Ramazan’ın gündüzünde sakalı kesmek orucu bozar mı? Allah Teâlâ, bizi ve bütün müslümanları sakalı kesmekten korusun!
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Birincisi:
Sakalı bırakmayı emreden açık ve
sahih hadisler gereği, bir erkeğin Ramazan veya başka aylarda
sakalını kesmesi haramdır.
Bu hadislerden bazıları şunlardır:
((خَالِفُوا المُشْرِكِينَ، وَفِّرُوا
اللِّحَى، وَأَحْفُوا الشَّوَارِبَ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Müşriklere aykırı hareket edin! Sakalları
(olduğu gibi)
bırakın
ve bıyıkları kısaltın.”[1]
Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur:
(( جُزُّوا الشَّوَارِبَ، وَأَرْخُوا
اللِّحَى، خَالِفُوا الْمَجُوسَ.)) [ رواه مسلم ]
“Bıyıklardan
alın (kısaltın),
sakalları uzatın ve mecusilere aykırı hareket edin.”[2]
Allâme İbn-i Muflif -Allah ona rahmet etsin- bu
konuda şöyle demiştir:
“İbn-i Hazm, bıyığı
kısaltmanın ve sakalı uzatmanın farziyeti konusunda icmâ
olduğunu belirtmiştir.”
İkincisi:
Sakalı kesmek, orucu bozan şeylerden
değildir. Fakat oruçlunun ecrini eksiltir. Aynı şekilde yalan ve
gıybet gibi bütün günahlar da oruçlunun ecrini eksiltir.
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e -Allah
ona rahmet etsin- orucun farz kılınmasının hikmeti
sorulduğunda o şöyle cevap vermiştir:
“Allah
Teâlâ’nın:
(( يَا أَيُّهَا الَّذِينَ
آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ
قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ )) [ سورة البقرة الآية: 183
]
“Ey
îmân edenler! Oruç, sizden önceki (ümmet)lere farz
kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur
ki (itaatte bulunmak ve yalnızca O’na ibâdet
etmek sûretiyle sizinle günahlar arasına önlem kılarak
Rabbinizden) korkarsınız.”[3]
Âyetini okuduğumuz zaman orucun farz
kılınmasındaki hikmetin; takvâ ve Allah Teâlâ’ya ibâdet etmek
olduğunu anlarız.
Takvâ, haramları terk etmektir. Mutlak olarak zikredildiğinde
emredilen şeyleri yapmayı ve yasakları terk etmeyi kapsar.
Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle
buyurmuştur:
(( مَنْ لَمْ
يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ وَالْجَهْلَ، فَلَيْسَ ِللهِ حَاجَةٌ فِي
أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ.)) [ رواه البخاري ]
“Kim
yalan söylemeyi, yalanla iş görmeyi ve cehâleti terk etmezse,
Allah’ın, onun yemesini ve içmesini bırakmasına
(oruç
tutmasına) ihtiyacı yoktur.”[4]
Buna göre oruçlunun farzları yerine getirmesi, haram
sözler ve haram fiillerden uzak durması gerektiğine vurgu
yapılmaktadır. İnsanları çekiştirmemeli (gıybet
etmemeli), yalan söylememeli, aralarında laf
taşımamalı, haram alış-veriş yapmamalı ve
bütün haramlardan uzak durmalıdır. İnsan tam bir ay boyunca bunu
yaparsa, senenin kalan kısmında kendi kendine istikâmet üzere
olacaktır.
Fakat üzülerek ifâde etmek gerekirse, oruçluların pek çoğunun
oruçlu günleri ile oruçsuz günleri arasında bir fark görülmemektedir.
Onlar âdetleri olduğu gibi yine farzları terk etmekte ve
haramları işlemektedirler. Onların üzerinde orucun vakarı
hissedilmemektedir. Bu fiiller orucu bozmaz, ama sevabını eksiltir.
Bazen terazide bu fiiller orucun
ecrinden ağır gelebilir ve oruçlunun sevabı zâyi olur.”[5]
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
[1] Buhârî, hadis no: 5892. Müslim, hadis no: 259
[2] Müslim, hadis no: 260
[3]
Bakara Sûresi: 183
[4]
Buhârî, Oruç kitabı, Yalan söylemeyi ve
yalanla iş görmeyi terk etmeyenin orucu hakkındaki bab, hadis
no: 1903
[5] Muhammed b. Salih el-Useymîn, “Mecmû’
Fetâvâ İbn-i Useymîn”, c: 19, soru no: 233
