Ben, müslüman kadının yüzünü örtmesini emreden Kur’an âyetlerini bilmek istiyorum. Ben, yüzün örtülmesi farz mıdır? Yoksa farz olmayıp sadece daha mı fazîletlidir? Bunu öğrenmek isteyen müslüman bacılara bu âyetleri sunmak istiyorum.

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Ey müslüman!

Bilmen gerekir ki
kadının yabancı erkeklere karşı hicaba bürünmesi ve
yüzünü örtmesi, farzdır. Bunun farz olduğuna Rabbinin
kitabı, Peygamberin Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem-’in sünneti, insanlar tarafından
itibar edilen şeyler ve birçok kıyas delil teşkil etmektedir.

Birincisi: Kur’an’ın
delilleri

Birinci
delil:

Allah Teâlâ
şöyle buyurmuştur:

” وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ
أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلا مَا
ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلا يُبْدِينَ
زِينَتَهُنَّ إِلا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ
أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي
إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ
أَيْمَانُهُنَّ أَوْ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الإِرْبَةِ مِنْ الرِّجَالِ أَوْ
الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلا يَضْرِبْنَ
بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى
اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ” [ سورة النور الآية: ٣١]

“(Ey Peygamber!) Mü’min kadınlara
söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) esirgesinler ve
ırzlarını (Allah’ın haram kıldığı
şeylerden) korusunlar.Görünen kısmı müstesnâ olmak
üzere, zînetlerini (yabancı erkeklere) göstermesinler. Başörtülerini,
(başlarından) göğüslerinin üzerine (kadar)
örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının
babaları, kendi oğulları, kocalarının
oğulları,erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin
oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi (mü’min)
kadınları, ellerinin altında bulunanlar (köleleri),
erkeklerden âilenin kadınına şehvet duymayan (başkalarının
yardımına muhtaç olan saf kimseler gibi) tâbi kimseler veya henüz
kadınların kadınlık hallerinin farkında olmayan (henüz
şehvet duymayan) çocuklardan başkasına (gizli)
zînetlerini göstermesinler. (Yolda yürürken) gizlemekte
oldukları zînetleri anlaşılsın diye ayaklarını
yere vurmasınlar. Ey mü’minler! (Size emretmiş olduğu bu
güzel sıfatlara ve övülen hasletlere) toptan Allah’a (itaat
etmek sûretiyle) dönün (ve câhiliye toplumunun üzerinde
bulunduğu kötü ahlâk ve sıfatları terkedin) ki (dünya
ve âhirette) kurtuluşa eresiniz.” (Nur Sûresi: 31).

Bu âyet-i kerime,
kadınların yabancı erkeklere karşı örtünmesinin
farz olduğuna şu yönlerden delâlet etmektedir:

1. Şüphesiz
Allah Teâlâ, mü’min kadınlara ırzlarını (edep yerlerini)
korumalarını emretmiştir. Irzın korunmasını
emretmek, aynı zamanda ona vesile olan hicabı da emretmektir.
Çünkü yüzü açmak, ırzın gitmesine neden olabilir. Hiçbir
akıl sahibi yüzü örtmenin, ırzın korunma yollarından
birisi olduğu konusunda şüphe etmez. Çünkü yüzü açmak,
kadının yüzüne bakmaya, kadının güzelliğini
düşünmeye ve bu bakışla ondan zevk almaya götürür. Dolayısıyla
bu durum, önce kadınla buluşmaya, ardından da onunla zinâ
etmeye götürür.

Nitekim Rasûlullah
-sallallau aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( اَلْعَيْناَنِ تَزْنِياَنِ وَزِناَهُماَ النَّظَرُ،
وَالشَّفَتاَنِ تَزْنِياَنِ وَزِناَهُماَ التَّقْبِيلُ، وَالْيَداَنِ تَزْنِياَنِ
وَزِناَهُماَ اللَّمْسُ، وَالرِّجْلاَنِ تَزْنِياَنِ وَزِناَهُماَ الْـمَشْيُ،
وَالْفَرْجُ يُصَدِّقُ ذَلِكَ أَوْ يُكَذِّبُهُ.)) [ متفق عليه]

“Gözler zinâ eder, onların
zinâsı bakmaktır. Dudaklar zinâ eder, onların zinâsı
öpmektir. Eller zinâ eder, onların zinâsı dokunmaktır. Ayaklar
zinâ eder, onların zinâsı (o işe)
yürümektir. Ferc (uzuv) da bunu ya doğrular (tasdik eder),
ya da yalanlar.” (Buhârî; hadis no: 6612. Müslüm; hadis no: 2657).

     Bu sebeple yüzü
örtmek, ırzı korumanın yollarından birisi olduğu
için böyle yapmak emredilmiştir. Çünkü sebeplerin maksatlara
göre hükümleri vardır.

