Umre için tavaf yaparken abdestim bozuldu. Ne yapacağımı bilemedim. Çıktım abdest aldım ve tavafımı iade ettim. Yaptığım doğru oldu mu? Ne yapmam gerekiyordu?

Cevap:

Allah’a hamd olsun,

Abdest alıp tavafı iade etmenle doğrusunu
yapmışsın. Ayrıca en iyisi ve en
ihtiyatlısını yapmışsın. Alimlerin çoğu
hadesten taharetin tavafın sıhhat şartlarından
olduğunu söylemişlerdir (namaz gibi). Nasıl ki abdest alana
kadar abdestsiz bir kişiden namaz kabul olmaz, aynı şekilde
abdestsiz tavaf da abdestsiz kişiden kabul olmaz. İbn Kudame der
ki:’’ Hadesten taharet tavafın sıhhat şartıdır.
İmam Ahmed’in mezhebindeki meşhur görüş böyledir.
İmam Malik ve İmam Şafii’nin de görüşleri bu
şekildedir. Cumhur bu görüşü şu delillerle desteklemiştir:

1.    

Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
’in şu hadisi:’’ Kabe’yi tavaf etmek
namazdır, ancak siz tavaf esnasında konuşabilirsiniz.’’[1]

2.    

 Aişe Radiyallahu anha şöyle
demiştir:
:’’ Allah Rasulu tavaf etmek istediği zaman abdest
alırdı.’’

[2]  başka bir hadiste Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
şöye buyurdu:’’ Hac ibadetin
yapılış şeklini benden öğreniniz.’’

[3]

3.    

Başka bir hadise
göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem hayız halinde olan
Hz. Aişe’ye demiştir ki:’’ Temizlenene kadar tavaf
dışında hacılar ne yapıyorsa onları yap.’’[4]

Şeyh Bin Baz’a şöyle soruldu:’’
Benim Ramazan’da umre yapan bir akrabam var. Harem bölgesine girince küçük
abdestini bozmuş. Yani yellenmiş. Ailesine ‘’ben abdest almak
istiyorum.’’ Demeye utanmış. Sonra tavaf etmiş ve tavafı
bitirdiğinde tek başına gitmiş ve abdest almış.
Sonra say yapmaya gitmiş. Şimdi bu akrabamın üzerine bir kurban
veya bir keffaret gerekiyor mu?

    

Şeyh Bin Baz’da cevap vermiş:  
Tavafı sahih değildir. Çünkü namaz gibi tavafın
sıhhat şartlarından birisi de taharettir. Onun Mekke’ye
dönüp tekrar tavaf etmesi gerekir. Tekrardan say yaparsa bu da iyi olur.
Çünkü ilim ehlinin çoğunluğu sayı tavafın önüne
geçirmeyi caiz görmemişlerdir. Sonra saçını
kısaltır ve ihramdan çıkar. Eğer evli ve eşiyle
birlikte olmuş ise fakirler için Mekke’de bir kurban kesmesi gerekir.
Birinci umre için ihrama girdiği mikattan tekrar girmesi gerekir.
Çünkü birinci umre cima ile fasid olmuştur. Bu
söylediklerimizi yapması ve birinci umre için ihrama girdiği
yerden tekrar umreye girmeli. Bu şimdi de yapabilir veya müsait
olduğu başka bir vakit de yapabilir[5]

   
Yine
şöyle sorulmuş:’’ Bir adam tavafa başlamış. Fakat
yellenmiş tavafını kesmesi mi gerekir yoksa devam etmesi mi?’’

  
O da
cevap vermiş:’’ Eğer insan tavaftayken kendisinden gaz, idrar veya
meni çıkarsa veya avretine dokunursa veya buna benzer durumlarda
tavafı kesilir. Tıpkı namaz gibi gider abdestini alır ve
tekrardan tavafa başlar. Doğru olan budur. Bu meselede ihtilaf
vardır. Fakat namazda da tavafta da doğru olan budur. Çünkü
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle
buyurmuştur:’’ Biriniz yellenirse namazı bıraksın abdest
alıp tekrar namazı tekrar kılsın.’’[6].
sonuçta Tavaf ta namaz gibidir.

[7]Bazı alimler de taharetin tavafın şartlarından
olmadığını benimsemiştir. Bu da Ebu Hanife’nin
mezhebidir. Şeyhulislam İbn Teymiyye de bu görüşü tercih
etmiştir. Birinci görüşün delillerine karşı şu
cevabı vermişlerdir:

   

‘’Kabe’yi tavaf namazdır.’’ Hadisine gelince, bunun
Rasulullah’ın sözü olması doğru değildir. Bu
yalnızca İbn Abbas’ın sözüdür. İmam Nevevi Mecmu’
kitabında der ki:’’ Doğru olan bunun İbn Abbas’dan gelen mevkuf
bir hadis olduğudur. Beyhaki ve diğer hadis hafızları da
böyle olduğunu söylemişlerdir.

