Zilhicce ayının 11. ve 12. Günü oruç tutan kimsenin orucunun hükmü nedir?
CEVAP:
Allah’a hamd olsun.
Zilhicce ayının 11, 12 ve 13. Günleri, teşrik
günleri diye isimlendirilir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bu günlerde
oruç tutmaktan men etmiştir. Sadece temettu’ ve kıran haccı
yapıp kurban bulamayan kimselere oruç tutmalarına ruhsat
vermiştir.
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle
buyurmuştur: ‘ Teşrik günleri; yeme, içme ve Allah’ı zikretme
günleridir.’[1]
Hamza b. Amr el-Eslemî
Radiyallahu
anhu’dan gelen rivayete göre Hamza b. Amr el-Eslemî Mina’da
insanların develerini takip edip şöyle diyen bir adam
gördü: ‘Bu günlerde (Teşrik) oruç tutmayın, bu günler yeme içme
günleridir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’de buna şahitti.’[2]
Ümmü Hâni’nin azatlısı Ebu Mürre’den rivayet edildiğine
göre Abdullah b. Amr b. el-As ile birlikte Abdullah’ın babası
Amr b. el-As’ın huzuruna girmiş. Amr b. el-As (r.a.) onlara yemek
getirip: Ye! Demiş. Abdullah: Ben oruçluyum. Amr: Ye, bugünler Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem’in bize oruç tutmamayı emrettiği günlerdir. Râvi,
Mâlik dedi ki; O günler teşrik günleridir.[3]
Sa’d b. Ebi Vakkas Radiyallahu anhu şöyle buyurdu: ‘
Mina’da olduğumuz gün Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem
şöyle bağırmamı emretti ‘Bu günler yeme ve içme
günleridir. Bu günlerde oruç tutmayın.’. Teşrik günlerini kast
ediyordu. Senedi tahkik eden kişi: bu hadis sahih li ğayrihidir,
demiştir.[4]
Aişe ve İbn Ömer Radiyallahum’dan gelen rivayete
göre: Kurban kesmeyenler hariç teşrik günlerinde oruç tutmaya ruhsat
verilmemiştir.[5]
Bu ve benzeri diğer hadislerde teşrik günlerinde oruç
tutmayı yasaklama vardır.
Bundan dolayı âlimlerin çoğunluğu bu günlerde
gönüllü olarak oruç tutmanın doğru
olmadığını söylemişlerdir.
Teşrik günlerinde Ramazan orucunun kazasını
tutmaya gelince, bazı ilim adamları bunun caiz olduğunu
söylemişlerdir. Doğru olan görüş caiz
olmadığıdır.
İbn Kudame Rehimehullah şöyle demiştir:
Teşrik günlerinde nafile oruçları tutmak doğru
değildir. İlim adamların çoğu caiz
olmadığını söylemiştir. İbn Zübeyr’den gelen
rivayete göre kendisi tutuyormuş. Benzer bir rivayet İbn
Ömer ve Esved b. Zübeyr ‘den gelmiştir. Ebi Talha’dab gelen rivayete
göre kendisi sadece ramazan ve kurban bayramlarının ilk günleri
tek oruç tutmazdı. Görünüşe göre Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem’in teşrik günlerinde oruç tutmayı
yasakladığı bu sahabelere ulaşmamıştır.
Eğer ulaşmış olsaydı Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem’in dediğinin tersini yapmazlardı.
Teşrik günlerinde farz olan orucu tutmaya gelince, bu
konuda iki görüş vardır:
Birinci görüş: Bugünlerde oruç tutmak
yasaklandığı için caiz değildir. Bayram günleri gibidir.
İkinci görüş: Farz olan oruçlar için oruç tutmak
caizdir. Bunun delili İbn Ömer ve Aişe Radiyallahu anhum’dan gelen
şu rivayettir: ‘Teşrik günlerinde oruç tutmak sadece Kurban
kesmeyenlere ruhsat verilmiştir.’[6]
Yani: temettü hacı yapıp Kurban bulamayan kimse oruç tutabilir. Farz
orucu da buna kıyas edilebilir.
Hanbeli mezhebinde mutemet görüş teşrik
günlerinde ramazan orucu kazasının tutulmasının doğru
olmadığıdır.
