Öncelikle kıymetli Ramazan ayının girişi münasebetiyle sizi tebrik ediyor ve Allah Teâlâ’dan hepimizin oruç ve kıyâmını kabul etmesini temenni ederim.

Bu fırsatı mümkün olduğunca ibâdet etmek ve ecir elde etmekle değerlendirmeyi temenni ederim. Bu sebeple bu ayı hayır ve salih amellerle değerlendirebilmemiz için sizden bana ve âileme uygun bir program sunmanızı istirham ediyorum.

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Allah Teâlâ, herkesin güzel söz ve salih amelini
kabul etsin, bize, gizli ve açık amellerimizde ihlas nasip etsin.

Bu mübârek ayda müslüman için önerilen program
şudur:

Müslümanın Ramazan’daki bir günü:

Müslüman, gününe, sabah namazından önce sahur
ile başlamalıdır. Mümkün olduğunca geceden en kısa
sürenin kaldığı vakte kadar sahuru ertelemek daha fazîletlidir.

Müslüman, bundan sonra ezândan önce sabah
namazı için hazırlık yapmalıdır. Evinde abdest
alıp ezân okunmadan önce evinden çıkmalıdır.

Mescide (câmiye) girince iki rekât Tehıyyet’ul-Mecid’i
(Mescidi Selâmlama Namazı’nı) kıldıktan sonra oturup ezân
okununcaya kadar duâ etmekle veya Kur’an okumakla veyahut da zikirle
meşgul olmalıdır. Ezân okunurken de müezzinin
söylediklerini tekrar etmeli ve ezânı bitirdikten sonra Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘den gelen duâları okumalıdır. Sonra
kalkıp iki rekât sabah namazının sünnetini
kılmalıdır. Ardından sabah namazının farzı
için kâmet getirilinceye kadar zikir, duâ ve Kur’an okumakla meşgul
olmalıdır. Böylelikle müslüman, namazı beklediği
sürece namaz kılıyormuş gibi olur.

Sabah namazını cemaatle edâ ettikten sonra
namazda selâmın akabinde meşrû kılınan duâ ve zikirleri
okumalıdır (tesbihatı yerine getirmelidir). Bundan sonra
güneş doğuncaya kadar mescitte oturup zikir ve Kur’an okumakla
meşgul olmak isterse, bu daha fazîletlidir. Nitekim Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem- sabah namazından sonra böyle yapardı.

Ardından güneş doğduktan sonra yükselmeye
başlar ve yaklaşık olarak onbeş dakika devam ettikten sonra
Duhâ (Kuşluk) namazını kılmak isterse, bu da güzeldir. Duhâ
namazının en azı iki rekâttır.Eğer Duhâ
namazını en fazîletli vaktine kadar ertelemek isterse, -ki bu,
sıcaklığın arttığı ve güneşin iyice
yükseldiği vakittir-, bu daha fazîletlidir.

Sonra işine dinç gitmek için biraz uyumak isterse, Allah
Teâlâ’nın izniyle ecir kazanması için uykusuna, ibâdeti edâ etmekte
kendisine güç vermesi ve rızık elde etmek için niyet etmelidir.
Uykudan önce de uyku için şer’î olan amelî ve kavlî âdâbı
uygulamaya gayret etmelidir.

Daha sonra işine gitmelidir. Öğle
namazı vakti geldiği zaman, namaza önceden
hazırlıklı olmak için, ezândan önce veya ezândan hemen
sonra olmak üzere mescide erken gitmelidir. Ardından iki selâmda olmak
üzere dört rekâtlık öğle namazının ilk sünnetini
kılmalıdır. Sonra namaz için kâmet getirilinceye kadar Kur’an
okumakla meşgul olmalıdır. Kâmet getirildikten sonra namazı
cemaatle kılmalıdır. Farzdan sonra iki rekâtlık
öğle namazının son sünnetini kılmalıdır.

