Vuku bulmadan önce büyüden (sihirden) korunmanın yolları nelerdir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Büyünün
tehlikesinden korunmanın en önemli yolu,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sahih
olarak rivâyet olunan şer’î zikir ve duâlarla kişinin kendisini korumaya
almasıdır.

Bu zikir ve
duâlardan bazıları şunlardır:

1. Her
namazın akabinde, selâmdan hemen sonra bu konuda gelen meşrû
duâların akabinde Âyete’l-Kürsî’yi okumak.

2. Bu zikir
ve duâlardan birisi, uykudan önce Âyete’l-Kürsî’yi okumak.

Âyete’l-Kürsî;
Kur’an-ı Kerim’in en büyük ve en önemli âyetidir. Bu âyet şudur:

اللَّه لا إِلَهَ
إِلا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي
السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلا
بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلا يُحِيطُونَ
بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ
وَالأَرْضَ وَلا يَؤدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
[ سورة البقرة الآية: ٢٥٥]

“Allah, O’ndan
başka ilah olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, Hayy, Kayyûm’dur

(her an
yarattıklarını gözetendir). Göklerde ve
yerde olan ancak O’nundur.O’ nun izni olmadan katında şefaat edecek
kimdir? Onların işlediklerini, işleyeceklerini bilir. O’nun
dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü
gökleri ve yeri kaplamıştır/kuşatmıştır.Onların
gözetilmesi O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.”

(Bakara
Sûresi: 255).

3.

Yine, bu zikir ve duâlardan birisi, her farz namazın akabinde
selâmdan sonra  İhlas, Felâk ve Nas
sûrelerini okumaktır.

Sabah ve akşam namazlarının farzlarından hemen sonra

ise, bu üç sûreyi üçer defa okumaktır.

 4. Yine, bu zikir ve duâlardan
birisi, gecenin ilk bölümünde (uykudan önce) Bakara sûresinin son iki
âyetini (Âmene’r-Rasûlü) okumaktır. Bu iki âyet, şudur:

آمَنَ
الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ
بِاللَّهِ وَمَلائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ
رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ
الْمَصِيرُ لا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ
وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ
أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى
الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلا تُحَمِّلْنَا مَا لا طَاقَةَ لَنَا بِهِ
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلانَا فَانْصُرْنَا عَلَى
الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
[ سورة
البقرة الآيتان: ٢٨٥-286]

“Peygamber ve
(ona) îmân edenler, ona Rabbinden indirilene îmân
ettiler.Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine îmân
ettiler ve onlar arasından hiçbirisini ayırt etmeyiz, işittik ve
itaat ettik. Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş yalnızca
sanadır dediler. Allah bir kimseye ancak gücünün yeteceği kadar
yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de
aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutur veya hataya düşersek, bizi sorumlu
tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de
ağır bir yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği
işler de yükleme. Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı!
Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirlere karşı bize yardım
et!”
(Bakara Sûresi: 285-286).

Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sahih olarak gelen bir hadiste o
şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ قَرَأَ آيَةَ الْكُرْسِيِّ فِي
لَيْلَةٍ لَـمْ يَزَلْ عَلَيْهِ مِنَ اللهِ حَافِظٌ، وَلَا يَقْرَبُهُ شَيْطَانٌ
حَتَّى يُصْبِحَ. ))

[
رواه البخاري نحوه]

“Kim, geceleyin
(uykudan önce) Âyete’l-Kürsî’yi okursa,
(onu koruması için)
Allah tarafından koruyucu bir melek görevlendirilir ve
sabahlayıncaya kadar şeytan ona yaklaşamaz.”
(Buhârî bu lafza
yakın bir şekilde rivâyet etmiştir.)

Yine,

Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sahih olarak gelen başka bir hadiste o
şöyle buyurmuştur:

 (( مَنْ قَرَأَ بِالْآيَتَيْنِ مِنْ
آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ.)) [ رواه البخاري ]

“Kim, geceleyin
(uykudan
önce) Bakara sûresinin son iki âyetini (Âmene’r-Rasûlü)
okursa, bu iki âyet onu her türlü kötülükten korur.” (Buhârî)

 5.

