar arasında bünyesi zayıf olan, hasta ve
ihtiyaç sahibi olan vardır.Biriniz tek başına namaz
kıldığı zaman, namazını dilediği kadar uzun
tutsun.” (Buhârî ve Müslim)

Gece
namazının vakti:

Gece
namazının vakti; yatsı namazından sonra başlar, sabah
namazına kadar sürer.

Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

((
إِنَّ اللهَ زَادَكُمْ صَلَاةً وَهِيَ الْوِتْرُ، فَصَلُّوهَا فِيمَا بَيْنَ
صَلَاةِ الْعِشَاءِ إِلَى صَلاةِ الْفَجْرِ.))
[ رواه أحمد ]

“Allah Teâlâ, bir namazı size fazlalaştırmıştır ki, o da Vitir olan) namazıdır
(rekâtlarının adedi tek olan namazdır). Onu, yatsı namazı ile sabah namazı arasında
kılın.” (Ahmed)

Gece
namazını, imkânı olanın gecenin sonunda kılması
daha fazîletlidir.

Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ خَافَ أَنْ لا يَقُومَ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ
فَلْيُوتِرْ أَوَّلَهُ، وَمَنْ طَمِعَ أَنْ يَقُومَ آخِرَهُ فَلْيُوتِرْ آخِرَ
اللَّيْلِ؛ فَإِنَّ صَلاةَ آخِرِ اللَّيْلِ مَشْهُودَةٌ، وَذَلِكَ أَفْضَلُ.))

[ رواه مسلم ]

“Kim,
gecenin son bölümünde kalkıp namaz kılamamaktan
(uykuya kalmaktan) endişe ederse, vitiri
(tek rekâtlı namazı) gecenin başında kılsın.Kim de
gecenin son bölümünde kalkacağından emîn olursa, vitiri gecenin
son bölümünde kılsın.Çünkü gecenin son bölümünde
kılınan namazda melekler hazır bulunurlar. Bu ise daha
fazîletlidir.” (Müslim)

Eğer gece namazının gecenin ilk bölümünde cemaatle
kılınması ile son bölümünde tek başına
kılınması arasında bir durum sözkonusu olursa,
namazın cemaatle kılınması daha fazîletlidir. Çünkü
bir kimse cemaatle kıldığı zaman, gecenin
tamamını namaz kılarak geçirmiş gibi sevap kazanır.

Ömer b. Hattab’ın -Allah ondan râzı olsun- hilâfeti
zamanında insanlar bu hal üzere devam etmişlerdir.

Nitekim Abdurrahman b. Ubeyd el-Kârî şöyle demiştir:

(( خَرَجْتُ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ لَيْلَةً فِي رَمَضَانَ إِلَى الْمَسْجِدِ، فَإِذَا
النَّاسُ أَوْزَاعٌ مُتَفَرِّقُونَ: يُصَلِّي الرَّجُلُ لِنَفْسِهِ، وَيُصَلِّي
الرَّجُلُ فَيُصَلِّي بِصَلَاتِهِ الرَّهْطُ، فَقَالَ عُمَرُ: إِنِّي أَرَى لَوْ
جَمَعْتُ هَؤُلَاءِ عَلَى قَارِئٍ وَاحِدٍ لَكَانَ أَمْثَلَ، ثُمَّ عَزَمَ
فَجَمَعَهُمْ عَلَى أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ، ثُمَّ خَرَجْتُ مَعَهُ لَيْلَةً أُخْرَى
وَالنَّاسُ يُصَلُّونَ بِصَلَاةِ قَارِئِهِمْ، قَالَ عُمَرُ: نِعْمَ الْبِدْعَةُ
هَذِهِ، وَالَّتِي يَنَامُونَ عَنْهَا أَفْضَلُ مِنَ الَّتِي يَقُومُونَ، يُرِيدُ
آخِرَ اللَّيْلِ، وَكَانَ النَّاسُ يَقُومُونَ أَوَّلَهُ.))
[ رواه البخاري ]

“Ramazan’da
bir gece mescide gitmek üzere Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun-
 ile birlikte çıktım.Mescide
varınca orada ne görelim! İnsanlar, gruplara
ayrılmış halde kimisi tek başına namaz
kılıyor, kimisi de birkaç kişiye namaz
kıldırıyordu.

Bunun üzerine Ömer:

– Bu insanları bir imamın arkasında
biraraya getirirsem daha güzel olacağını düşünürüyorum,
dedi.

Sonra Ömer insanları biraraya getirmeye
karar verdi ve  Ubeyy b. Ka’b’i onlara
imam olarak tayin etti.

Sonra başka bir gece onunla
birlikte çıktım.Mescide varınca insanları
imamlarının arkasında namaz kılarlarken gördüm.

Ömer
dedi ki:

– Ne
güzel bir bid’at bu! Gecenin ilk vaktinde bu namazı kılanlar, uykudan
uyanıp da kalanlardan daha fazîletlidirler.

