Eşim benimle konuştuğunda vesveseden dolayı cevap vermemem boşanma sayılır mı? Ayrıca eşimle sert ve sinirli bir şekilde konuşmam boşanma olarak sayılır mı?

Allah’a hamd olsun, 

Eşine cevap vermemen veya onun sert ve sinirli
bir şekilde konuşman da boşanma sayılmaz.

Her ne kadar boşanmayı düşünsen de
veya kendi içinden bunu geçirirsen veya niyet edip azmedersen bile boşanma
kelimesini telaffuz etmediğin müddetçe boşanma vuku bulmaz.

Nitekim Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
şöyle buyurmaktadır: “Allah
Teâlâ, ümmetimden nefislerinde yapmayı arzuladıkları
şeyleri yapmadıkları ve konuşmadıkları müddetçe
affetti.”[1]  Bunun üzerine ilim ehline göre
şayet bir adam nefsinde boşanmayı geçirirse bu söylemedikçe
bir şey olmaz.

Hatta vesveseye
hastalığına yakalanan kişi boşanma kelimesini telaffuz
etse dahi boşanma vuku bulmaz. Şeyh İbn Useymin Rahimehullah  şöyle dedi: “Vesvese ile
mübtela olanı diliyle teleffuz etse dahi kasıtlı
olmadığı müddetçe boşanması vuku bulmaz. Çünkü
dil ile meydana gelen sözcük veveseden dolayı meydana gelmiş
kendi iradesi dahilinde olmamıştır. Ayrıca bu insanın
düşüncesi kapanmış ve bir işle zorlanmış
durumdadır, bu söze itekleyen güçlü ve buna karşı gelme
ihtimali zayıflamıştır. Zira Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem:
“  (Düşüncesi)
kapanan kimsenin boşanması geçersizdir” demiştir. Bu nedenle gerçek bir irade ve istekle
bunu istememişse boşanma gerçekleşmez. Yapılmasına
mecbur kaldığı şeylerden sayılarak boşanma
geçerli olmaz.

[2]

Biz sana vesveselere
aldırış etmemeni tavsiye ederiz, bun tür duygulardan yüz çevir,
ve sana telkin edilen vesveselere aykırı davran zira vesvese
şeytandandır. Şeytan bunu iman edenleri üzmek için
yapmaktadır. Bunun en etkili ilacı çokça Allah’ı zikretmen ve Allah’ın
rahmetinden kovulmuş şeytanın şerrinden
sığınmandır. Ayrıca günah ve Şeriata ters
düşen davranışlardan uzaklaşmandır.  Nitekim bu davranışlar İblisin
Ademoğlu’na musallat olmasına sebep olmaktadır: “Gerçek şu
ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler
üzerinde bir hâkimiyeti yoktur.”[3]

Bu konuda
aktarılması güzel olan şeylerden biride: İbn Hacer el
Heytemi Rahimehullah’un vesvese ilacı ile ilgili kitabında
kaleme aldığı şu sözlerdir:

[4]

Vesvesenin ilacı var
mı? Diye soru üzerine şöyle cevap vermiştir: “Bu
hastalığın faydalı bir ilacı vardır o da
bütünüyle yüz çevirmektir, içinde tereddüt eden bir düşünce ise buna
aldırış etmediği müddetçe kısa bir zamanda yok olur.
Bunu bir çok kişi tecrübe edip başarmıştır.  Ancak her kim bu vesveseye kulak verip
gereğini yaparsa vesvese çoğalır ta ki onu delilerin konumuna
getirir.  belki de daha kötü bir durumda bulur kendini.
Bunu bu hastalığa mübtela olanlarda çok şahit olduk. Bu konuda
uyarıda bulunan Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle
buyurmuştur: “ Velhan diye adlandırılan su vesvesesinden
sakının” bu şekilde adlandırılmasının sebebi
boş yere uğraştırdığı içindir. Bu konu
Mişketul envar kitabın şerhinde daha detaylı
açıklanmıştır.

Buhari ve Muslim’de her kim
vesvese ile mübtela olursa Allah’a sığınsın ve vesveseden
yüz çevirsin” diye bir hadis bulunmaktadır.

