İleri derecede psikolojik bir durum yaşayan şahıs bu hastalıktan kurtulmak için dua etmektedir. Bu şahıs Müslüman bir psikolog doktordan yardım talep edebilir mi? bu durum caiz ise bu doktorun akidesi sağlam olduğundan emin olması gerekir mi? Sinir yatıştırıcı ilacın alınması caiz midir?
Allah’a hamd olsun,
Kişi
yakalandığı hastalıktan kurtulması için ilaç
almasında her hangi bir sakınca yoktur. Bu ilaçların yan
etkileri, kişinin bulunduğu durumdan daha kötü
sıkıntılara yol açmaması şartıyla ilaçların
sakıncası yoktur.
Bizim
tavsiyemiz kişi ister psikolojik hastalıklara ister fiziksel
hastalıklara yakalansın şer’i rukyelere başvurmasıdır.
Fakat bu rukyeler, hastalıklara ilaç olan şeriatın tavsiye
ettiği ayet ve hadislerden oluşmalıdır.
Bununla
birlikte bitkiler ve bal gibi yüce Allah’ın doğal bir şekilde
yarattığı ilaçların kullanılmasını tavsiye
ederiz. Şüphesiz yüce Allah bu şeylerde birçok hastalığa
tedavi etkisini yaratmıştır. Daha önemlisi bu bitkileri ve
doğal gıdaları alan kişiye yan etkiler
oluşmamaktadır.
Bizim
görüşümüz tedirginlik gibi hastalıklara kimyasal yapay
ilaçların kullanılmamasıdır. Çünkü bu durumda hasta
kimyasal ilaçtan çok ruhsal bir tedaviye ihtiyacı bulunmaktadır.
Bu
durumda hasta, imanını güçlendirmeye çokça dua ve namaz kılmaya
muhtaçtır. Bunu yaptığı takdirde söz konusu
tedirginlikten kurtulur, gönlü ferah olur. Nitekim kalp, ibadetlerle bir
çok psikolojik hastalıklardan kurtulmaktadır. Bu nedenle itikadı
bozuk olan bir doktora gitmesini uygun görmüyoruz. Doktor ne kadar
Allah’ı ve dini tanırsa o kadar hastaya yararı olur.
Nitekim
yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Erkek veya kadın, kim Mü’min
olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat
yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta
olduklarının en güzeli ile vereceğiz.”[1]
Suhayb
radiyallahu anhu’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem şöyle demiştir: “Müminin başka hiç kimsede
bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır.
Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu
onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete)
uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.”[2]
Müslüman
olan kimse, dünyayı öncelikli amaç haline getirmemesi gerekir.
Rızık korkusu tedirginlik, kalbine ve beynine ulaşmasına
izin vermemesi gerekir. aksi takdirde hastalığı ve
tedirginliği artar.
Enes
bin Malik radiyallahu anhu’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kimin derdi ahiret olursa Allah onun
zenginliğini kalbinde kılar İşlerini dağınık
olmaktan kurtarır. Dünya ona boyun eğerek gelir. Her kimin derdi de
dünya olursa Allah onun fakirliğini iki gözünün önünde
kılar, işlerini dağınık eder dünyadan da kendisine
ancak mukadder olan gelir.[3]
İbn Kayyım el
cevziye rahimehullah şöyle dedi:
Kul, sabah
uyandığında veya akşamladığında Allah’tan
başka bir derdi yoksa, yüce Allah onun tüm ihtiyaçlarını
karşılar. Ve tüm sıkıntılarını giderir,
kalbi Allah’ın sevgisiyle dolar, dili O’nu zikreder ve organları onun
emirlerini yerine getirmekle meşgul olur.
Yine kul şayet
sabahladığında veya akşamladığında dünya
derdi ile dertleniyorsa, Allah ona dünyanın
sıkıntılarını yükler, onu nefsine
bırakır, kalbi Allah
sevgisinden uzaklaşarak insanların sevgisiyle meşgul olur, dili
Allah’ın zikrinden meşgul olup insanların zikriyle meşgul
olur, organları Allah’ın emirlerini yerine getirmekten
uzaklaşarak insanların hizmetiyle meşgul olur. insanların
hizmetinde vahşilerin çabası gibi çaba gösterir..
Her kim Allah’ın
kulluğundan yüz çevirirse Allah onu insanların sevgisi, hizmeti ve
ibadetiyle imtihan olur.
