Şeyh Şa’ravi şöyle dediğini duydum: Caferi sadık şöyle dedi: İnsanların kendisine tuzak kurup ta “……. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.” Ayetine koşmayan kişiden şaşırıyorum. Bu söz sadece insanların tuzak kurmalarına mı özeldir? Yoksa başka anlamlarda da kullanılır mı? Ve nelerdir? Çocuklarımın İslam terbiyesinde büyümeleri ve Allah’ın kendi sevgini onlara sevdirmesi konusunda işlerimi Allah’a havale etmem caiz midir?
Cevap:
Allah’a hamd olsun,
Bu Caferi sadık’a nisbet edilen
söz Firavun ailesinden mümin olan kimsenin söylediği söze
işaret edilmiştir. “Size söylediklerimi
hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum.
Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir. Allah,
onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini,
azâbın en kötüsü kuşattı.”[1]
Şeyh Muhammed El Emin El şengiti Rahimehullah şöyle dedi:
Ayeti kerime, Allah’a gerçekten tevekkül etmek ve tüm
işleri Allah’a havale etmenin tüm kötülüklerden
koruyacağına dair açık bir delildir.
Ayetten anlaşıldığı gibi Firavun ve
kavmi bu mümin adama tuzak kurmak istediler ancak mümin adam Allah’a tevekkül
edip tüm işleri ona havale ettiği için Allah onu tüm tuzak ve
zararlardan korumuştur.[2]
Bu ayet aşağıdaki
diğer ayete benzemektedir:
“Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine,
“İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan
korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını
artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler. Bundan
dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık
dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular.
Allah, büyük lütuf sahibidir.”[3]
Allah’a havale etmenin anlamı; sadece Allah’a tevekkül
etmektir.
Taberi Rahimehullah şöyle
dedi: “Tüm
işlerimi Allah’a havale ettim” den maksat yani: tüm işlerimi Allah’a teslim ediyorum,
ona tevekkül ediyorum, ona bırakıyorum çünkü o kendisine tevekkül
edene yeterdir.
[4]
İbn Kesir Rahimehullah
şöyle dedi: “tüm işlerimi Allah’a havale ettim” den
maksat yani: ona tevekkül edip ondan
yardım talep ediyorum.
[5]
İkincisi: Dünya ve ahiret ile ilgili tüm işlerimizde
Allah’a tevekkül etmek bize vahiy ile emredilen konulardandır. Bununla
ilgili birçok ayet bulunmaktadır:
–
“Korkanların içinden Allah’ın
kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti:
“Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz
kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a
tevekkül edin.”
[6]
–
Sana “baş üstüne” derler. Fakat
senin yanından çıktıklarında, içlerinden
birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini
kurarlar. Allah, onların geceleyin kurduklarını
yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah’a tevekkül et. Vekil olarak
Allah yeter.
[7]
–
Göklerin ve yerin
gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na
döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin
yaptıklarınızdan habersiz değildir.
[8]
–
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana
(Allah’a) tevekkül et. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et.
Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!
[9]
Sonuç olarak çocukların terbiyesinde işleri Allah’a
havale etmek bu konuda Allah’a tevekkül etmek demektir. Bu amacı
gerçekleştirmek için Allah’a yönelmektir. Nitekim kulun her
işinde Allah’a tevekkül etmesi güzel bir davranıştır.
Tevekkül, ibadetlerin en yücelerindendir.
Ancak doğru tevekkül: meşru sebepleri yerine
getirilmesi ile birlikte olur. Bu konuda
şöyle bir hadis bulunmaktadır:
Enes bin Malik Radiyallahu anhu şöyle dedi: bir
adam şöyle dedi: Ey Allah’ın Resulü! (deveyi) bağlayıp
tevekkül edeyim yoksa salayım ve tevekkül edeyim? Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem: bağla ve tevekkül et. Dedi.
[10]
Mubarekfuri Rahimehullah şöyle dedi: “Bağlıyayım” sözcüğü
mütekellim kipinde kullanılmış ve soru edatı
atılmıştır, sözlükte deveyi bağladı: yani
bacaklarını sağlam bir şekilde bağlamak demektir. “Ve
tevekkül edeyim”: yani bağladıktan sonra tevekkül edeyim.
Bırakayım yani bıraktıktan sonra tevekkül
edeyim. ?
Bağla dedi: el menavi şöyle dedi: yani devenin
bacaklarını iple bağla ve sonra Allah’a tevekkül et.
Böylece bağlamak tevekküle aykırı bir şey
olmadığı görülmüştür.[11]
Gerçekten Allah’a tevekkül eden kimse vacip olan sebepler
başta olmak üzere meşru sebepleri yerine getirmeye
başlamalıdır.
İbn Recep Rahimehullah
şöyle dedi: “Bil ki! tevekkülü gerçekleştirmek
Allah’ın yarattığı sebepleri yerine getirmeye aykırı
değil, nitekim Allah kainatta bir takım kanunlar
yaratmıştır. Bunun üzerine Allah sebeplerin yerine getirilmesini
emretmiştir. Bununla birlikte tevekkülü emretmiştir. Uzuvlarla
sebepleri yerine getirmek Allah’a itaattir. Kalp ile ona tevekkül etmek ona
inanmak ve iman etmektir.
Kulun işlediği işler üç kısımdır:
Birincisi: Allah’ın kullarına emrettiği
ibadetlerdir, Allah bu ibadetleri cehennemden kurtuluş ve cennete
giriş için bir sebep kılmıştır. Bunları Allah’a
tevekkül ederek yapmak gerekir, bunları yaparken Allah’tan yardım
dilemeliyiz, çünkü bunlara güç yetirmek ancak Allah’ın
yardımıyla olur. Allah’ın istediği olur, istemediği
olmaz.
Her kim Allah’ın farz kıldığı
şeylerde gevşeklik gösterirse hem dünyada hem de ahirette
şeri ve kader olarak cezayı hak eder.[12]
Çocuk terbiyesi de hem tevekkül hem de şeriatın
emrettiği gibi sebepler lebirlikte yapılması gerekir. Yüce Allah
şöyle buyurmuştur: “ Ey iman edenler! Kendinizi ve
ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O
ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine
verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen
şeyi yapan melekler vardır.
[13]
Muhammed el emin el şenqiti Rahimehullah şöyle dedi: “Kişi eşini, çocuklarını
vb. diğer akrabalarını iyilikle emredip kötülükten
alıkoyması gerekir çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve
taşlar olan ateşten koruyun.” Ve Rasulullah sallallahu aleyhi
vesellem şöyle demiştir: “Hepiniz çobansınız ve
hepiniz sürünüzden sorumlusunuz”[14]
En doğrusunu bilen Allah’tır.
[1] Gafir 44-45
[2] Advaul beyan 7/96-97
[3] Ali İmran 173-174
[4] Tefsir Taberi 20/335
[5] İbn Kesir tefsiri 7/146
[6] Maide 23
[7] Nisa 81
[8] Hud 123
[9] Furkan 58
[10] Tirmizi 2517 Elbani sahih demiştir. 2/610
[11] Tuhfetul ehvazi 7/186
[12] Camiul ulum velhikem 2/498-499
[13] Tahrim 6
[14] Adavaul beyan 2/209