Namazdan sonra mesai bitimi vaktine kadar yarım kalan
işlerini bitirmelidir. İşten ayrıldıktan sonra
eğer ikindi namazına uzun süre kalmış ve orada biraz
dinlenme imkânı varsa, biraz dinlenmelidir. Yok eğer vakit yeterli
değilse ve uyuduğu takdirde ikindi namazını
kaçırmaktan endişe ediyorsa, namaz vakti girinceye kadar kendisini
uygun bir şeyle meşgul etmelidir.

Örneğin evin ihtiyacı olan bazı
şeyleri satın almak için markete veya pazara gidebilir veya işi
bittiği andan itibaren doğrudan mescide gidebilir ve namazı
kılıncaya kadar mescitte kalabilir.

İkindi namazından sonra insan durumuna bakar.
Eğer mescitte oturup Kur’an okumakla meşgul olabilecekse, bu büyük
bir ganimettir. Yok eğer insan kendisini yorgun ve bitkin hissediyorsa,
geceleyin Terâvih namazına hazırlanmak için bu vakitte dinlenmesi
gerekir.

Akşam ezânından önce iftar için
hazırlık yapmalı ve iftardan önceki bu anlarda Kur’an
okumak, duâ etmek veya hanım ve çocuklarla faydalı bir konuda
konuşmak gibi, kendisine fayda verecek bir şeyle meşgul olmalıdır.

Bu vakitte meşgul olunabilecek en güzel şey;
oruçlulara yemek getirme veya onlara yemek dağıtma ve bunu organize
etme işine yardım etmek gibi oruçlulara iftar verme işine
katkıda bulunmaktır. Bunun lezzetini, ancak deneyen kimse bilir.

İftardan sonra namazı cemaatle kılmak için
mescide gitmelidir. Akşam namazının farzından sonra iki
rekât akşamın sünnetini kılmalıdır. Sonra evine
dönüp çok yememek kaydıyla bulabildiği yemeği yemelidir.
Sonra kendisi ve âile halkı için bu vakti faydalı bir şekilde
değerlendirmek için çaba göstermelidir. Örneğin
kıssalar kitabından veya ilmî hükümler kitabından veya müsabaka
(İslâmî genel kültür) kitabından pasajlar okumak veya mübah olan bir
konuda konuşmak veyahut da insan nefsinin şevkle dinleyebileceği
ve onu basın-yayın organlarında yayımlanan haramlardan
alıkoyacak faydalı başka bir fikirde konuşmak gibi. Zirâ bu
vakit (iftardan sonraki vakit), basın-yayın organlarının
zirve yaptığı vakitlerdir. Nitekim akîdevî ve ahlâkî münkerleri
içermesine rağmen en çekici ve özlemle beklenen programları bu
vakitlerde yayımladıklarını görürsünüz.

Bu sebeple kıymetli kardeşim! Kendini bu
programlardan yüz çevirmeye çalışmalısın ve kıyâmet
günü ondan sorulacağın elinin altındakiler konusunda Allah’tan
korkmalısın. Bu sebeple kıyâmet gününün sorgusu için cevap
hazırlamalısın.

Sonra yatsı namazı için hazırlık
yapıp mescide doğru yönelmeli ve Kur’an okumak veya mescitteki
dersi dinlemekle meşgul olmalısın.

Bundan sonra yatsı namazının
farzını edâ ettikten sonra yatsının iki rekâtlık
sünnetini kılmalısın. Ardından imamın arkasında
Terâvih namazını huşû ile ve düşünerek kılmalısın.
İmam namazı bitirmeden sen mescitten çıkıp gitmemelisin.

Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle
buyurmuştur:

(( مَنْ قَامَ مَعَ
الْإِمَامِ حَتَّى يَنْصَرِفَ كُتِبَ لَهُ قِيَامُ لَيْلَةٍ.)) [ رواه أبو داود وصححه
الألباني في صلاة التراويح ]

“Teravih
namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan kimseye, o geceyi
bütünüyle ibâdetle geçirmiş gibi sevap yazılır.”[1]

Sonra durumuna ve kişisel
bağlantılarına uygun olarak Terâvih namazından sonra kendine
bir program yapmalısın.