Ömer,
bununla gecenin sonunu kast ediyordu.Böylece insanlar,
namazlarını gecenin ilk bölümünden
kılıyorlardı.”

Zeyd b. Vehb şöyle demiştir:

(( كَانَ عَبْدُ
اللهِ يُصَلِّي بنا فِي شَهْرِ رَمَضَانَ فَيَنْصَرِفُ بِلَيْلٍ.)) [ رواه الطبراني في المعجم الكبير
وعبد الرزاق في مصنفه ]

“Abdullah, Ramazan ayında bize namazı (terâvih namazını) kıldırır,
ardından da gece ayrılıp giderdi.” (Taberâni;
el-Mu’cemu’l-Kebîr, Abdurrezzak; el-Musned).

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- vitir
namazını, arada selâm olmaksızın üç rekât kılmayı
yasaklayınca, bunun sebebini şöyle
açıklamıştır:

(( لا تَشَبَّهُوا بِصَلاةِ الْمَغْرِبِ.)) [ رواه الحاكم ]

“Vitir namazını, akşam namazına
benzetmeyin.”
(Hâkim)

Buna göre vitir namazını üç rekât
kılan kimsenin, bu benzetmeden çıkması (vitir namzını,
akşam namazına benzetmemesi) için şu iki şekilde
kılması gerekir:

Birincisi: İkinci rekâtı kıldıktan
sonra selâm vermesi, üçüncü rekâtı tek olarak kıldıktan sonra da
selâm vermesidir.

İkincisi:İkinci rekâtı kıldıktan
sonra teşehhüde oturmayıp üçüncü rekâta kalkması ve üç
rekâtı bir selâmda kılmasıdır.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.

Vitir namazının üç rekâtındaki
kıraat:

Bir kimsenin, üç rekâtın birincisinde (Fâtiha
sûresinden sonra) A’la sûresini, ikinci rekâtında Kâfirûn sûresini, üçüncü
rekâtında da İhlas sûresini okuması, kimi zaman İhlas sûresi
ile birlikte Felak ve Nas sûrelerini okuması da, sünnettendir.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sahih olarak
rivâyet olunduğuna göre o, Vitir namazının bir
rekâtında Nisâ sûresinden yüz âyet okumuştur.

Kunut duâsı:

Vitir namazında, Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in, Hasan b. Ali’ye öğrettiği kunut duâsını
okur. O duâ da şudur:

(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ
هَدَيْتَ، وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنيِ فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ،
وَبَارِكْ ليِ فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنيِ شَرَّ مَا
قَضَيْتَ، فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلاَ
يُقْضَى عَلَيْكَ، وَإِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، وَلاَ
يَعِزُّ مَنْ عَـادَيْتَ، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْـت، لاَ مَنْجَا مِنْكَ
إِلا إِلَيْكَ.)) [ رواه أصحاب السنن ]

“Allahım!
Hidâyet verdiklerinin arasında bana da hidâyet ver. Âfiyet
verdiklerinin arasında bana da âfiyet ver. Dost edindiklerinin
arasında beni de dost edin.Verdiğini benim için bereketli kıl.Ttakdir
ettiğin şeylerin şerrinden beni koru. Şüphesiz ki ancak sen
hükmedersin ve sana hükmedilmez.Sen, kimi dost edinirsen, o zelil olmaz.Kimi de
düşman edinirsen, o asla aziz olmaz. Rabbimiz, mübârek ve yücesin.Senden
başka sığınılacak kimse yoktur.”
(Sünen sahipleri)


Bu duânın
sonuna geldiğinde kimi zaman,

Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salât ve selâmda bulunur.Bu
duâya ilâve olarak meşrû ve sahih olan başka güzel duâlar okumakta
bir sakınca yoktur.


 Kunut duâsını rükûdan doğrulduktan
sonra yapmakta, kâfirlere lânet okumakta,

Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salât ve selâmda bulunmakta
ve Ramazan’ın ikinci yarısında müslümanlar için duâ etmekte bir
sakınca yoktur. Çünkü Ömer b. Hattab’ın

-Allah
ondan râzı olsun-
hilâfeti zamanında imamların böyle
yaptıkları sâbittir.