    

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem ‘in abdestli olarak tavaf
etme ameline gelince, derler ki:’’ Bu vacib olduğunu göstermez. Bu
yalnızca müstehab olduğunu gösterir. Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem
bunu yapmıştır fakat ashabına bunu
emrettiği varid olmamıştır.

    

Rasulullah’ın Hz. Aişe’ye söylediği şu
söze gelince:’’ Temizlenene kadar tavaf dışında hacıların
her yaptığını yap.’’ Rasulullah Aişe’yi yalnızca
hayız olduğu için men etmiştir. Hayızlı zaten Mescid’e
girmesi yasaktır.

    

Şeyhulislam İbn Teymiyye der ki:’’

  
Tavaf
için abdesti şart koşanların aslen bir delili yoktur. Hiç kimse
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem 
den-ister sahih olsun ister zayıf- tavaf için abdesti
emrettiğini nakletmemiştir. Rasulullah bir sürü insanla hac
yapıyordu. Birçok kez de umre yaptı. Umre yaparken de insanlar onunla
birlikteydi. Eğer abdest tavaf için farz olsaydı bunu genel bir
biçimde herkese duyururdu. Herkese duyururdu ki Müslümanlar bunu ihmal
etmesinler. Ancak sahih kaynaklarda tavaf edeceği zaman abdest
aldığı geçmektedir. bu da vacib olduğunu göstermez. O
her namaz için de abdest alırdı. Ve şöyle derdi:’’ abdestsiz
Allah’ı zikretmek hoşuma gitmiyor.’’[8]                 

     
Bu
görüş -yani tavaf için abdestin şart olmadığı
görüşü- kuvvetine ve delillerin o ihtimalde olmasına rağmen
bir insana abdestsiz tavaf yapmak yakışmaz. Çünkü abdestli
tavaf şüphesiz daha faziletli ve daha ihtiyatlıdır. Bu
şekilde insan cumhura muhalefetten kurtulur. Fakat insana abdeste riayet
konusunda şiddetli meşakkat olduğunda kolaylık sağlanmıştır.
bu da hac mevsimlerinde olur. Veya adam hasta, yaşlı olup abdestini
korumak zor olursa kolaylık vardır.

    

Şeyh İbn Üseymin cumhurun delillerine cevap verdikten
sonra dedi ki:’’ Buna göre tercih edilecek ve kalbin mutmain
olacağı görüş şudur: Abdest tavaf için şart değildir.
Fakat abdestli yapmak en faziletlisi ve Rasulullah’a uymada daha kâmil. Fakat
bu konuda cumhura muhalefet etmek yakışmaz. Ancak bazen insan
Şeyhulislam’ın söylediği görüşle amel etmek
zorunda kalıyor. Mesela şiddetli bir kalabalığın
içinde tavaf yaparken abdest bozuldu. Birinci görüşe göre gidip
abdest alıp bu kalabalıkta tekrar dönmesi gerekiyor.
Özellikle de birkaç şavtı kalmışsa. Burada büyük bir
meşakkat vardır. Büyük bir meşakkat olduğundan ve
delillerin zahirinin açık bir şeye delalet etmediğinden
insanlara abdesti şart koşmamız olmaz. Hatta daha kolay ve daha
basite uymamız gerekiyor. Çünkü insanları açık bir delil
olmaksızın meşakkat olan bir şeye zorlamak şu ayete
terstir:’’ Allah sizin için kolaylık ister zorluk istemez.’’[9]

Fakat sa’yin durumu öyle değildir.
Sa’yda abdest şart değildir. Buda dört mezheb imamının
görüşüdür (Ebu Hanife, Malik, Şafii, Ahmed). Hatta
hayızlı bir kadına bile sa’y yapmak caizdir. Çünkü
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem 
Hayızlı birisini Bundan men etmemiştir. Yalnızca
tavafdan men etmiştir. Hz. Aişe’ye demiştir ki:’’
Hacıların yaptığı her şeyi yap fakat Kabe’yi
tavaf etme.’’

[10]

Şeyh İbn Üseymin
şöyle dedi: Eğer
abdestsiz, cünüb veya hayızlı birisi sa’y yaparsa geçerli olur. Fakat
en faziletlisi temiz bir şekilde sa’y yapmaktır.[11]  

En iyi bilen
Allah’tır.

[1] – Tirmizi 960 –  Elbani İrvaul Ğalil 121 sahih
olduğunu söylemiştir.

[2] – Buhari , Müslim

[3] – Müslim (Şeyh Bin Baz’ın fetvaları)

[4] – Buhari , Müslim

[5] -. (Şeyh Bin
Baz’ın Fetvaları 17/ 214-215)

[6] – Ebu Davud/ İbn Huzeyme sahih demiştir

[7] – Şey Bin
Baz’ın Fetvaları 17 216-217

[8] – Mecmuul Fetava 21/273

[9] – Bakara 185.  Eş-Şerhul Mumti’ 7/300

[10] – Bkz. El-Muğni 5/246

[11] – Eş-şerhul Mumti’ 7/310,311