Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salât ve selâmın anlamı nedir?
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Birincisi:
Âlimlerin
çoğunluğuna göre Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salâtın anlamı şöyledir:
Allah Teâlâ’nın Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salâtı: O’na rahmet etmesidir.
Meleklerin Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salâtı:
Onun için Allah Teâlâ’dan istiğfarda bulunmalarıdır.
İnsanların
Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘e salâtı: Onun için duâ etmeleridir.
Ebu’l-Âliye
gibi eski âlimler, İbn-i Kayyim gibi sonraki âlimler ve İbn-i Useymîn
gibi günümüz âlimleri, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salâtın anlamının; Allah Teâlâ’dan, kendisine yakın meleklerinin yanında onu övmek demek olduğu,
meleklerle müslümanların duâlarının ise, Allah Teâlâ’dan ona övgüde bulunmasını niyaz etmek
anlamında olduğunu söylemişlerdir.
Nitekim İbn-i Kayyim
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda bir kitap telif
etmiş,(Celâu’l-Efhâm fî Fadli’s-Salâti alâ Muhammedin
Hayri’l-Enâm
sallallahu
aleyhi ve sellem) adını vermiş ve bu kitapta, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salâtın anlamı, ahkâmı ve
faydaları gibi konularını detaylı bir şekilde
açıklamıştır. Bu konuda geniş bilgi edinmek isteyen,
bu kitaba başvurabilir.
Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
“Salli alâ Muhammed/Muhammed’e salât eyle”
sözü;
Denildi ki: Allah Teâlâ’dan salât;
rahmettir. Meleklerden salât; istiğfardır.İnsanlardan salât;
duâdır.
“Melekler ona salât eyledi” denildiğinde,
yani melekler ona istiğfarda bulundular, anlamındadır.
“Hatib ona salât eyledi” denildiğinde,
yani ona duâda bulundu, anlamındadır.
“Allah ona salât eyledi” denildiğinde,
yani ona rahmet etti, anlamındadır.
İlim ehli arasında meşhur olan
görüş, bu şekildedir. Fakat doğru olan görüş, bunun
tersidir. Çünkü salât kelimesi, rahmetten daha özeldir. Bunun
içindir ki müslümanlar, her mü’mine rahmetle duâ etmenin câiz olduğunda
icma etmişlerdir. Fakat peygamberlerin dışındaki kimselere
salâtta bulunulup-bulunulmayacağı konusunda görüş
ayrılığına varmışlardır.
Şayet salât kelimesi, rahmet anlamında
olsaydı, ikisi arasında hiçbir fark olmazdı.
Dolayısıyla falancaya rahmet okuyabildiğimiz gibi, ona salâtta
da bulunabiliriz.
Yine Allah Teâlâ bu konuda
şöyle buyurmuştur:
((أُولَـئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ
رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَـئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ ))
[ سورة البقرة الآية: 157 ]
“İşte onlar için
Rabları tarafından mağfiret (övgü) ve
rahmet vardır.Hidâyete (doğruya) erenler de onlardır.”
(Bakara Sûresi: 157)
Bu âyette
“Rahmet” kelimesi, “es-Salavât” kelimesine atfedilmiştir.
Atıf ise, farklı bir anlamı gerektirir ki, bu da âyet-i
kerimenin delâletiyle açıkça ortaya çıkmaktadır.
İslâm
âlimlerinin
-Allah onlara
rahmet etsin- salât kelimesini bir yerde, rahmet kelimesini de başka bir
yerde kullanmalarının sebebi; salâtın, rahmet anlamında
olmadığı içindir.
Bu konuda
söylenmiş en güzel söz, Ebu’l-Âliye’nin -Allah ona rahmet etsin- söylediği şu
sözdür:
“Allah Teâlâ’nın, peygamberine salât etmesi; kendisine
yakın meleklerinin yanında onu övmesidir.”
“Allahumme salli alâ Muhammed” sözü;
“Allahım! Sana yakın olan meleklerinin yanında onu
methet” anlamındadır.
