Ben, namazda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e getirilen salavâtın şekillerini öğrenmek istiyorum.

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, namaz konusunda
kendisini örnek almamız için, namaz ile ilgili hükümleri ve
kendisinin namaz kılış şeklini öğrenmemizi bize
teşvik ederek şöyle buyurmuştur:

(( صَلـوُّا كَمـَا
رَأَيْـتمُوُنيِ أُصَـلِّي.)) 

[ رواه البخاري ]

“Beni namaz
kılarken gördüğünüz gibi namazı kılın (yani; namazı, benim
kıldığım şekilde kılın).”[1]

Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den gelen teşehhüd ve salavât duâlarının lafızları, pek çoktur ve
farklıdır. Müslüman için en mükemmeli, hepsini yerine getirmesidir.
Bazen bir duâyı, başka zaman başka bir duâyı,

daha
başka bir
zamanda da
başka bir duâyı okuyarak
bütün sünneti yerine getirmeli, sadece bazı duâlarla yetinmemelidir.
Eğer bu duâların hepsini okumak kendisine zor gelirse, gücü
yettiği kadarıyla yetinir. İnşaallah bunda bir sakınca
olmaz.

Aşağıda
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sahih olarak gelen namazdaki bazı teşehhüd
ve salavât duâlarıdır:

Abdullah
b. Mes’ud’un -Allah ondan râzı olsun- teşehhüd duâsı:

  
(( اَلتَّحِيَّاتُ
لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ
وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللهِ
الصَّالِحِينَ ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ
مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.)) [
رواه
البخاري ومسلم ]

“Ettehıyyâtu lillâhi
ves-salevâtu vettayyibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-nebiyyu ve rahmetullâhi ve
berakâtuh. Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe
illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve rasûluh.”

“Bütün ta’zimler, övgüler, duâlar, sâlih amel ve ibâdetler Allah
içindir. Ey Nebi! Allâh’ın selâmı,

rahmeti ve
bereketleri senin üzerine olsun. Selâm,

bize ve Allah’ın
sâlih kullarının üzerine olsun.Şehâdet ederim ki Allah’tan
başka hak ilah yoktur.

Yine şehâdet ederim ki, Muhammed
Allah’ın kulu  ve elçisidir.”[2]

Abdullah b. Ömer’in
-Allah ondan ve babasından râzı olsun-
teşehhüd
duâsı:

(( اَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ
السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ
السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ ، أَشْهَدُ أَنْ لَا
إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا
عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.))[ رواه أبو داود وصححه الألباني ]

“Ettehıyyâtu lillâhi
ves-salevâtu vettayyibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-nebiyyu ve rahmetullâhi ve
berakâtuh. Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe
illallâhu vahdehû lâ

şerîke
leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve
rasûluh.”

“Bütün ta’zimler, övgüler, duâlar, sâlih amel ve ibâdetler Allah
içindir. Ey Nebi! Allâh’ın selâmı,

rahmeti ve
bereketleri senin üzerine olsun. Selâm,

bize ve Allah’ın
sâlih kullarının üzerine olsun.Şehâdet ederim ki Allah’tan
başka hak ilah yoktur. O
birdir ve hiçbir ortağı yoktur.

Yine şehâdet
ederim ki, Muhammed

Allah’ın kulu  ve
elçisidir.”[3]

Ömer’in -Allah ondan
râzı olsun- minberde iken insanlara öğretmek için okuduğu
teşehhüd duâsı:

 (( اَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ ، الزَّاكِيَاتُ لِلَّهِ ،
الطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ ، الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ ، السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا
النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى
عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ ،
وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.)) [ رواه مالك وصححه الألباني
]

“Ettehıyyâtu lillâh. Ez-zekiyyâtu lillâh. Ettayyibâtu lillâh. Essalevâtu
lillâh. Esselâmu aleyke eyyuhen-nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtuh. Esselâmu
aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe
illallâhu vahdehû lâ

şerîke
leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve rasûluh.”

“Bütün ta’zimler Allah içindir. Bütün
salih ameller
Allah içindir. Bütün
 duâlar Allah
içindir. Bütün ibâdetler Allah içindir. Ey Nebi! Allâh’ın selâmı,
rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Selâm,
bize ve Allah’ın sâlih kullarının üzerine olsun.Şehâdet
ederim ki Allah’tan başka hak ilah yoktur.

Yine şehâdet
ederim ki, Muhammed

Allah’ın kulu  ve
elçisidir.”[4]

 Nebi -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘e getirilen salavâtın şekillerinden
bazıları şunlardır:

((

اَللَّهُـمَّ صَلِّ عَلىَ مُحَمَّدٍ وَعَلىَ مُحَمَّدٍ كَماَ
صَلَّـيْتَ عَلىَ إِبْراَهيِمَ وَعَلىَ آلِ إِبْراَهيِمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجيِدٌ.
اَللَّهُـمَّ باَرِكْ عَلىَ مُحَمَّدٍ وَعَلىَ آلِ مُحَمَّدٍ
كَماَ
باَرَكْتَ عَلىَ إِبْراَهيِمَ وَعَلىَ آلِ إِبْراَهيِمَ إِنَّكَ حَميِدٌ مَجيِدٌ.))
[ رواه البخاري ]

“Allâhumme salli alâ
Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli
İbrâhîme inneke hamîdun mecîd. Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli
Muhammedin kemâ bârakte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke
hamîdun mecîd.”

“Allahım!
İbrahim’e ve âilesine rahmet ve mağfiret
eylediğin gibi,

Muhammed’e ve âilesine de rahmet ve mağfiret eyle.Doğrusu sen, övgüye
en lâyık olansın, yücesin. Allahım! İbrahim’e ve âilesine hayır ve bereketler ihsân ettiğin gibi, Muhammed’e
ve âilesine de hayır ve bereketler ihsân eyle.Doğrusu sen,
övgüye en lâyık olansın,
yücesin.”[5]

((

اَللَّهُـمَّ صَلِّ عَلىَ مُحَمَّدٍ وَعَلىَ مُحَمَّدٍ كَماَ
صَلَّـيْتَ عَلىَ آلِ إِبْراَهيِمَ، وَباَرِكْ عَلىَ مُحَمَّدٍ وَعَلىَ آلِ
مُحَمَّدٍ
كَماَ باَرَكْتَ عَلىَ آلِ إِبْراَهيِمَ فيِ الْعَالِمَينَ إِنَّكَ
حَميِدٌ مَجيِدٌ.)) [ مسلم ]

“Allâhumme salli alâ
Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli
İbrâhîme inneke hamîdun mecîd. Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli
Muhammedin kemâ bârakte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke
hamîdun mecîd.”

“Allahım!
İbrahim’in âilesine rahmet ve mağfiret
eylediğin gibi,

Muhammed’e ve âilesine de rahmet ve mağfiret eyle.İbrahim’in âilesine âlemlerde hayır ve bereketler ihsân ettiğin gibi,
Muhammed’e ve âilesine de hayır ve bereketler ihsân eyle.Doğrusu sen,
övgüye en lâyık olansın,
yücesin.”[6]

[1] Buhârî, hadis no: 631

[2] Buhârî, hadis no: 6265. Müslim, hadis
no: 402

[3] Ebû Dâvud, hadis no: 971. Elbânî,
hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.

[4] Mâlik, hadis no: 204. Elbânî, hadisin
sahih olduğunu belirtmiştir.

[5] Buhârî, hadis no: 3370

[6] Müslim, hadis no: 405