Bizler, bizimle sözleşme imzalayan şirketlerin hastalarına sağlık hizmetleri sunan tıbbî bir kuruluşuz. Şirketlerle imzaladığımız sözleşme şartlarından birisi de şudur:

Hastanın, (hastanemizi) her ziyâretinde, çalıştığı şirketten talep ettiğimiz toplam ücretten kesilmek üzere belirli bir miktar vermesi gerekiyor.

Sorum şudur:

Hastanemize daha fazla hasta çekebilmek ve sağlık hizmeti sunan başka hastanelere karşı bizi tercih etmesi için, hastanın ödemiş olduğu belirli miktardaki ücreti iptal edip onun yerine bizim o ücreti üstlenmemiz, dînen câiz midir?

Bilindiği üzere bu şirketler, bizim dışımızdaki tıbbî kuruluşlar gibi, kendileriyle sözleşme imzalayan şirket mensuplarına sağlık alanında hizmetler sunmaya çalışan sigorta şirketleridir.

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Ticari sigorta sözleşmeleri, kumar
içeren sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerde (alınıp
verilecek miktar) bilinmemekte ve bu sözleşmeler risk taşımaktadır.
Bunun için günümüz âlimleri ile fıkıh konseyleri, ticari
sigortanın haram olduğu hükmüne varmışlardır. Haram
olduğu konusundaki hükme pek az âlim muhalefet etmiştir. Doğru
olan da, delillerinin açık ve güçlü oluşundan dolayı “sigorta
haramdır”, diyen âlimlerin görüşüdür.

Bu, ticari sigorta hakkındaki hükümdür.
Dünyada insanların geneli, kaza, tedâvi ve ilaç masrafları, (kazada ölen
kimsenin canına karşılık olarak alınan) diyetin, mal
veya araçların zararlarının tazmin edilmesi gibi konularda sigorta
şirketleriyle sözleşmeler imzalamaktadırlar. Sigorta
şirketleriyle sözleşme imzalayanlar, hükümetler, kurumlar veya
fabrikalar olabilmektedir.

Bu sözleşmelerin haram oluşunun
sebebi, çok açıktır. Sigortaya iştirak eden (sigorta
yaptıran) kimse, kaza veya tedâvi için sayısız taksit
ödemiş, ama ne hastalanmış, ne de başına bir kaza
gelmiş olabilir. Dolayısıyla sigorta şirketlerine
ödemiş olduğu parası yok olup gitmektedir.

Bunun aksi bir durum da sözkonusu olabilir.
Örneğin bir kimse bir veya iki taksit ödedikten sonra
hastalanmış veya başına bir kaza gelmiş olabilir. Ardından
sigorta şirketi kendisinden aldıklarının çok üstünde bir
meblağı bu kimseye ödemektedirler. İşte bu,
kumarın tâ kendisidir. Bu alış-verişte alınıp
verilecek miktar bilinmemektedir ve bu işte risk vardır. Kuruluşunuzda,
sigortaya iştirak etmiş kimselerden almakta olduğunuz
masrafların bir kısmını veya hiçbirisini almamanız,
bütün bunlar, sigortanın haram oluşuna hiçbir etkisi olmaz (haram
oluşunu değiştirmez).

İslâmî Araştırmalar ve Dâimî
Fetvâ Komitesi’ne şöyle sorulmuştur:

“İslâm dîninin sağlık
sigortası konusundaki hükmü nedir?

Örneğin sigorta yaptıran kimse,
gerektiğinde tedâvisini şirketin kendi hesabından
karşılaması için, sigorta şirketine aylık veya
yıllık belirli bir miktar meblağ ödemektedir.
Bilindiği gibi sigorta yaptıran kimse, eğer tedâviye
(sağlık hizmetlerinden yararlanmaya) gerek duymazsa, sigorta için ödemiş
olduğu meblağı kendisine iâde olunmamaktadır.”

 
 İslâmî Araştırmalar ve Dâimî
Fetvâ Komitesi bu soruya şöyle cevap vermiştir:

“Sağlık sigortasının
durumu zikrettiğiniz gibi ise, bu sigorta aldatma, sahtekârlık ve
risk içerdiğinden dolayı câiz değildir. Öyle ki
sağlık sigortası yaptıran kimse, çoğu zaman
hastalanabilir ve tedâvisi, sigorta şirketine ödemiş olduğu
meblağdan çok daha fazla tutabilir. Ama ödemiş olduğu
meblağın üzerindeki ücreti ödemek zorunda değildir. Örneğin
belki de bir veya iki ay hasta kalabilir, fakat sigorta şirketi, bu
kimsenin ödemiş olduğu meblağın geri kalan
kısmını kendisine iâde etmeyecektir. Böyle olduğu
sürece bu alış-veriş, bir tür kumardır.”
 
“Dâimî
Fetvâ Komitesi Fetvâları”, c: 15, s: 296.

Dâimî Fetvâ Komitesi üyeleri:

Abdulaziz b. Baz, Abdullah b. Ğudeyyân ve
Abdullah b. Kuûd.

Yine, Dâimî Fetvâ Komitesi âlimlerine
şöyle sorulmuştur:

“Biz, Amerika Birleşik Devletleri’nde
okuyan öğrencileriz. Büyükelçilik bize sağlık hizmetlerini sağlamaktadır.
Bunu da her öğrenci için sigorta yoluyla yapmaktadır. Yani:
büyükelçilik, her öğrenci için sigorta şirketine belirli bir
meblağ ödemektedir. Dolayısıyla her öğrencide bir
sağlık sigortası kartı bulunmaktadır. Bu
davranışın hükmü nedir? Bilindiği üzere (Amerika
Birleşik Devletleri’nde) tedâvi ücretleri çok yüksektir.”

İslâmî Araştırmalar ve Dâimî
Fetvâ Komitesi bu soruya şöyle cevap vermiştir:


“Sağlık sigortası, haram
olan ticari sigorta türündendir.”

“Dâimî
Fetvâ Komitesi Fetvâları”, c: 15, s: 298-299.

Dâimî Fetvâ Komitesi üyeleri:

Abdulaziz b. Baz, Abdurrazzak Afîfî ve Abdullah
b. Ğudeyyân. 

Yine, Dâimî Fetvâ Komitesi âlimlerine,
sağlık hizmetleri sunan “Ramattan Sistemi” ve
“es-Sümeyrî Hastanesi Sistemi” hakkında sorulmuş, onlar da
aynı cevabı vermişlerdir. Bu kuruluş, şirket ve
hastanelerin her birinde sigorta şekilleri farklıdır, ama
sonuçta hüküm olarak aynıdır. Çünkü bunların sistemleri
aynı noktada birleşmiştir ki o da bu kuruluş, şirket
ve hastanelerle yapılan sözleşmeler, kumar içeren
sözleşmeler olup ve bu sözleşmelerde (alınıp
verilecek miktar) bilinmemektedir ve bu sözleşmeler risk
taşımaktadır.

Bu konuda İslâmî Araştırmalar ve
Dâimî Fetvâ Komitesi’nin fetvâlarına bakabilirsiniz.
“Dâimî Fetvâ Komitesi
Fetvâları”

c: 15, s: 303-307, 317-321.

Yine bu konuda (36955), (83035),
(4210) ve (8889) nolu soruların
cevaplarına bakabilirsiniz.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.