Eğer birisi: “Bu, lafzın türediği
kökten uzaktır.Çünkü salât kelimesi sözlükte duâ
anlamındadır, senâ yani övgü anlamında değildir”
derse, ona şöyle cevap veririz:
“Salât,
bağdır, ilişkidir.Hiç şüphe yok ki,Allah Teâlâ’ya yakın olan meleklerin yanında Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e övgüde bulunmak, kul ile Rabbi
arasındaki en büyük bağlardan birisidir.Çünkü övgü, bazen
insan için her şeyden daha önemli olabilmektedir. Güzel anılmak
ve hatırlanmak, büyük bir bağdır.
Buna
göre, bu konuda en tercihli görüş; Allah Teâlâ’dan kuluna salât; onu, kendisine yakın meleklerinin
yanında övmesidir.” (eş-Şerhu’l-Mumti’; c: 3, s:
163-164).
İkincisi:
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e selâmın anlamına gelince; bu,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in hayatta
iken bedenen ve dînen selâmette olmasıdır. Vefâtından sonra ise
kabrinde ve kıyâmet gününde bedenen selâmette olmasıdır.
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
“Esselâmu
Aleyke/Sana selâm olsun” sözüne gelince,denildi ki selâmdan
kastedilen şudur: Selâm, Allah Teâlâ’nın bir
ismidir.
Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:
“Şüphesiz ki Allah, Selâm’dır.”
Allah Teâlâ da kitabında şöyle
buyurmuştur:
((هُوَ اللهُ الَّذِي لَا إِلَهَ
إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ
الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ))
[ سورة الحشر الآية: 23 ]
“O,
öyle Allah’tır ki; O’ndan başka ibâdete lâyık hiçbir ilah
yoktur. O, Melik (her şeyin sahibi ve onlarda dilediği gibi tasarrufta
bulunan), Kuddûs (her türlü noksan sıfatlardan ve kusurlardan münezzeh),
Selâm, Mü’min, Müheymin, Aziz, Cebbar, Mütekebbir’dir. Allah, onların
koştukları eşlerden münezzehtir.” (Haşr Sûresi:
23)
Bu
görüşe göre, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e selâmın anlamı; Allah Teâlâ’nın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i
koruması, onu gözetiminde bulundurması ve ona
bakmasıdır.
Biz:
“Allahu Aleyke” dediğimiz zaman, Allah Teâlâ seni gözetlesin, seni kontrolünde bulundursun ve
sana baksın, demiş oluyoruz.
Denildi ki:
“Selâm”, “Selleme” fiilinin mastarıdır. Yani
“Teslîm” anlamındadır.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
((إِنَّ اللهَ وَمَلَائِكَتَهُ
يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ
وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً ))
[ سورة الأحزاب
الآية: 56 ]
“Hiç şüphesiz ki Allah ve
O’nun melekleri, Peygamber’e salavât getirirler. Ey îmân edenler! Siz de ona
salavât getirin ve ona
(İslâm’ın selâmı ile) selâm verin.” (Ahzâb Sûresi:
56 )
Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e selâm vermekle onun her türlü âfetten selâmette
olması için duâ etmiş oluyoruz.
Bir kimse: Bu duânın,Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken yapılması açıktır. Fakat
ölümünden sonra ona nasıl selâmet dileyebiliriz? Derse, ona
şöyle cevap veririz:
“Selâmette olması için duâ etmek, sadece
hayatta olduğu haline münhasır değildir. Çünkü âhirette
kıyâmet gününün korkunç dehşeti vardır.Bunun içindir ki
Rasûllerin duâsı; insanlar Sırat köprüsünü geçerken
şöyle olacaktır:
“Allahım!
Bizi, (Sırat
köprüsünün âfetinden kurtarıp onun korkusundan) emîn eyle.”
