Ben, bu yıl Allah’ın izniyle hac yapmaya niyet ettim. Benim sorum: Ben nereden ihrama girebilirim? Zirâ ben, Riyad’da çalışıyorum.Ben ve eşim, Riyad’da kiralık bir dâirede oturuyoruz. Hac tatili ve Ramazan bayramı tatili gibi tatillerde devamlı kendi bölgemiz olan batı bölgesinde Mekke’ye yakın mesafedeki Halîs’e gidiyor ve oradaki evimde oturuyorum. Şimdi ben Halîs’ten ihrama girebilir miyim? Çünkü herhangi bir mikat yerinden ihrama girmem gerektiğine dâir bir emir yoktur. Ya da hangi mikat yerinden ihrama girmeliyim?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Her kimin, birisi mikat sınırları
dışında, birisi de mikat sınırları içerisinde
olmak üzere iki evi varsa, hac veya umre menâsikini edâ etmek için Mekke’ye
gitmek isterse, dilediği yakın veya uzak evinden ihrama girebilir.
Fakat evlâ ve efdal olan, uzak olan evinden ihrama girmesidir.
İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Temettu’ hacısının (ikâmet
ettiği) birisi uzak, diğeri ise yakın olmak üzere iki köyü
varsa, yakın olan köyden ihrama girebilir.
Kadı İyad bu konuda şöyle
demiştir:
“Yakın olan köy, daha çok ikâmet
ettiği köy hükmündedir.” (el-Muğnî; c: 3, s: 246).
Kadı İyad’ın tercih ettiği bu
görüş, Şâfiî mezhebinin de görüşüdür.
“Tuhfetu’l-Muhtâc” (c: 4, s: 151)
kitabının yazarı şöyle demiştir:
“Harem’e yakın ve uzak olmak üzere iki meskeni
olan kimsenin, daha çok ikâmet ettiği meskenine itibar edilir.”
Değerli âlim Abdulaziz b. Baz’a -Allah ona rahmet etsin-:
“Ben, doğu bölgesinde okuyan bir
öğrenciyim ve âilem Cidde’de ikâmet etmektedir. Hac yapmak istiyorum.
Nereden ihrama girmeliyim?
Karnu’l-Menâzil’den mi, yoksa Cidde’de bulunan evimden mi
ihrama girmeliyim?”
Diye soran kimseye şöyle cevap vermiştir:
“Sen, mikat sınırları içerisinde
bulunan Cidde’de ikâmet edenlerden olduğun için muhayyersin.Fakat mikat
sınırları dışından geldiğin için
Karnu’l-Menâzil’den ihrama girmen, senin için daha efdal ve
evlâdır.Böylelikle sen, daha kâmil ve ihtiyatlı olanı
yapmış olursun. Eğer âilene gittikten sonra oradan ihrama girersen,
bunda bir sakınca yoktur.” (Abdulaziz b. Baz; “Mecmû’u Fetâvâ
İbn-i Baz”; c: 17, s: 54).