Bu yararlı çözümü
düşün zira bu çözümü veren kişi nefsinden konuşmaz. Bil ki
bu peygamberden mahrum kalan tüm hayırdan mahrum kalmıştır.
Vesvese tüm alimlerin görüş birliğiyle şeytandandır.
Şeytanın tek amacı mümin olan kişiyi sapıklığa,
kararsızlığa, hayatın altüst olmasına ve
sıkıntılara çekip onu farkına varmadan İslam’dan
çıkmasına sebep olmaktır. Yüce Allah şöyle
buyurmuştur: “Şüphesiz şeytan
sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman
tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe
girecek kimselerden olmaya çağırır.”[5]

Başka bir rivayette
her kim vesvese ile mübtela olursa: “Allah’a ve peygamberlerine iman
ettim”.  Desin.

Şüphesiz her kim
başta Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem olmak üzere
peygamberlerin metotlarına bakarsa; Şeriatın kolay, açık,
bembeyaz net ve zorluk içermeyen bir din olduğunu görecektir. Yüce
Allah:  “…. O, sizi seçti ve dinde
üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi…. [6]
Demiştir.  Her kim bunu düşünürse
ve hakkıyla inanırsa şeytana kulak vermekten ve vesveseden
kurtulur.

İbn sunni
kitabında Aişe Radiyallahu anha’dan rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir: “Her kim vesvese ile mübtela olursa:
“Allah’a ve peygamberlerine iman ettik” desin, çünkü bu vesveseyi giderir.


El İz bin

Abdusselam ve başkaları
şöyle demişler: vesvesenin çözümü bunun şeytandan bir
dürtü olduğunu inanmaktır. Bu düşünceyi ona telkin eden
İblistir ve onunla savaşmaya
çalıştığını bilmelidir. Böylece mücahidin
sevabını alır çünkü bu kişi Allah’ın
düşmanıyla savaşıyor, şayet kişi bunu hissederse
vesveseden kurtulur. İnsanın ilk yaratılışından
bu güne kadar ibtila olduğu bir gerçek ve insan için bir imtihandır.

Osman bin ebu el As
Radiyallahu anha’dan
rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir: “ Şeytan benimle namaz ve kur’an okumamın arasına
giriyor.

Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem
: o hanzep adında şeytandır. Ondan Allah’a
sığın ve soluna üç defa tükür. Bunu yapınca Allah beni o
vesveseden kurtardı.

[7]

Böylece daha
önceden söylediğimiz kanıtlanmış oldu zira
vesvese ancak cahil olan ayırt edemeyen kişilere musallat olur. Ancak
ilim, dirayet ve akıl sahibi sünnete tabi olur ve bidata uymaz.
Bidatçı
vesveseciler ne kadar kötüdür. Malik Rahimehullah şeyhi
Rebia’dan bahsederek şöyle derdi: iki konuda herkesten daha
hızlıydı: İstibra ve abdest. Başkası
olsaydı, abdest almadığını söylerdim.

İbn Hurmuz İstibra
ve abdestte çok yavaştı ancak şöyle derdi: İbtila
olmuşum bana uymayın.

İmam Nevevi Rahimehullah  bazı alimlerden şöyle
aktarmıştır: Abdest veya namazda vesvese ile mübtela olanlara
şöyle demeleri müstehab olur: Leileillallah. Çünkü şeytan
Allah’ın zikrini işittiği zaman geri adım atar ve
uzaklaşır. Şüphesiz Lelileheillallah zikrin
başıdır. vesveseyi gidermekte en etkin ilaç Allah’ı çokça
anmaktır.[8]

Yüce Allah’tan sizin
yaşadığınız vesveseden korumasını bizim ve sizin
iman ve takvamızı artırmasını temenni ederiz.

En doğrusunu Allah
bilir.

[1] Buhari 6664, Muslim 127

[2] İslami Fetvalar 3/277

[3] Nahl 99

[4]
Elfetava el fıkhiyye el
kubra 1/149

[5] fatır 6

[6] hac 78

[7] Muslim 2203

[8] İbn Hacer el Heytemi