Sevgililer Günü’nü kutlamanın hükmü nedir?
Sevgililer Günü’nü kutlamanın
hükmü nedir?
Hamd, Allah’adır.
Birincisi:
Sevgililer Günü, câhilî eski
Roma bayramıdır. Romalılar hıristiyan oluncaya kadar bu günü
kutlamaya devam etmişlerdir. Sevgililer Günü, milattan sonra
14 Şubat 270 yılında hakkında idam kararı verilen Saint
Valentine (Aziz Valentin)[1] adıyla bilinen papaz ile
bağlantılıdır. Kâfirler bu günü hâlâ kutlamaya ve bu günde
her türlü fuhuş ve çirkinlikleri yaymaya devam
etmektedirler.
Sevgililer Günü hakkında detaylı
bilgi edinmek için aşağıdaki linke
bakabilirsiniz:
http://63.175.194.25/topics/hobb/hobb_ara.html
İkincisi:
Müslümanın, kâfirlerin
bayramlarından bir şeyi kutlaması asla câiz değildir. Çünkü
bayram, onda, nassa (Kur’an ve sünnete) bağlı kalınması
gereken şeriat kabilindendir.
Şeyhu’l-İslâm İbn-i
Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- bu
konuda şöyle demiştir:
“Bayramlar, şeriat ve yol
kabilindendir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda
şöyle buyurmuştur:
((…لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً
وَمِنْهَاجاً …)) [سورة المائدة من الآية: 48 ]
“Sizden
her biriniz (her ümmet) için
bir şeriat ve apaçık
bir yol koyduk.” (Mâide Sûresi: 48)
((… لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكاً
هُمْ نَاسِكُوهُ…) [ سورة الحج من الآية: ٦٧]
“(Geçmişte) her ümmete, ona göre hareket
ederek yerine getirmeleri gereken şeriat (ve ibadetler)
koyduk.” (Hac Sûresi: 67).
Örneğin kıble, namaz ve oruç
gibi…
Bu sebeple onların bayramlarına
iştirak etmekle onların izlemiş oldukları diğer yollara
iştirak etmek arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü bayramın
hepsini kabul etmek, onların küfrünü kabul etmek demektir.
Onların bayramlarından bir kısmını kabul etmek, onların
küfürlerinden bir kısmını kabul etmek demektir. Hatta
bayramlar, şeriatleri (dînleri) birbirinden ayıran en
belirgin bir özelliklerinden ve en açık sembollerinden
birisidir. Bayramı kabul etmek, küfrün en belirgin özelliğini
ve onun en açık sembolünü kabul etmek demektir.Bunu kabul
etmenin küfürle son bulan bir davranış olduğunda da şüphe
yoktur.
Kâfirlerin bayramlara iştirak
etmenin en hafif derecesi, ma’siyettir
(günahtır).
Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-
bu özelliğe işâret ederek şöyle
buyurmuştur:
(( إِنَّ لِكُلِّ قَوْمٍ عِيدًا، وَهَذَا
عِيدُنَا.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Şüphesiz her toplumun bir bayramı vardır.
Bu
(gün de)bizim bayramımızdır.” (Buhârî ve
Müslim).
Kâfirlerin bayramlarına iştirak
etmek, onların alâmetlerinden olan Zünnâr[2] ve benzeri bir giysiyi giymekten daha çirkin ve
iğrençtir. Çünkü bu alâmet (zünnâr), dînden olmayıp beşer
tarafından uydurulan şeydir. Bu alâmetin hedef ve amacı;
müslümanı kâfirden ayırt etmektir. Bu bayram ve onunla ilgili
olan şeylere gelince, bunlar, mensupları lânetlenmiş
dîndendir.Dolayısıyla bu bayramı kabul edip kutlamak, Allah
Teâlâ’nın gazabına sebep olan şeyleri kabul etmek demektir.”