[7]
Temettü’ ve kıran haccı yapıp kurban bulamayan
kimselerin oruç tutmasına gelince, bunların delili daha önceden zikrettiğimiz İbn
Ömer ve Aişe’den Radiyallahu anhum’dan gelen rivayettir. Buda
Hanbeli, Maliki ve Şafiilerin eski görüşüdür.
Şafii ve Hanefilere göre ise bu günlerde oruç tutmak
caiz değildir.[8]
Tercih edilen görüş birinci görüştür.
İlk görüş ise kurban bulamayan kimsenin oruç
tutmasının caiz olduğudur.
İmam Nevevi Rehimahullah şöyle demiştir:
Şunu bil ki, mezhepte en doğru olan teşrik
günlerinde orucun tutulamayacağı olan yeni görüştür. Ne
temettü hacı yapana ne de başkasına oruç tutması doğru
değildir. Delile istinaden En tercihli görüş ise temettü
hacı yapanın oruç tutmasının caiz olmasıdır.
Çünkü hadiste ona özel ruhsat vermiştir. Hadis bu konuda
açıktır.[9]
Cevabın özeti:
Teşrik günlerinde farz olsun gönüllü olarak tutulan oruçlar
olsun oruç tutmak doğru değildir. Sadece temettü’ ve kıran
haccı yapıp kurban bulamayan kimselere ruhsat verilmiştir.
Şeyh İbn Baz şöyle demiştir:
Zilhiccenin 13. Günü farz olsun gönüllü olsun oruç tutmak caiz
değildir. Çünkü bu gün yeme, içme ve Allah’ı anma günüdür.
Şüphesiz Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bu günde oruç tutmayı
yasaklamıştır. Bu konuda yalnızca temettü’ haccı
yapıp kurban bulamayan kimseye ruhsat verilmiştir.[10]
Şeyh İbn Useymin şöyle demiştir:
Teşrik günleri Kurban bayramı gününden sonra gelen üç
gündür. İnsanlar bu günlerde etlerini güneşledikleri için teşrik
günleri diye isimlendirmişlerdir. Yani insanlar bugünlerde eti
sakladıklarında bozulmasın diye güneşin önüne sererek
kurutuyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bu üç gün ile ilgili
şöyle buyurmuştur: ‘ Teşrik günleri yeme, içme ve
Allah’ı anma günleridir.’ Eğer bu günlerin şer’i hükmü yeme,
içme ve Allah’ı anma ise, o günler oruç tutma vakti olamaz. Bundan
dolayı İbn Ömer ve Aişe Radiyallahu anhum şöyle
buyurmuşlardır: ‘ Temettu’ ve ya kıran haccı yapıp
kurban bulamayan kimse hariç teşrik günlerinde oruç tutma ruhsatı
verilmemiştir. Yani temettü’ ve kıran haccı yapan kimseler üç
gün haçta yedi gün de memleketlerine döndüklerinde oruç
tutacaklardır. Temettü’ ve kıran haccı
yapan kimse kurban bulamaz ise bu üç günde (teşrik günleri) oruç
tutmaları caizdir. Ta ki hac mevsimi bitmeden oruçlarını
tutsunlar. Bunun dışında oruç tutmak caiz değildir. Hatta
iki ay üst üste oruç tutmak zorunda olan kimseye bile bayram günü ve
teşrik günleri oruç tutmak caiz değildir. Bu günlerde iftar etmesi
gerekir. Sonradan orucunu tamamlar.
[11]
Bütün bu söylediklerimize rağmen temettü’ haccı
ve ya kıran haccı yapıp kurban bulamayan kimse hariç diğer
kimseler bayram ve teşrik günlerinde oruç tutarsa onun tövbe etmesi
gerekir. Çünkü bu kimse Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in
yasakladığı bir işi yapmıştır. Eğer bu
günleri ramazan orucunun kazası olarak tutmuşsa, orucu geçerli
değil ve tekrar orucun kazasını tutması gerekir.
Allah en iyi bilendir.
[1] Muslim (1141)
[2] Ahmed (16081) elbani sahihul cami 7355
[3] Ahmed (17314), Ebu Davud (2418)
[4] Ahmed (1459)
[5] Buhari (1998)
[6] Buhari (1998)
[7] Keşşafu’l Kina’ (2/342)
[8] Mevsue’ el Fıkhıyye (7/323)
[9] Nevevi el-Mecmu’ (6/486)
[10] İbn Bazz Mecmu’ul Fetava (15/381)
[11] İbn Useymin Mecmu’ul Fetava(20/ soru 419)