Bunun için şunları gözönünde
bulundurmalısın:

Bütün haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden
uzak durmalısın.

Âile halkını haramlardan birisine veya
haramlara götüren sebeplere düşmekten hikmetli bir şekilde uzak
tutmalısın.

Örneğin onlara özel programlar
hazırlamak veya onları dînen mübah olan yerlere pikniğe
götürmek veyahut da onları kötü arkadaşlardan uzak tutmak
ve onlar için iyi arkadaşlar aramak gibi.

Fazîletli bir ameli bırakıp ondan daha
fazîletli amellerle meşgul olmalısın.

Sonra erken uyumaya gayret etmelisin. Bunun yanında
uykudan önceki fiîlî ve sözlü dînî âdâbı
unutmamalısın. Eğer uykudan önce Kur’an’dan veya
faydalı İslâmî kitaplardan bir şeyler okuyabilirsen, bu güzel
olur. Özellikle de Kur’an’dan günlük olarak okuduğun cüz veya cüzleri
okumayı bitirmemişsen, onları bitirmeden uyumamalısın.

Sonra sahurdan önce duâ ile meşgul olmak için
yeterli olan bir vakitte uyanmalısın. Bu vakit, gecenin üçte birlik
bölümünün sonundaki ilâhî nüzûl vaktidir.

Nitekim Allah -azze ve celle- bu vakitte istiğfarda
bulunanlara övgüde bulunduğu gibi bu vakitte duâ edenlerin
duâsına icâbet edeceğini ve tevbe edenlerin tevbelerini kabul
edeceğini vâdetmiştir. Bu sebeple bu büyük fırsatı kaçırmamalısın.

Cuma günü:

Cuma günü, haftanın en fazîletli günüdür. Bu sebeple
ibâdet ve taat konusunda Cuma günü için özel bir programın
olması gerekir.

Cuma günü şu konuların gözönünde
bulundurulması gerekir:

Cuma namazına erken gitmek.

Cuma günü ikindi namazından sonra mescitte
kalıp bu günün son anına -güneş batıncaya- kadar Kur’an
okumak ve duâ etmekle meşgul olmak. Çünkü ikindi namazından
güneş batıncaya kadar olan vakit, duânın kabul olunduğu
vakittir.

Bu günü (Cuma gününü), hafta içinde bitiremediğin
işleri bitirmek için bir fırsat olarak değerlendir.

Örneğin bir haftada Kur’an’dan okuduğun
cüz veya cüzleri veyahut kitabı bitirmek ya da dinleyemediğin kaseti
dinlemek gibi yarım kalan işleri tamamlamalısın.

Ramazan’ın son on günü:

Ramazan’ın son on gününde bin geceden daha
hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Bunun için insanın,
Ramazan’ın bu son on gününde mescitte itikafa girmesi meşrû
kılınmıştır. Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem- Kadir gecesini aramak için Ramazan’ın son on gününde itikafa
girerdi. Bu sebeple kim, Ramazan’ın son on gününde itikafa girme
imkânını bulursa, bu onun için, Allah Teâlâ’dan büyük bir minnet ve
lütuftur.

Ramazan’ın son on gününden birisinde itikafa girme
imkânı bulamazsa, bu geceleri ibâdet, taat, kıyâm, Kur’an okumak,
zikir ve duâ ile meşgul olmaya gayret etsin. Bunun için de geceleyin
uykusuz kalabilmek için gündüz bedenini rahat ettirmesi ve dinlenmesi gerekir.

Uyarılar:

Bu program, önerilen bir program olup her fert,
kendi imkânı ve şartları doğrultusunda değiştirme
imkânı olan esnek bir programdır.