(İktidâu’s-Sırâti’l-Mustakîm; c: 1, s:
207)
Yine, Şeyhulislâm İbn-i
Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- şöyle
demiştir:
“Müslümanların, yemek, giysi,
yıkanma, ateş yakma ve bir yaşam geleneğini veya ibâdeti
ortadan kaldırmak gibi, bayramlarına âit olan bir şeyde,
kâfirlere benzemeleri helâl değildir.
Yine, yemek ziyâfeti vermek,
hediyeleşmek, bu konularda (maddî açıdan) yardımcı olması
(kalkınması) için kâfirden alış-veriş yapmak ve çocukların bu
bayramlarda oynamalarına ve zînetlerini göstermelerine imkân
tanımak da helâl değildir.
Kısaca söylemek gerekirse;
kâfirlerin, bayramlarını, kendi sembollerinden olan bir şeyle
tahsis etme hakları yoktur. Aksine onların, müslümanların
yanında kutlayacakları bayram günleri, diğer normal günler
gibi olmalıdır. Müslümanlar da kâfirleri kendilerine âit
hasletlerden herhangi bir şeyle tahsis etmemeleri gerekir.”
(Mecmû’u’l-Fetâvâ; c: 25, s: 329)
Hâfız Zehebî
-Allah ona rahmet etsin- de bu
konuda şöyle demiştir:
“Hristiyanların bir bayramı,
yahudîlerin bir bayramı var olduğuna ve bu bayram da onlara
âit olduğuna göre, müslüman, onlara iştirak edemez. Aynı
şekilde onların
yollarına (şeriatlerine) ve kıblelerine de iştirak edemez.”
(Hikmet Dergisi’nin yayınlarından ‘Teşebbuhu’l-Hasîs bi
Ehli’l-Hamîs’; c:4, s:193)
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye’nin
-Allah ona rahmet etsin- işâret ettiği hadisi, Buhârî ve
Müslim rivâyet etmiştir.
Âişe’den -Allah ondan ve
babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle
demiştir:
(( دَخَلَ أَبُو بَكْرٍ وَعِنْدِي
جَارِيَتَانِ مِنْ جَوَارِي الْأَنْصَارِ تُغَنِّيَانِ بِمَـا
تَقَاوَلَتِ الْأَنْصَارُ يَوْمَ بُعَاثَ. قَالَتْ: وَلَيْسَتَا
بِمُغَنِّيَتَيْنِ. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ: أَمَزَامِيرُ
الشَّيْطَانِ فِي بَيْتِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ؟ وَذَلِكَ فِي يَوْمِ عِيدٍ. فَقَالَ رَسُولُ اللهِ
صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا أَبَا بَكْرٍ! إِنَّ
لِكُلِّ قَوْمٍ عِيدًا وَهَذَا عِيدُنَا.)) [ رواه البخاري
ومسلم ]
“(Bir
gün babam)Ebu Bekir -Allah ondan râzı olsun- yanıma
girdi. Ensardan iki kız,
yanımda
Buâs gününde (savaşında)Ensar’ın söyledigi
mersiyelerden söylüyorlardı.
Âişe
-Allah ondan râzı olsun-
dedi ki:
– Fakat bu iki kız, şarkıcı
değillerdi.
(Babam) Ebu Bekir -Allah ona rahmet etsin-
onları
görünce:
– Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘in evinde şeytan çalgısını mı çalıyorsunuz? diye
çıkıştı. O gün, bayram günüydü.
Bunun üzerine Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurdu:
– Ey Ebu Bekir! Her
kavmin (topluluğun) bir bayramı vardır. Bu da
(bu gün de) bizim bayramımızdır.” (Buhârî,
hadis no: 952. Müslim,hadis
no: 892)
Enes b. Mâlik’ten
-Allah ona rahmet etsin-
rivâyet olunduğuna göre o şöyle
demiştir:
((قَدِمَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى
اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْـمَدِينَةَ وَلَـهُمْ يَوْمَانِ
يَلْعَبُونَ فِيهِمَـا ، فَقَالَ : مَا هَذَانِ الْيَوْمَانِ؟
قَالُوا: كُنَّا نَلْعَبُ فِيهِمَـا فِي الْـجَاهِلِيَّةِ.
فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ
اللهَ قَدْ أَبْدَلَكُمْ بِهِمَـا خَيْرًا مِنْهُمَـا : يَوْمَ
الأَضْحَى ، وَيَوْمَ الْفِطْرِ.)) [ رواه أبو داود وصححه
الألباني في صحيح أبي داود ]
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem- Medine’ye geldiğinde, Medine halkının eğlenip
oynadıkları iki günleri vardı.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-:
– Bu iki gün nedir? Diye
sordu.
Onlar
(sahâbe):
-Biz, câhiliye döneminden beri
bu iki günde oynuyoruz, dediler.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-:
– Şüphesiz Allah o iki günü,
sizin için daha hayırlısıyla değiştirdi. Kurban bayramı ve
Ramazan bayramıdır.” (Ebu Davud; hadis no: 1134.
Elbânî, Sahih-i Ebî Davud’da hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.)
Bu iki hadis,
bayramın, her milleti
birbirinden ayıran en belirgin özelliklerinden birisi
olduğuna ve câhilî toplumlar ile müşriklerin bayramlarını
kutlamanın câiz olmadığına delâlet etmiştir.
Nitekim ilim ehli (âlimler) de
Sevgililer Günü’nü kutlamanın haram olduğu kosounda fetvâ
vermişlerdir.
1. Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e
-Allah ona rahmet etsin- şöyle sorulmuştur:
“Son zamanlarda kız öğrenciler arasında
-Hristiyanların bayramlarından olan- Sevgililer Günü’nün
(Valentine Day) kutlanması yaygınlaşmaya başladı. Bu günde
giyilen elbise ve ayakkabıların hepsi, kırmızı renkte olmakta
ve kız öğrenciler birbirlerine kırmızı çiçekler (güller)
vermektedirler.
Siz değerli hocamızdan bu gibi bayramları
kutlamanın hükmünü açıklamanızı ricâ ediyoruz.
Yine, bu gibi işlerde müslümanlara neyi tavsiye
edersiniz?
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn
-Allah ona rahmet etsin- bu soruya şöyle cevap
vermiştir:
“Şu sebeplerden dolayı Sevgililer Günü’nü
kutlamak, câiz değildir:
Birincisi:
Sevgililer Günü (Valentine Day),
İslâm şeriatında temeli (kaynağı) olmayan bid’at bir
bayramdır.
İkincisi:
Sevgililer Günü, aşka, sevgiye,
tutkuya ve şehvete çağırmaktadır.
Üçüncüsü:
Sevgililer Günü, kalbi, bu gibi
boş ve faydasız işlerle meşgul etmeye ve Selef-i Sâlih’in
(ümmetin ilk müslümanlarının) -Allah onlardan râzı olsun-
izlemiş oldukları yola aykırı hareket etmeye
çağırmaktadır.
Bu sebeple, Sevgililer Günü’nde, bayramın
şiârından olan yiyecek ve içecek hazırlamak, bu güne özel
elbise giymek veya bu günde karşılıklı hediye alıp-vermek
gibi davranışların vuku bulması, helâl
değildir.
Müslümanın, dîni ile gurur duyması ve karga
gibi öten her insana dalkavukluk ve uşaklık yapmaması
gerekir.
