İnsanlara ansızın bastıran, sağanak yağmur sebebiyle araçlarda ve yollarda pek çok müslümanı farz namazı edâ etmekten alıkoyan sel ve yağmur sularından sonra bir çok kişi, yolların sularla kaplı olmasından dolayı abdest almak için temiz su ve namaz kılmak için de yer bulunmadığını gerekçe göstererek öğle, ikindi ve akşam namazını kaçırdılar ve ancak gecenin sonunda namazlarını kılabildiler. Gecenin sonunda birleştirilerek kılanan bu namazlar (öğle, ikindi ve akşam namazları) câiz midir?
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Namazın önemi ve şanı çok büyüktür.
Nitekim namaza önem verilmesi, namazın vaktinde
kılınması, ona teşvik edilmesi ve onu hafife almaktan
sakınılması gerektiği konusunda bilinen meşhur emir
gelmiştir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:
((… إِنَّ الصَّلاَةَ كَانَتْ عَلَى
الْمُؤْمِنِينَ كِتَاباً مَّوْقُوتاً )) [ سورة النساء من الآية: 103 ]
“…Çünkü namaz, bilinen vakitlerde müminlerin üzerine
farz kılınmıştır.” (Nisâ Sûresi: 103)
(( حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلاةِ الْوُسْطَى
وَقُومُوا لِلَّهِ
قَانِتِينَ )) [ سورة البقرة الآية:238 ]
“(Ey Müslümanlar!
Farz) namazları
(erkânına, şartlarına ve farzlarına riâyet ederek) vaktinde
kılın.(Bu namazların arasında bulunan) orta (ikindi)
namazına da dikkat edin. Namazlarınızı, Allah’a itaat
ederek, huşû içerisinde ve ona yaraşır şekilde
kılın.”
( Bakara Sûresi: 238)
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- de bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( سُئِلَ
رَسُولُ
الله صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّ
الْعَمَلِ
أَحَبُّ
إِلَى اللَّهِ ؟ فَقَالَ: الصَّلاةُ عَلَى وَقْتِهَا.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e:
– Hangi amel Allah’a daha sevimlidir? Diye soruldu.
Buyurdu ki:
– Vaktinde kılınan namazdır.”
(Buhârî; hadis no: 527. Müslim; hadis no: 85)
Elbiseyi ıslatacak kadar yağan yağmur
gibi, iki namazı birleştirmeyi mübah kılan bir özür
(mazeret) olmadıkça namazı vaktinden sonraya ertelemek câiz değildir.
Elbiseyi ıslatacak kadar yağmur yağdığı zaman
bunun için öğle ile ikindi namazını ve akşam ile
yatsı namazını cem-i takdim veya cem-i tehir olarak birleştirmek
caizdir. Öğle veya ikindi namazını, güneş
batıncaya kadar ertelemek, hiçbir şekilde câiz değildir. Çünkü
bu (namazı vaktinden sonraya ertelemek), büyük günahlardandır.
Bir kimseye sel suları veya yangın
bastırırsa veya onu yırtıcı bir hayvan kovalarsa ve
iki namazı birleştirme vaktinden önce namaz vaktinin
çıkmasından endişe ederse, yürüyerek de olsa, bulunduğu hal
üzere ve gücü yettiği kadarıyla namazını kılar. Rükû
ve secdesini yapamazsa, bunları imâ ile yapar. Kaçtığı
yön, kıbleden başka bir tarafa ise, kendisinden kıbleye
yönelme şartı da düşer.Bu namaza; “şiddetli korku
namazı” denir.
İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
“Sözün özü; korku şiddetlenir de namazda
kıbleye yönelme imkanı bulamazsa veya yürümek zorunda kalırsa
veyahut da düşman, sel veya yırtıcı hayvan veyahut da
yangın gibi kaçmak mübah olan ve kaçmaktan başka kurtulmak mümkün
olmayan, mübâreze veya savaşın kızışması gibi
durumlarda vurmak veya kaçmak zorunda kalınması halinde namazın bazı
rükünlerini yerine getirme imkanı bulamazsa, ayakta veya bineğin
üzerinde mümkünse kıbleye yönelerek, mümkün değilse başka
tarafa yönelerek bulunduğu hal üzere namazını
kılabilir.
Rükû ve secdeyi yerine getiremezse, bu ikisini imâ
(işaret) ile yapar. Gücü yettiği kadarıyla secdeyi yaparken
rükûdakinden biraz fazla eğilir. İmâ etmekten de âciz kalırsa,
bu kendisinden düşer. Ayakta veya oturarak kılamazsa, bu da ondan
düşer.Eğer çarpışmak, vuruşmak ve vurup kaçmak zorunda
kalırsa, bunu yapabilir. Fakat namazı vaktinden sonraya erteleyemez.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:
(( فَإنْ خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَاناً
فَإِذَا أَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا
تَعْلَمُونَ )) [ سورة البقرة الآية: 239 ]
“Eğer bir korku halinde iseniz,
yaya veya binek üzerinde namaz (korku namazını gücünüz
yettiği şekilde) kılın.Fakat güvenliğe çıktığınızda
(korku giderildiğinde), bilmediğiniz şeyleri size
öğreten Allah’ın öğrettiği gibi (namazınızı
kılın ve namazda) Allah’ı anın.” (Bakara
Sûresi: 239)
İmam Mâlik, Nâfi’den, o da İbn-i Ömer’den -Allah
ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet ettiğine göre o
şöyle demiştir:
“Eğer korku bundan daha şiddetli olursa,
ayakları üzerinde ayakta veya binek üzerinde, kıbleye veya başka
tarafa yönelerek namazlarını kılarlar.”
Nâfi’ şöyle demiştir:
“Ben, İbn-i Ömer’in, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den başka birisinden bunu rivâyet
ettiğini zannetmiyorum.”
Abdest almasına gelince, bu kimse, gücü yeterse
abdest alır, yoksa teyemmüm alır. Her ikisini de yerine getiremezse,
bulunduğu hal üzere namazını kılar.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
((فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا
اسْتَطَعْتُمْ…)) [ سورة التغابن من الآية: 16 ]
“(Ey mü’minler!) O halde
gücünüz yettiği kadarıyla Allah’tan korkun (Allah’tan korkmada
güç ve takatinizi harcayın).” (Teğâbun Sûresi:16)
Böylelikle öğle veya ikindi
namazının, akşam veya yatsı namazının vaktine
kadar ertelenmesinin câiz olmadığı
anlaşılmış olmaktadır.Aklı yerinde olduğu
sürece bu konuda hiç kimsenin mazereti kabul edilemez.
Toprakla rengi
değişmiş olan su ile abdest almakta bir sakınca
yoktur.Suyun vasfı gitmiş ve çamur haline gelmişse,
başkasını da bulamamışsa, teyemmüm alır.Teyemmüm
almak için toprak bulamazsa, bulunduğu hal üzere namazını
kılar.
Sel suları altında arabasında mahsur kalan
kimse, namazını oturarak kılar.
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