Sadece ölmekle bir kimsenin bütün korku ve âfetleri
sona ermemektedir.O halde biz, kıyâmet gününün korkunç dehşetinden emîn
olması için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e duâ etmekteyiz.
Yine deriz ki:
“Selâm kelimesinin anlamı daha genel olabilir.
Yani Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘e selâm; onun
şeriatına ve sünnetine selâmı da kapsar. Onun şeriatı
ve sünnetinin selâmette olması; şeriatı ve sünneti ile oynamak
isteyenlerin ellerinden emin ve selâmette olması demektir.
Nitekim İslâm âlimleri Allah Teâlâ’nın:
((يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ
أَطِيعُواْ اللهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنْكُمْ فَإِنْ
تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنْتُمْ
تُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً )) [ سورة النساء الآية: 59 ]
“Ey îmân
edenler! Allah’a itaat edin. Rasûle itaat edin
(hak olarak getirdiği
şeylere uyun.) Sizden olan (müslüman) idârecilere (Allah’a
isyanı emretmedikçe) itaat edin. Aranızda herhangi bir konuda
anlaşmazlığa düşerseniz, gerçekten Allah’a ve âhiret gününe
inanıyorsanız, o konuda hüküm vermek için, onu Allah'(ın
kitabı Kur’an)a ve elçisi (Muhammed -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in sünneti)ne götürün. Allah'(ın kitabı Kur’an)a
ve elçisi (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sünneti)ne
götürmek; sizin için (ayrılığa düşüp
görüşlerinizle hareket etmenizden) daha hayırlı, sonuç
bakımından da daha güzeldir.” (Nisâ Sûresi:
59)
Âyette geçen “…elçisine
götürmek”ten kasıt; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-hayatta iken ona, ölümünden sonra ise onun sünnetine
götürmek (başvurmak) olduğunu söylemişlerdir.
“Esselâmu Aleyke/Sana selâm olsun” sözü;
haber midir? Yoksa duâ mıdır? Yani sen, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in selâmette olduğunu haber mi veriyorsun? Yoksa Allah
Teâlâ’nın onu selâmette kılması için duâ mı ediyorsun?
Bunun cevabı şöyledir:
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e selâm; ona duâdır. Sen, Allah Teâlâ’nın onu
selâmette kılması için duâ etmektesin. Selâm, duâ anlamında olan
haberdir.
Sonra
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e olan bu hitap, insanların birbirlerine hitap
etmesi gibi midir?
Bunun cevabı şöyledir:
Hayır. Şayet böyle olsaydı, onunla namaz
bozulurdu (yani namazda konuştuğu için namazı bozulurdu). Çünkü
namazda insanların sözlerinden bir şey sahih olmaz (dünya
kelâmı konuşulmaz).
Yine şayet böyle olsaydı,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- işitsin diye sahâbe bunu açıktan söylerler
(yani esselâmu aleyke yâ Rasûlellah! derler), Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de onlarla karşılaştığında
onların bu selâmına karşılık verirdi. Fakat durum,
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye’nin -Allah ona rahmet etsin-; “İktidâu’s-Sırâti’l-Mustekîm”
adlı kitabında şöyle dediği gibidir:
“Sen, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e
selâm verirken (namazda salli ve bârik duâlarını okurken) onu güçlü
bir şekilde zikrettiğinden dolayı, o senin önünde ona hitap
ediyormuş gibisin.”
Bunun
içindir ki sahâbe
-Allah onlardan
râzı olsun- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e: “Esselâmu
Aleyke” derlerdi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ise onları
işitmezdi.
Yine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir beldede,
onlar başka bir beldede oldukları halde “Esselâmu Aleyke yâ
Rasûlullah”
derlerdi.
Bizler de Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in bulunduğu
beldeden başka bir beldede ve yaşadığı çağdan
başka bir çağda bulunduğumuz halde ona:”Esselâmu Aleyke yâ
Rasûlullah”
diyoruz.” (eş-Şerhu’l-Mumti’; c: 3, s: 149-150).
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