Allah
Teâlâ’dan, müslümanları, görünen
(âşikâr) ve görünmeyen (gizli) her türlü fitnelerden
korumasını, yardım ve tevfiki ile bize yardım etmesini
dilerim.” (Mecmû’u Fetâvâ İbn-i Useymîn; c:
16, s: 199)
2. İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi’ne
şöyle sorulmuştur:
“Bazı insanlar, her yıl, 14 Şubat gününü
Sevgililer Günü (Valentine Day) olarak kutlamaktadırlar. Bu
insanlar, birbirlerine kırmızı güller hediye etmekte, kırmızı
giysiler giymekte ve bu gün dolayısıyla birbirlerini tebrik
etmektedirler. Bazı pastaneler bu gün dolayısıyla kırmızı
renkte pasta ve şekerlemeler imal etmekte ve bunların üzerine
de kalp resimleri yapmaktadırlar. Bazı işyerleri de bu gün
için imal edilen mallarını (satmak için) ilanlar
vermektedirler.
Buna göre şu konulardaki görüşünüz
nedir?
Birincisi:
Bu günü (Sevgililer Günü’nü)
kutlamanın hükmü nedir?
İkincisi:
Sevgililer Günü’nde bu
işyerlerinden alış-veriş yapmanın hükmü nedir?
Üçüncüsü:
Sevgililer Günü’nü
kutlamadıkları halde, bu gün için imal edilen hediyelik
eşyalar satan işyeri sahiplerinin hükmü nedir?
Allah Teâlâ
mükâfatınızı en güzel bir şekilde
versin.
İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi,
fetvâ vermek için araştırmalarını yaptıktan sonra bu sorulara
şöyle cevap vermiştir:
Kitap ve Sünnet’ten gelen açık
deliller, -İslâm ümmetinin ilk âlimleri bunun üzerinde
ittifak etmişlerdir- İslâm’da bayramların iki tane olduğuna,
bunların da Ramazan bayramı ile Kurban bayramı olduğuna
delâlet etmiştir. Bu bayramların dışında, ister herhangi bir
şahıs ile ilgili olsun, ister bir cemaat (topluluk) ile
ilgili olsun, ister bir olay ile ilgili olsun veya isterse
herhangi bir anlam ifâde eden bir bayram olsun, bütün bunlar,
dînde sonradan çıkarılan bayramlardır.Müslümanın bu
bayramları kutlaması,kabul etmesi,bu bayramlarla sevinç
duyması, bu bayramların kutlanmasına herhangi bir yolla
yardımcı olması, asla câiz değildir.Çünkü bu
davranış, Allah
Teâlâ’nın çizdiği sınırları aşmaktır.
Kim de Allah
Teâlâ’nın çizdiği sınırları aşarsa,
nefsine zulmetmiş olur.Eğer kâfirlerin bayramlarından olması
sebebiyle sonradan çıkarılan bir bayrama iştirak ederse
(katılırsa), günah üstüne günah kazanmış olur. Çünkü bu
davranışta onlara benzeme, onlara sevgi ve dostluk besleme
sözkonusudur. Oysa Allah
Teâlâ, azîz kitabı Kur’an-ı Kerîm’de mü’minleri,
kâfirlere benzemekten, onlara sevgi ve dostluk beslemekten
şiddetle yasaklamıştır.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den de
sâbit olduğuna göre o şöyle buyurmuştur:
(( مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ
مِنْهُمْ.)) [ رواه أبو داود وأحمد ]
“Her kim, bir topluluğa
(kavme)benzerse
(onların giyindiği gibi giyinirse, gittiği
yolda giderse ve onların işlediği fiilleri işlerse, günah ve
sevap bakımından) o da onlardandır.” (Ebu Davud ve
Ahmed)
Sevgililer Günü, yukarıda
zikredilen cinstendir. Çünkü bu bayram, putperest
hristiyanlığın bayramlarından birisidir. Bu sebeple Allah
Teâlâ’ya ve âhiret gününe îmân eden bir müslümanın,
Sevgililer Günü’nü kutlaması veya onu kabul etmesi veyahut da
bu gün dolayısıyla birisini tebrik etmesi kendisine helâl
olmaz. Aksine müslümanın, Allah Teâlâ ve Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in emirlerine icâbet ederek bu günü kutlamayı
bırakması, Allah Teâlâ’nın gazabını ve cehennem
azabını gerektiren sebeplerden uzak durması
gerekir.
