Kaç tasavvuf tarikatı vardır? Tasavvuf tarikatlarının hepsi mi hatalıdır? Ben, İmam Nevevî’nin tasavvufçulardan etkilendiğini işittim. Tasavvufçular, insanlara kin ve nefreti bırakmalarını ve Allah’a ortak koşmamalarını öğütlüyorlar. Bu konuda görüşünüz nedir?

Cevap:

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Tasavvufçular; fırkalar, gruplar ve hizipler hâlindedirler. Her hizip, kendisinde bulunan
fikir ve davranış ile sevinip böbürlenmektedir. Her
tarikatın bir şeyhi, zikirleri ve dînî törenleri  vardır. Bütün tarikatların ortak
noktası; Kitap ve sünneti doğru anlamaktan uzak olmaları,
bid’atları, dîndeki yenilikleri ve hurafeleri yaymalarıdır. Tarikatların
pek çoğu aşırıya gitmekte, hatta inanç ve amel olarak
şirke düşmektedir. Örneğin vahdet-i vücud fikrine
inanmaları, evliya ve kutupların, kâinatta tasarruf ve idare etme
hakkına sahip olduklarına inanmaları, şeyhlerine ibâdet etmeleri,
onlara yalvarıp yakarmaları, onlara adak adamaları, şeyhlerinin
kabirlerinin çevresinde tavaf etmeleri ve onlar için kurbanlar kesmeleridir.

Tasavvuf, eskiden daha az tahrif
olunmuş ve daha az tehlikeli idi. Bazen tasavvuf ile zühd, takvâ ve dünya
zevklerinden uzak durma kastedilirdi. Nitekim bazı âlimler ve âbid
kimseler, gittikleri yol düzgün ve inandıkları akide doğru
olmaka birlikte tasavvufa nisbet edilmişlerdir.

Müslümanın, tevhidi
gerçekleştirmesi, selef-i salih anlayışıyla Kitap ve
sünnete tâbi olması, bid’atlardan ve dîndeki yeniliklerden uzak durması
gerekir. Çünkü kurtuluş yolu, budur.

Abdullah b.
Mes’ud’dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o
şöyle demiştir:

(( خَطَّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَطًّا بِيَدِهِ ، ثُمَّ قَالَ : هَذَا سَبِيلُ اللَّهِ
مُسْتَقِيمًا، قَالَ: ثُمَّ خَطَّ عَنْ يَمِينِهِ وَشِمَالِهِ، ثُمَّ قَالَ:
هَذِهِ السُّبُلُ، وَلَيْسَ مِنْهَا سَبِيلٌ إِلَّا عَلَيْهِ شَيْطَانٌ يَدْعُو
إِلَيْهِ ، ثُمَّ قَرَأَ: وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ
وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبِيلِهِ)) [ رواه أحمد وصححه
الألباني في كتاب التوسل]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
bizim
için eliyle yere bir çizgi
çizdi. Sonra
şöyle buyurdu:

-Bu, Allah’ın
dosdoğru yoludur.

Ardından o
çizginin sağına ve soluna çizgiler çizdi.
Sonra
da şöyle buyurdu:

-Bu yollar ise, dalâlet yollarıdır.
Her yolun üzerinde o yola çağıran bir şeytan vardır.

Sonra
şu âyeti okudu:

‘Şüphesiz
bu (İslâm),
benim dosdoğru yolumdur. Artık ona uyun, başka yollara
(dalâlet yollarına)
uymayın.Yoksa
o yollar sizi parça parça edip
O’nun yolundan ayırır.”[1]

İrbâd b.
Sâriye’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّهُ مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ بَعْدِي
فَسَيَرَى اخْتِلافًا كَثِيرًا، فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي ، وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ
الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ ، تَمَسَّكُوا بِهَا ، وَعَضُّوا عَلَيْهَا
بِالنَّوَاجِذِ ، وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الأُمُورِ ، فَإِنَّ كُلَّ
مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلالَةٌ.)) [رواه أحمد وصححه الألباني في
صحيح أبي داود]

“Sizden
kim benden sonra yaşarsa, (dînde) çok ihtilaflar görecektir. Bu sebeple
benim sünnetime ve benden sonra gelecek olan doğru yolu bulmuş
râşid halîfelerimin sünnetine sarılın.Onlara sımsıkı sarılın. (Dîne sonradan sokulan)
yeniliklerden de sakının.
Zirâ (dîne sonradan sokulan) her yenilik, bid’at, her bid’at ise  dalâlettir.”[2]

Kur’an ve
sünnete bakan, râşid halifelerin ve altın çağlar diye bilinen
ilk üç dönem müslümanlarının (sahâbe, tâbiîn ve etbâu’tâbiîn)
hayatlarını inceleyen kimse, şahısları
kutsallaştırmak, ölülere ibâdet etmek, kendi yanlarından
zikirler icat etmek ve hurafelere bağlanmak gibi, tasavvuf
tarikatlarının üzerinde bulundukları şeylerin bâtıl
olduğunu mutlaka görecektir. Doğru yola ileten Allah Teâlâ’dır.

Nitekim Allah
Teâlâ bu kimseler hakkında şöyle buyurmuştur:

(( وَمَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللَّهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ
نُورٍ  )) [سورة النور من الآية:
40]

“Allah bir
kimseye nur vermemişse, artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur.”[3]

Bu konuda daha faydalı
bilgi için (4983), (20375), (34575)
ve (89961) nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

[1]
Ahmed rivâyet emiş, Elbânî de ‘Tevessül’ adlı
kitabında (s:125) hadisin sahih olduğunu belirtmiştir. (İmam Ahmed, (1/435,465).
İbn-i Hıbbân, (1/105). hadis no: (6-7). Hâkim, hadis no: (2/318).
Hâkim, hadisin isnadı sahihtir, ancak Buhârî ve Müslim, hadisi tahriç
etmediler, demiştir. Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid adlı eserinin (7/22)’de
şöyle demiştir. Hadisi, Ahmed ve Bezzâr rivâyet etmiştir.
Hadisin isnadında Âsım b. Behdele vardır. Bu kişi
sika (güvenilir), ancak zayıftır. Çeviren)

[2]

 Ahmed rivâyet etmiş,Elbânî de ‘Sahih-i
Ebî Davud, hadis no:3851’de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.

[3]

 Nur Sûresi: 40