Nitekim Abdurrahman b. Ubeyd
el-Kârî, rivâyet ettiği hadisin devamında şöyle
demiştir:

 ((…كَانُوا يَلْعَنُونَ الْكَفَرَةَ فيِ النِّصْفِ مِنْ رَمَضَانَ
حَتَّى يَنْسَلِخَ يَقُولُونَ:
اللَّهُمَّ
قَاتِلِ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِكَ، وَيُكَذِّبُونَ
رُسُلَكَ،

وَلا يُؤْمِنُونَ بِوَعْدِكَ ، وَخَالِفْ بَيْنَ كَلِمَتِهِمْ ، وَأَلْقِ
فيِ قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ ، وَأَلْقِ عَلَيْهِمْ رِجْزَكَ وَعَذَابَكَ ،
إِلَهَ الْحَقِّ
. ثُمَّ يُصَلِّي عَلَى النَّبِيِّ

g وَيَدْعُو لِلْمُسْلِمِينَ بِمَا اسْتَطَاعَ مِنَ
الْخَيْرِ ، ثُمَّ يَسْتَغْفِرُ لِلْمُؤْمِنِينَ.
قَالَ:
وَكَانَ يَقُولُ إِذَا فَرَغَ مِنْ لَعْنَةِ الْكَفَرَةِ وَصَلَاتِهِ عَلَى الَّنِبِّي
وَاسْتِغْفَارِهِ لِلْمُؤْمِنِينَ وَاْلْمُؤْمِنَاتِ وَمَسْأَلَتِهِ : اَللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي
وَنَسْجُدُ،         وَاِلَيْكَ نَسْعَى
وَنَحْفِدُ، نَرْجُو رَحْمَتَكَ رَبَّنَا، وَنَخَافُ عَذَابَكَ الْجِدَّ، إِنَّ
عَذَابَكَ
لِمَنْ
عَادَيْتَ مُلْحَقٌ. ثُمَّ يُكَبِّرُ، وَيَهْوِى سَاجِدًا.))
[ رواه البخاري ]

“İnsanlar, ikinci
yarısından itibaren Ramazan çıkıncaya kadar kâfirlere lânet
okuyorlar ve şöyle diyorlardı:


Allahım! Senin yolundan çeviren, elçilerini yalanlayan ve va’dine
inanmayan kâfirlere lânet et.Onların arasını aç
(müslümanlara karşı sözbirliği
etmelerine engel ol), kalplerine korku sal ve onların üzerine azabını
gönder. Ey hak ilah!

Sonra Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salât eyler ve gücü yettiğince müslümanlar
için hayır duâsında bulunur, ardından da mü’minler için
istiğfarda bulunur.

Râvi dedi
ki:

(Ömer, kunut duâsında),
kâfirlere lânet okuduktan, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salât
eyledikten, erkek ve kadın mü’minlere istiğfarda bulunduktan ve
Allah’a şöyle yalvarırdı:

– Allahım! Ancak sana ibâdet ederiz. Yalnızca senin
için namaz kılar ve secde ederiz.Yalnızca sana koşar ve yöneliriz. Rabbimiz! Rahmetini ümit eder ve hak
olan azabından korkarız. Şüphesiz senin azabın,
düşmanlık ettiğin kimseye erişir.

Ardından
tekbir getirir ve secdeye varırdı.”(Buhârî)

Vitirin sonunda yapılan
duâ:

Bir kimsenin, vitir
namazının sonunda selâmdan önce veya selâmdan sonra
şöyle duâ etmesi sünnettendir:

((
اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ
عُقُوبَتِكَ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ، لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ، أَنْتَ كَمَا
أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ.))
[ رواه مسلم ]

“Allahım! Gazabından
rızâna, cezalandırmandan affına; senden yine sana
sığınırım. Sana olan övgüleri sayamam. Sen,
kendini övdüğün gibisin.”(Müslim)

Vitir namazının
sonunda selâm verdikten sonra 3 defa şöyle duâ etmesi sünnettendir:

(( سُبْحَانَ
الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ.))

“Her türlü noksanlıklardan uzak olan mutlak hükümdar
Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”

Üçüncüsünde
sesini uzatarak yükseltir.

Vitir
namazından sonra iki rekât namaz kılmak:

Bir
kimse, dilerse Vitir namazından sonra iki rekât namaz kılabilir. Çünkü
bu fiil, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sâbittir. Hatta Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

((
إِنَّ هَذَا السَّفَرَ جُهْدٌ، وَثِقَلٌ، فَإِذَا أَوْتَرَ
أَحَدُكُمْ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ، فَإِنِ اسْتَيْقَظَ وَإِلا كَانَتَا لَهُ.))

[ رواه الدارمى وابن خزيمة والطحاوى والبزار وابن حبان والدارقطنى
والطبرانى والبيهقى ]

“Şüphe yok ki bu yolculuk, bir zorluk ve
ağırlıktır.Biriniz vitir namazını
kıldıktan sonra (dilerse) iki rekât namaz kılsın. Eğer gece uykudan
uyanamazsa, bu iki rekât onun için gece namazının yerine geçer.”

(Dârimî,
İbn-i Huzeyme, Tahâvî, Bezzâr, İbn-i Hibbân, Dârekutnî, Taberânî ve
Beyhakî rivâyet etmişlerdir.)

Vitir namazından sonra kılınan bu
namazın birinci rekâtında Fâtiha sûresinden sonra Zelzele sûresini, ikinci
rekâtında ise, Fâtiha sûresinden sonra Kâfirûn sûresini okumak sünnettendir.