Regâib namazı, kılınması sünnet olan bir namaz mıdır?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Regâib
namazı, Receb ayında dîne sonradan sokulan bid’atlardan olup Receb
ayının ilk Cuma gününün gecesi, akşam ile yatsı namazı
arasında kılınan namazdır. Bu namazdan önce de Receb
ayının ilk Perşembe günü tutulan Perşembe orucu
vardır.

Regâib
namazı, ilk defa Beytul-Makdis’de, hicrî 480 yılından sonra
ihdas edilmiştir (dîne sokulmuştur).Ne Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den, ne
sahâbeden birisinden, ne fazîletli dönemlerden (sahâbe, tâbiîn ve
etbâu’t-tâbiîn), ne de mezhep imamlarından böyle bir fiil
nakledilmiştir. Regâib namazının yerilen bir bid’at
olduğunu ve övülen bir sünnet olmadığının
isbâtı konusunda sadece bu zikredilen şeyler yeterlidir.

İslâm
âlimleri de Regâib namazından sakındırmışlar ve bu
namazın, dalâlet bid’atı olduğunu belirtmişlerdir.

Nitekim
İmam Nevevî -Allah
ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Regâib namazı olarak bilinen ve Receb
ayının ilk Cuma gecesi, akşam ile yatsı namazı
arasında on iki rekat olarak kılınan bu namaz ile Şaban
ayının ortasında yüz rekat olarak kılınan namaz, iki
çirkin bid’at olan namazdır.Bu iki namazın, “Kûtu’l-Kulûb”

(Kalplerin Azığı) ile “İhyâu Ulûmi’d-Dîn” (Dînî
İlimlerin Yaşatılması) adlı iki kitapta
zikredilmesine ve bu iki kitapta zikredilen hadise aldanılmaması
gerekir.Çünkü bütün bunlar bâtıldır.Yine, hadisin hükmü
kendisine karmaşık gelen bazı imamların bu namazın
müstehap olduğunu yazmalarına aldanılmaması
gerekir.Çünkü böyle diyen imamlar, bu konuda hata etmişlerdir.
İmam Ebu Muhammed Abdurrahman b. İsmail el-Makdisî bu namazın
bâtıl olduğu konusunda nefis bir kitap yazmış ve bu konuyu
çok güzel zikretmiştir. Allah kendisine rahmet etsin.” (İmam
Nevevî; “el-Mecmû'”; c: 3, s: 548.)

Yine,
Nitekim İmam Nevevî -Allah
ona rahmet etsin-, Müslim’in Şerhi’nde şöyle demiştir:

“Bu
bid’atı (Regâib namazı) çıkarana ve icat edene Allah
lânet etsin.Bu namaz, dalâlet ve bilgisizlik sayılan çirkin
bid’atlardandır. Bu bid’attaki çirkinlikler, açık-seçiktir. Birçok
âlim, bu bid’atın çirkin olduğu, bu namazı kılanın ve
çıkaranın dalâlette olduğu ve bu bid’atın çirkin ve
bâtıl olduğu, bu bid’atı işleyenin dalâlet içerisinde olduğunu
gösteren sayılamayacak kadar pek çok şeyin olduğu konusunda
nefis kitaplar yazmışlardır.”

İbn-i
Âbidin de -Allah
ona rahmet etsin- hâşiyesinde şöyle demiştir:

“‘el-Bahru’r-Râik’
adlı kitabın yazarı şöyle demiştir:

…Böylelikle,
Receb ayının ilk Cuma gününde kılınan Regâib namazı
için toplanmanın kerih (çirkin) ve bid’at olduğu
anlaşılmaktadır…

Büyük âlim Nuriddîn el-Makdisî’nin bu bid’at
hakkında yazdığı “Red’u’r-Râğib an
Salâti’r-Reğâib” adında güzel bir kitabı vardır.
Yazar, bu bid’at konusunda dört mezhebe mensup eski ve yeni âlimlerin
görüşlerini detaylı bir şekilde zikretmiştir.”

(İbn-i Âbidin Hâşiyesi; c: 2, s: 26. -Özetle-).

İbn-i
Hacer el-Heysemî’ye
-Allah
ona rahmet etsin-:

“Regâib namazını cemaatle
kılmak câiz midir? Yoksa câiz değil midir?”

Diye
sorulmuş, bunun üzerine o
şöyle
cevap vermiştir:

“…Regâib namazına gelince, bu namaz,
Şaban ayının ortasında kılınan ve herkesçe
bilinen namaz gibidir.Dolayısıyla bu iki namaz, çirkin ve dînde
yerilen iki bid’attır.Bu iki namaz hakkında rivâyet olunan hadisler,
uydurmadır.Bu sebeple bu iki namazı ister tek başına, isterse
cemaat olarak kılmak, çirkin görülmüştür.”

