Ben, Allah Teâlâ diler de Mukaddes Belde Mekke-i Mükerreme’ye ulaşırsam ve Beytullah’ı ziyâret edersem, üç ayları; Receb, Şaban ve Ramazan’ı oruç tutmaya nezr ettim (adadım). Allah’a hamd olsun bu farzımı edâ ettim.Fakat çalıştığım işimin şartlarından dolayı orucu tamamlayamadım.
Bunun yerine her hafta Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutsam onun yerine geçer mi?
Orucun arka arkaya tutulması şart mıdır?
Oruç tutmaya gücüm yetmiyorsa, bunun yerine keffâret verebilir miyim?
Hamd,
yalnızca Allah Teâlâ’ya
mahsustur.
“Öncelikle
şuna dikkat çekmeliyiz: İnsanın kendisine bir şeyi nezr
etmesi gerekmez.
Nitekim Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem- bundan yasaklamış ve bu konuda şöyle
buyurmuştur:
(( إِنَّ النَّذْرَ لا يُقَدِّمُ
شَيْئًا وَلا يُؤَخِّرُ، وَإِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِالنَّذْرِ مِنْ الْبَخِيلِ.))
[ رواه البخاري ]
“Şüphesiz ki adak
(nezir),
olacak bir şeyi ne öne alır, ne de geriye
bıraktırır. Ancak onunla cimriden mal
çıkarılmış olur.” (Buhârî)
İnsanın adakta bulunmaması (nezr
etmemesi) gerekir. İnsanın, nezr etmeksizin
Allah Teâlâ’ya taatleri ve O’nun rızâsına
yaklaştıran amelleri vesile kılması gerekir.İnsanın,
Allah Teâlâ’nın, şer’î bir delille farz
kıldığından başka bir şeyi kendisine gerekli kılmamalıdır.
İnsanın kendisini zor duruma sokmasına, şer’î bir delille kendisine
farz olmayan oruç veya herhangi bir ibâdeti yüklenerek ağır bir yükü
yüklenmesine, sonra da sıkıntıya düşüp bu
sıkıntılı durumdan kurtulmak için kendisine bir
çıkış yolu aramasına gelince, işin başında
bundan sakınması ve nezr etmemesi gereken bir durumdur. Fakat nezr
edip nezre karar verirse, -ki bu, taat olan bir nezirdir- insanın bu
nezrini yerine getirmesi gerekir.
Nitekim Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
((
مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللهَ فَلْيُطِعْهُ، وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَهُ
فَلا يَعْصِهِ.))
[
رواه البخاري ]
“Kim,
Allah’a itaat etmeye nezr ederse hemen itaat etsin.Kim de Allah’a isyan etmeye
nezr ederse, sakın isyan etmesin.” (Buhârî)
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ
يَوْماً كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيراً )) [ سورة الإنسان الآية: 7 ]
“Onlar,
(Allah’a
itaat olan) adağı yerine getirirler ve şerri yaygın (zararı
büyük) olan bir günden (kıyâmet gününden) korkarlar.” (İnsan
Sûresi: 7)
Yine şöyle buyurmuştur:
(( وَمَا أَنفَقْتُمْ مِنْ نَفَقَةٍ
أَوْ نَذَرْتُمْ مِنْ نَذْرٍ فَإِنَّ اللهَ يَعْلَمُهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ
أَنصَارٍ ))
[ سورة البقرة الآية: 270 ]
“Nafakadan (Allah yolunda) ne
harcadınız ise veya adaktan ne adadınızsa, şüphesiz ki
Allah onu bilir.(Maldaki Allah’ın hakkını vermeyen zâlimdir.)
Zulmedenlerin de (onları Allah’ın azabından kurtaracak) hiç
yardımcıları yoktur.” (Bakara Sûresi: 270)
Yine şöyle buyurmuştur:
(( ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ
وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ ))
[ سورة الحج
الآية: 29 ]
“Sonra
(hacılar
tırnaklarını keserek ve saçlarını tıraş
ederek bedenlerindeki biriken kirlerini) gidersinler (ve
ihramlarından çıksınlar), adaklarını yerine
getirsinler ve Beyt-i Atîk’i (Beytullah’ı) tavaf etsinler.” (Hac
Sûresi: 29)
Bir insan, Allah Teâlâ’ya taati nezr ederse, onu yerine getirmesi kendisine
vâcip olur. Çünkü o şeyi kendisi nefsine gerekli
kılmıştır. Bundan dolayı o şeyi yerine getirmesi
gerekir.
Yukarıdaki
soruyu soran bayanın zikrettiği, üç ayları, Receb, Şaban ve
Ramazan’ı nezr etmesine gelince,
Ramazan ayını tutması, zaten şer’î bir delille kendisine
farzdır. Dolayısıyla Ramazan’ı nezr etmesi, iki yönden
farz olmuştur:
1.
Şer’î bir delille farz
olmuştur.
2.
Nezir ile farz olmuştur ki bu
orucun da mutlaka tutulması gerekir.
Receb ve
Şaban orucuna gelince, bu orucu tutması kendisine nezir ile vâcip
olmuştur.
Bu
kadının Receb, Şaban ve Ramazan’ı tutmayı nezr ettiği
sürece bu orucu tutması gerekir. Çünkü bu, taat olan bir nezirdir.
Eğer belirli bir yılda oruç tutmayı nezr etmiş ve ‘şu
yılın Receb ve Şaban ayında’ diye belirtmiş ise, Receb
ve Şaban’ı, belirtmiş olduğu yılda tutması
gerekir.Yok eğer Receb ve Şaban ayında nezr etmiş ama
yılını belirtmemiş ise, Receb ve Şaban ayını
dilediği yıllarda tutabilir.
Sözün
özü: Soruyu soran bu kadının, -kendisine zor ve meşakkatli
gelse bile- bu nezir orucunu tutması gerekir.Çünkü kendisi bu orucu
nefsine gerekli kılmıştır. Oruç tutmaya gücü yettiği
sürece -kendisine zor gelse bile- bu orucu tutması gerekir. Sorusunda
zikrettiği gibi, her hafta Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutarsa,
Receb ve Şaban orucunun yerine geçmez. Receb, Şaban ve Ramazan
aylarında mutlaka oruç tutması gerekir. Bunun yerine keffâret vermesi
(yoksulu doyurması) da geçerli olmaz. Çünkü kendisine zor gelse
bile bu orucu tutmaya gücü yetmektedir.
Eğer Receb ile Şaban aynı yılda arka arkaya iki ayı kastetmiş
ise, bu iki ayı arka arkaya tutması gerekir. Yok eğer Receb ayını herhangi bir
yılda, Şaban ayını da başka bir yılda tutmayı kastetmiş ise, Receb ayını bir
yılda, Şaban ayını da başka bir yılda tutmasında bir sakınca yoktur.”