Aynı şekilde müslümanın, bu gün
için yiyecek ve içecek hazırlaması, alış-veriş yapması, bir
şey üretmesi, hediye vermesi, mesaj veya mektup yollaması
veyahut da ilan vermesi gibi şeylerle bu veya buna benzer,
dînen haram kılınmış olan bayramların kutlanmasına yardımcı
olması haramdır. Çünkü bütün bunlar, günah, düşmanlık,Allah
-azze ve celle- ve Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e
isyanüzerinde yardımlaşmak ve işbirliği yapmak
demektir. Oysa Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:
((… وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبرِّ
وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الْإِثْمِ
وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُواْ اللهَ إِنَّ اللهَ شَدِيدُ
الْعِقَابِ )) [ سورة المائدة من الآية:
٢]
“(Ey mü’minler! Aranızda) iyilik ve takva
üzerinde yardımlaşın. (İçerisinde) günah ve
(Allah’ın sınırlarını aşmak olan) düşmanlık üzerinde
yardımlaşmayın. Allah'(ın emrine aykırı davranmak)tan
sakının. Zirâ Allah’ın azabı
çetindir.” (Mâide Sûresi: 2.)
Müslümanın, her durum ve
şartlarda, özellikle de fitne ve fesadın çok
olduğu
zamanlarda, Allah Teâlâ’nın Kitabı’na ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in sünnetine sıkı sıkıya bağlanması
gerekir.
Yine, müslümanın, kendilerine
gazap olunan Yahudilerin, sapıklığa uğramış
hristiyanların, Allah Teâlâ’nın azamet ve gücünden
korkmayan ve İslâm ile iftihar etmeyen fâsıkların
sapıklıklarına düşmemek için zeki ve dikkatli olması
gerekir.
Yine, müslümanın, hidâyet talep
etmesi ve bu hidâyet üzerinde sâbit kılması
için Allah Teâlâ’ya sığınması gerekir.Zirâ Allah Teâlâ’dan başka hidâyete erdirecek ve
O’ndan başka hidâyet üzerinde sâbit kılacak hiç kimse
yoktur.
Başarı,
Allah Teâlâ’dandır.
Allah Teâlâ, Peygamberimiz
Muhammed’e, âile halkına ve ashâbına salât ve selâm
eylesin.”(İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî
Komitesi, fetvâ no: 21203, tarih: 23.11.1420
h.)
3. Değerli âlim Abdullah b.
Abdurrahman el-Cibrîn’e şöyle sorulmuştur:
“Genç erkeklerle kızlar arasında
Sevgililer Günü (Valentine Day) olarak adlandırılan günü kutlama geleneği
yaygınlaşmaya başladı. Valentine, Hristiyanların tazim
duydukları rahibin (azizin) adıdır. Her yıl 14 Şubat günü bu
günü kutlamakta, bu günde birbirlerine hediyeler ve kırmızı
güller vermekte ve kırmızı renkli elbiseler
giymektedirler.
Sevgililer Günü’nü kutlamanın,
bu günde karşılıklı hediyeler vermenin ve bu günü bir bayram
olarak görmenin hükmü nedir?”
Değerli âlim Abdullah b.
Abdurrahman el-Cibrîn’e bu soruya şöyle cevap
vermiştir:
Birincisi:
Bu gibi sonradan çıkarılan
bayramları kutlamak, câiz değildir.Çünkü bu bayram, İslâm
şeriatında aslı olmayan ve sonradan çıkarılan bir
bid’attır.Bu sebeple bu bayram, Âişe’den -Allah ondan ve
babasından râzı olsun- rivâyet olunan hadisin hükmüne girer.