Yüce Allah
şöyle buyurdu: “Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten
gelirse, biz onun başına bir şeytan salarız. Artık o,
onun ayrılmaz dostudur.”[4][5]
İbn Useymine
şöyle soruldu:
Mümin olan kimse
psikolojik olarak hastalanır mı? Şeriatta ilacı nedir?
Nitekim modern tıpta bu tür hastalıklar sadece modern ilaçlarla
yapılmaktadır.
O şöyle cevap
verdi: Şüphesiz insan, gelecek endişesi ve geçmişin üzüntüsünü
çekerek psikolojik hastalıklara yakalanır. Dahası psikolojik
hastalıkların olumsuz etkisi diğer hastalıklardan daha
yüksektir. Şüphesiz bu psikolojik hastalıkların tedavisi rukye
ile yapılması daha etkilidir.
Bu ilaçlardan biride:
İbn Mesud radiyallahu anhu’dan rivayet edildiğine göre
şöyle dedi: Bir kula herhangi bir üzüntü veya tasa isabet eder de: “Allah’ım! Ben Senin kulunum,
erkek ve kadın kullarının oğluyum. Benim canım senin
elindedir. Hükmün bende geçerlidir. Kazan adaletlidir. Sana ait olan
isimlerinle senden istiyorum. Nefsini isimlendirdiğin isimlerinle
istiyorum. Kitabında indirdiğin, yaratıklarından birisine
öğrettiğin isimlerinle istiyorum. Kur’an’ı kalbimin hayatı
/ baharı, gözlerimin nuru, üzüntümün cilası, tasamın
şifası yapmanı istiyorum.” derse, Allah onu hüzün ve
tasasını alır ve bunların yerine sevinç verir.”
Diğer ilaç ise:
“….. Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak
tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum”[6]
Bu konuda daha
detaylı bilgi isterseniz alimlerin bu konudaki eserlerine
başvurabilirsiniz: örnek olarak: El vabil el sayyib ve zadul mead:
İbn kayyım, Elkelim el tayip İbn Teymiye, el Ezkar Nevevi.
İman
zayıflamakla birlikte şer’i ilaçların kabulüde
zayıfladı, artık insanlar hissi ilaçlara manevi ilaçlardan daha
fazla itimat eder oldular. İman güçlü olduğu dönemde şer’i
ilaçlar tam bir şekilde etkiliydi. Hatta etkisi maddi ilaçlardan daha
etkiliydi. Hepimiz şu kıssayı hatırlar: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Arap bir
topluluğa bir seriye göndermişti ancak bunlar sahabelere
misafirperverlik göstermediler. Bir müddet sonra kabile reisini yılan
soktu. Dediki şu gelenlere bir sorun rukye bilen varmı. Sahabeler
bize şu kadar koyun vermediğiniz müddetçe biz rukye yapmayız
dediler. Araplarda kabul ettiler. Eshab-ı kiramdan biri Fatiha suresini
okuyunca, Allahü teâlânın izni ile hasta şifaya kavuştu. Kabile
reisi, buna karşılık bir sürü koyun hediye etti. Sahabi, caiz
olup olmadığını bilmediği için Peygamber efendimize
sordu. Rasulullah, (Ne okudun?) buyurdu. O da, Fatiha suresini okuduğunu
bildirince, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
-“Fatihanın şifa olduğunu nereden bildin? O
koyunları al, yanındakilere pay et!”
İşte
gördüğünüz gibi kalbi imanla dolu kişiden okununca hemen
etkisini gösterdi. Ancak zamanımızda iman zayıflayınca
artık görsel tedavilere yönelmişlerdir.
Ancak bununla birlikte
hokkabazlar türemiş insanların duygularını suiistimal
etmektedirler ve salih insanlar olup okuduklarını iddia ederler.
Ancak onlar batıl yöntemle para kazanmaktadırlar. Maalesef
insanlar böylece iki zıt taraf arasında kalmışlar. Bir
taraf zıt görüşe göre okuman hiçbir faydası
olmadığını iddia eder. Diğer taraf ise insanları
kandırarak okumaktadır. Ancak bunları arasında olan orta
yoldur.
[7]
Allah bizi ve sizi tüm
sıkıntılardan korusun ve gönlümüzü iman, hidayet ve huzurla
doldursun.
[1] Nahl, 97
[2] Muslim, 2999
[3]
Tirmizi,2389, Elbani tashih
etmiştir. Sahihul cami 6510
[4] Zuhruf, 36
[5] El Fevaid, 159
[6] Enbiya,87
[7] Fetava islamiya 4/465-466