(“el-Fetâvâ’l-Fıkhiyyetu’l-Kubrâ”; c: 1, s: 216.)

Mâlikî
mezhebi âlimlerinden İbn-i’l-Hâc -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Bu
kıymetli ayda (yani Receb ayında) ihdas ettikleri (dîne
sonradan yerleştirdikleri) bid’atlardan birisi de, Receb
ayının ilk Cuma gecesi câmii ve mescitlerde kıldıkları
Regâib namazıdır.İnsanlar, bulundukları ülkelerin câmii ve
mescitlerinde toplanıp bu bid’atı işlemekte ve dînen meşrû
sayılan bir namaz gibi mescitlerde cemaatler halinde bir imamın
arkasında toplu halde kılmaktadırlar…

İmam Mâlik’in
-Allah Teâlâ ona rahmet etsin-
bu konudaki mezhebi
(görüşü): Hiç şüphe yok ki Regâib
namazı, yapılması mekruh olan bir fiildir. Çünkü bu
namaz, bizden öncekilerin yapmış oldukları fiillerden
değildir.İyilik ve hayrın her türlüsü, onlara uymaktadır.
Allah onlardan râzı olsun.” (İbn-i’l-Hâc
el-Mâlikî; “el-Medhal”; c: 1, s: 294. -Özetle-).

Şeyhulislâm
İbn-i Teymiyye -Allah
ondan râzı olsun- bu konuda şöyle demiştir:

“Receb ayının ilk Cuma gününün gecesi
kılınan Regâib namazı gibi, Receb ayının
başında ve Şaban ayının ortasında
kılınan bin
(1000) rekatlık
namaz, Receb ayının yirmi yedinci gecesi kılınan namaz ve
benzeri namazlar gibi, belirli rekatlar ve kıraatlarla, belirli vakitlerde
cemaat halinde düzenli olarak namaz kılınması hakkında
sorulan soruya gelince, bu fiil, İslâm imamlarının
ittifakıyla meşrû değildir.Nitekim sözlerine itibar edilen
âlimler böyle demişlerdir.Bu gibi bid’atı, ancak câhil
bid’atçı kimseden başkası çıkarmaz. Dînde bunun gibi bir
kapı açmak, İslâm’ın hükümlerini değiştirmeyi ve
Allah’ın, dînde izin vermediği şeyleri meşrû kılan
kimselerin nasibini (günahlarını) almayı
gerektirir.” (“el-Fetâvâ’l-Kubrâ”; c: 2, s: 239.)

Şeyhulislâm
İbn-i Teymiyye -Allah
ondan râzı olsun- Regâib namazı hakkında yine şöyle
demiştir:

“Bu namazı, ne Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-, ne sahâbeden birisi, ne tâbiîn, ne de müslümanların
imamlarından birisi kılmıştır.Ne Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-, ne seleften birisi, ne de imamlar bu namazı
kılmaya teşvik etmişlerdir. Bu gecenin fazîletli olduğuna
dâir herhangi bir şey de zikretmemişlerdir.Bu konuda
Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘den rivâyet olunan hadis, hadis âlimlerinin
ittifakıyla yalan ve uydurmadır.Bunun içindir ki sonraki âlimler
şöyle demişlerdir: Regâib namazı, mekruhtur, sünnet
değildir.”
(“el-Fetâvâ’l-Kubrâ”;
c: 2, s: 262.)

Fıkıh
Ansiklopedisi’nde şöyle gelmiştir:

“Hanefîler
ve Şâfiîler, Receb ayının ilk Cuma günü veya Şaban
ayının ortasında özel şekilllerde veya belirli
rekatlarla kılınan Regâib namazının çirkin bir bid’at
olduğunu belirtmişlerdir…

Ebu’l-Ferac
b. el-Cevzî -Allah
ondan râzı olsun- şöyle demiştir:

Regâib
namazı, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e nisbet edilen bir
uydurma ve ona atılan bir iftirâdır…

Ebu’l-Ferac
b. el-Cevzî -Allah
ondan râzı olsun- devamla şöyle demiştir:

Bu namazın bid’at ve
çirkin oluşunu birçok yönden belirtmişlerdir. Bunlardan birisi
de, sahâbe ve tâbiîn ile onlardan sonra gelen müctehid imamlardan bu iki namaz
hakkında  hiçbir şey
nakledilmemiştir.Şayet bu iki namaz meşrû olsaydı, selef

(ilk müslümanlar), bu namazları hiç kaçırmazlardı.Bu iki
namaz, ancak hicrî dört yüzüncü asırdan sonra ihdas
edilmiştir.” (Fıkıh Ansiklopedisi; c: 22, s: 262.)