Bu programda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sâbit
olan sünnetleri zikretmeye sıkı sıkıya bağlı
kalındı. Dolayısıyla bu programda zikredilen şeylerin
hepsinin vâcip veya farz oldukları anlamına gelmemelidir. Aksine bu
programdaki pek çok şey, sünnet ve müstehap türündendir.

Amellerin Allah Teâlâ’ya en sevimli olanı; az da
olsa devamlı olarak yapılanıdır. Bu sebeple insan, Ramazan
ayının başında taat ve ibâdetleri yerine getirmekte
aşırı gayretli ve istekli olabilir. Fakat daha sonra da
kendisine bir bıkkınlık ve gevşeklik gelebilir. Bu durumdan
sakınmalısın. Bu ayda edâ edeceğin bütün amellere devam
etmeye gayret etmelisin.

Müslümanın, bol bol hayır ve salih amel
işlemek gibi büyük fırsatları kaçırmamak için bu mübârek
ayda vaktini düzenlemeye çalışması gerekir.

Örneğin insan, âile halkının
ihtiyacı olan şeyleri Ramazan ayı girmeden önce satın
almaya gayret etmelidir. Aynı şekilde evin günlük
ihtiyaçlarını, çarşı ve pazarın kalabalık
olmadığı vakitlerde satın almalıdır.

Başka bir örnek verecek olursak:

İnsanın kişisel ve âile ziyâretleri,
kendisini ibâdetinden alıkoymaması için önceden düzenlenmesi
gerekir.

Bu mübârek ayda birinci hedefin; bol bol ibâdet etmek ve
Allah Teâlâ’nın rızâsına vesile olacak amelleri işlemek
olmalıdır.

Ramazan ayının başından itibaren namaz
vakitlerinde mescide erken gitmeye, Allah’ın kitabı Kur’an-ı
Kerim’i hatmetmeye, bu büyük ayda geceleri devamlı olarak ibâdetle
geçirmeye ve malından imkânın nisbetince harcamaya kesin karar
vermelisin.

Ramazan ayını, Allah -azze ve celle-‘nin
kitabı ile olan bağlantını güçlendirmek için bir
fırsat olarak değerlendirmelisin.

Bunun için şu yollara başvurmalısın:

Kur’an âyetlerini doğru ve düzgün okumaya
çalışmalısın. Bunun yolu ise, iyi Kur’an okutan birisinin
yanında kıraatını düzeltmendir.Bu imkânı bulamazsan,
Kur’an’ı iyi okuyan hafızların kaset veya CD’lerini dinlemek
sûretiyle bunu elde edebilirsin.

Allah -azze ve celle-‘nin ezberlemesini sana
bahşettiği sûreleri tekrar tekrar okuyarak gözden geçirmeli ve
ezberini arttırmalısın.

Anlamadığın âyetlerin tefsirini
okumalısın. Bunu ise, ya sana karmaşık gelen âyetleri
anlamak için Beğavî tefsiri, İbn-i Kesir tefsiri, Sa’dî tefsiri gibi
güvenilir tefsir kitaplarına başvurmalısın, ya da tefsir
kitaplarından birisinden düzenli bir şekilde okumak için kendine bir
program yapmalısın. Okumaya da Amme cüzünden başlarsın,
sonra Tebâreke ve diğer cüzlere geçersin.

Allah -azze ve celle-‘nin kitabını okurken
âyetlerde geçen emirleri uygulamaya önem vermelisin.

Allah -azze ve celle-‘den, orucunu tam olarak tutmak ve gecelerini
ibâdetle geçirmek sûretiyle Ramazan ayını idrak etme nimetini
üzerimize tamamlamasını, amellerimizi kabul etmesini, kusur ve
eksiklerimizi bağışlamasını niyâz ederiz.

[1]

 Ebu Davud,
hadis no: 1370. Elbânî, “Terâvih
Namazı” adlı kitabının 15. Sayfasında hadisin
sahih olduğunu belirtmiştir.