Bu hadiste Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:
(( مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا
لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ )) [ متفق عليه ]
“Her kim,bu işimizde
(dînimizde) onda olmayan bir
şeyi ona ihdâs eder (açık veya gizli Kur’an ve sünnette
aslı olmayan bir şey getirir)se, o ihdâs ettiği şey,
kendisine reddolunmuştur (bâtıldır).”
(Buhârî ve Müslim)
İkincisi:
Bu bayramda kâfirlere benzeme,
yüceltmiş oldukları şeyleri yüceltme konusunda onları taklit
etme, onların bayramlarına ve törenlerine saygı gösterme ve
onların dînlerinden olan şeylerde onlara benzeme
sözkonusudur. Oysa Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu
konuda şöyle buyurmuştur:
(( مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ
مِنْهُمْ.)) [ رواه أبو داود وأحمد ]
“Her kim, bir topluluğa
(kavme)benzerse
(onların giyindiği gibi
giyinirse, gittiği yolda giderse ve onların işlediği fiilleri
işlerse, günah ve sevap bakımından) o da onlardandır.”
(Ebu Dâvud ve Ahmed)
Üçüncüsü:
Oyun, eğlence, türkü-şarkı, (ud
ve ney gibi müzik âletlerine) üfleme, nimete nankörlük,
kadınların açılıp saçılması, erkeklerin kadınlarla biraraya
gelip birbirlerine karışması veya kadınların, mahremleri
olmayan erkeklerin önüne çıkması gibi, dînen haram sayılan
birtakım kötü sonuçlara ve sakıncalı durumlara yol
açmakta veya bu durum, zinâya veya zinânın başlangıcı olan
şeylere vesile olmaktadır.
Bunun teselli ve eğlence olduğunu gerekçe göstermek, onu
helâl kılmaz. Bazı kimselerin, bu kutlamada haram ve
helâle dikkat ettiklerini iddiâ etmelerine gelince, bu iddiâ
doğru değildir. Bu sebeple kendisine nasihat
eden kimsenin günahlardan ve gübahlara vesile olan şeylerden
uzak durması gerekir.”
Değerli âlim Abdullah b.
Abdurrahman el-Cibrîn’e yine şöyle demiştir:
“Buna göre, işyeri sahibinin,
alıcının (Sevgililer Günü gibi) bayramları
kutladığını bilir veya anlarsa, bu hediye ve
gülleri ona satması veya ona hediye etmesi ve bu hediye ve
güllerle bu günlere saygı duyması ve onları yüceltmesi, câiz
değildir. Yoksa satıcı da bu bid’atı işleyenin günahına ortak
olur.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.
[1]
Her yıl
14
Şubat günü,birçok ülkede
Sevgililer Günü olarak
kutlanır.Kökeni,Roma Katolik
Kilisesi‘nin inanışına dayanan bu
gün, Valentine ismindeki bir din adamının
adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya
çıkmıştır. Bu
sebeple bazı toplumlarda “Aziz Valentin Günü” (İngilizce:
St. Valentine’s Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi,
Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya
sevgili anlamlarında da kullanılır. Valentine adlı Azizin
-Rahibin- yaşadığı aşka sevgilisinin karşılık vermemesi
üzerine intihar etmiş
ve kalbinin sevgilisine gönderilmesini vasiyet
etmiştir.Bu olay üzerine bu aşk hristiyanlıkta bayram
olarak kutlanmıştır. Noel Bayramı gibi tüm dünyaya
yayılmıştır.Aziz Valentin Günü’nün
romantik aşk ile bağlantısı,
Orta Çağ‘ın sonlarına doğru, o zamanki
akımlardan kaynaklanmış ve bu gün, zamanla dinsel
özelliğini yitirmiştir.1969
yılında dini takvimden de çıkarılarak dini anlamda
kutlanması sona ermiştir. (Kaynak: www.wikipedia.org)
[2]
Zünnâr: Zimmet
ehline has olan bir giysidir.