Yine, bu
zikir ve duâlardan birisi, bir kimsenin, gece olsun, gündüz olsun, evde,
çölde, havada veya denizde bir yerde ikâmet etmek istediği zaman şu
duâyı çokça okumasıdır:

(( أَعُوذُ
بِكَلِمَـاتِ
اللهِ التَّامَّاتِ
مِنْ
شَرِّ مَا خَلَقَ. )) [ رواه أحمد والنسائي وصححه الألباني]

“Yarattıklarının
şerrinden, Allah’ın eksiksiz sözlerine
sığınırım.”
(Ahmed ve Nesâî, Bkz. Sahih-i Tirmizî; hadis no: 187, Sahih-i İbn-i Mâce; hadis no:266).

  
 Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur: 

((
مَنْ نَزَلَ مَنْزِلًا، ثُمَّ قَالَ: أَعُوذُ بِكَلِمَـاتِ اللهِ التَّامَّاتِ
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ، لَمْ يَضُرَّهُ شَيْءٌ حَتَّى يَرْتَحِلَ مِنْ مَنْزِلِهِ
ذَلِكَ )) [ رواه
مسلم ]

“Kim,
bir yerde konakladıktan da sonra: ‘ Yarattıklarının
şerrinden, Allah’ın eksiksiz sözlerine
sığınırım’ derse, o konakladığı yerden ayrılıncaya kadar
hiçbir şey ona zarar veremez.” (Müslim)

6. Yine,bu zikir ve duâlardan birisi, sabah ve akşamleyin üç defa şu duâyı okumaktır:

(( بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الْأَرْضِ
وَلاَ فيِ السَّمَـاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ.))[ رواه الترمذي وأبو داود وابن
ماجه وأحمد وصححه الألباني]

“İsmiyle yerde ve
gökte hiçbir şeyin zarar veremediği Allah’ın adıyla

(başlarım). O, hakkıyla
işiten ve her şeyi bilendir.”

(Ebu Dâvud, Tirmizî, İbn-i Mâce ve
Ahmed
rivâyet etmişlerdir.Bkz.
Sahih-i İbn-i Mâce; hadis no:332.)

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu
duâyı okumaya teşvik etmiş ve bu duânın her türlü
kötülükten kurtulmanın sebebi olduğunu belirtmiştir.

Her kim, şeytanın şerrinden Allah
Teâlâ’ya sığınmak için okunan bu duâ ve sûreleri, samimiyetle,
Allah Teâlâ’ya îmân ederek ve O’na güvenip dayanarak, delâlet ettiği
anlamlarını gönül huzuruyla sürekli olarak okursa, büyü ve
diğer her türlü şerli şeylerden korunmanın en büyük
sebeplerinden birisine sarılmış olur.

Yine, bu duâ ve sûreleri çokça okumakla birlikte
Allah Teâlâ’ya sığınmak ve O’ndan zararı gidermesini ve
hastalığı ortadan kaldırmasını niyaz etmek, vuku
bulduktan sonra büyüyü defetmenin (kovmanın) en büyük sebeplerindendir.

Hastalıkları, büyü ve diğer
şerli şeylerden tedâvi etmek için, Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘den sâbit olan duâlardan birisinde, Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- ashâbını şu duâ ile rukye etmiştir:

(( اَللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ أَذْهِبِ
الْبَأْسَ، وَاشْفِ أَنْتَ الشَّافيِ لاَ شِفاَءَ إِلاَّ شِفاَؤُكَ،
شِفاَءً لاَ يُغاَدِرُ
سَقَمـاً. ))
[ رواه
أبو داود والترمذي  ]

“Ey insanların Rabbi
olan Allahım! Hastalığın şiddetini giderip şifâ
ver. Şifâ veren yalnızca sensin. Senin şifândan başka
şifâ yoktur. Öyle bir şifâ ver ki
hiçbir hastalık kalmasın.” (Ebu Dâvud ve Tirmizî)

Bu rukyelerden
birisi de, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- hastalandığında
Cebrâil -aleyhisselâm-’ın kendisinin üzerine okuduğu şu
duayı da okumalıdır:

((
بِسْمِ
اللهِ أُرْقيِكَ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذيِكَ وَمِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ
عَيْنٍ حاَسِدٍ، اَللهُ يَشْفيِكَ، بِسْمِ اللهِ أُرْقيِكَ. )) [ روا مسلم  ]

“Allah’ın
adıyla sana rukye yapıyorum. Sana eziyet veren her şeyden, her
kötü nefisten ve hasetçi gözün şerrinden sana rukye
yapıyorum. Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana
rukye yapıyorum.” (Müslim)

Bu duâyı üç
defa tekrarlar.

Yine de en iyisini
Allah Teâlâ bilir.