2. Allah Teâlâ’nın:

وليضربن بخمرهن على جيوبهن [ سورة النور من الآية:
٣١]

“… Başörtülerini, (başlarından)
göğüslerinin üzerine (kadar) örtsünler. “

Sözünde
kadının başörtüsü ile yakasını örtmekle
emrolunduğuna göre, yüzünü de örtmekle emrolunmasını
gerektirir.Bu ya başörtüsünün bir gereğidir ya da bu hüküm
kıyasla çıkarılır. Çünkü boynu ve göğsü
örtmek farz olduğuna göre, yüzü örtmenin farz olması
daha önce gelir (daha evlâdır). Çünkü yüz, güzellik ve
fitnenin odak noktasıdır.

3. Allah Teâlâ
mutlak olarak zîneti (süsü) göstermeyi yasaklamış, ancak
görünen kısmı bundan ayrı tutmuştur.Görünen
kısım ise, elbisenin dışı gibi görünmesi
kaçınılmaz olan şeydir. Bundan dolayıdır ki Allah
Teâlâ:

إلا ماظهر منها[ سورة النور من الآية:
٣١]

“… Görünen kısmı
müstesnâ olmak üzere, …”

Buyurmuş,
ama: “… Gösterdikleri kısmı müstesnâ olmak üzere,…”
dememiştir.

Nitekim seleften
Abdullah b. Mes’ud, Hasan Basrî, İbn-i Sîrîn ve başkası âyetin
bu kısmını şöyle tefsir etmişlerdir:

إلا ماظهر منها [ سورة النور من الآية:
٣١]

“… Ridâ ve elbise ile
elbisenin alt taraflarının görünen kısmı müstesnâ
olmak üzere,…”

Sonra Allah Teâlâ,
ayrı tuttuğu kimselerin dışındakilere zîneti
göstermeyi tekrar yasaklamıştır. Bu da, ikinci zînetin,
birinci zînet olmadığına delâlet etmiştir. Dolayısıyla
birinci zînet, herkese görünen dış zînettir ve onu gzilemek
mümkün değildir. İkinci zînet ise, gzili zînettir ki, yüz
bundandır. Şayet bu zînet herkese câiz olsaydı, birinci zînette
genellemesinde, ikinci zînette de ayrı tutmasında (istisna
kılmasında) faydalı bir bilgi olmazdı.

4. Allah Teâlâ, gizli
zîneti erkeklerden âilenin kadınına şehvet duymayan tâbi olan kimselere
izin vermiştir ki onlar, şehvet duyguları olmayan hizmetçiler,
büluğ çağına ermemiş, şehvet duymayan ve henüz
kadınların kadınlık hallerinin farkında olmayan küçük
çocuktur. Bu da iki şeye delâlet etmiştir:

a). Zînetin bu iki
sınıfın dışındaki yabancı erkeklerden
birisine gösterilmesi helâl olmaz.

b).  Bu hükmün sebebi ve odak noktası,
kadının fitneye düşmesinden, kalbin ona tutulması ve ona
âşık olunmasından endişe edildiği içindir.Kadının
yüzünün, her türlü güzelliğin biraraya geldiği
(toplandığı) ve fitnenin yeri olduğunda hiç şüphe
yoktur. Kadınların kadınlık hallerinin farkında olan
erkeğin kadına tutulmaması ve ona âşık olmaması
için yüzün örtülmesi farzdır.

5. Allah
Teâlâ’nın:

ولا يضربن بأرجلهن ليُعلم ما يُخفين من
زينتهن [ سورة النور الآية:
٣١]

“… (Yolda yürürken)
gizlemekte oldukları
zînetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere
vurmasınlar. “

Yani kadın, süs
olarak ayağa takılan halhal gibi, gizlemekte olduğu zîneti
anlaşılsın diye yere vurmasın. Kadın, erkeği
fitneye sevketmesinden endişe edildiği için ayaklarını yere
vurarak halhalının sesini işittirmekten yasaklanmış
ise, yüzünü açmaktan nasıl yasaklanmasın?

Erkeğin, bir
kadının ayağındaki halhalı işitmesi,
ayağında olanın ve güzelliğinin ne olduğunu bilmememesi
mi daha büyük fitnedir? Yoksa o kadınının, genç bir kız
mı yoksa yaşlı bir kadın mı olduğunu bilmemesi mi
daha büyük fitnedir?

O kadının
çirkin mi yoksa güzel mi olduğunu bilmemesi mi daha büyük fitnedir? Yoksa
fitneyi celbeden ve bakmaya çağıran genç ve parlak olan bir güzel
yüze mi bakmak daha büyük fitnedir.

Şüphesiz
kadına şehvet duyan ve ona karşı şehvet duygusu
besleyen her insan, bu iki fitneden hangisinin örtünmesi ve gizlenmesinin
daha yerinde olduğunu mutlaka bilir.

Kur’an-ı
Kerim’den ikinci delil:

Allah Teâlâ bu
konuda şöyle buyurmuştur:

وَالْقَوَاعِدُ مِنْ النِّسَاءِ اللاتِي
لا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَنْ يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ
غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ وَأَنْ يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَهُنَّ وَاللَّهُ
سَمِيعٌ عَلِيمٌ
[ سورة النور الآية:
٦٠]

“Bir nikah
(evlenme)
ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların,
zînetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin bazı (dış)
elbiselerini çıkarmalarında bir günah yoktur.İffetli
davranmaları (bu elbiseleri çıkarmamaları), kendileri
için daha hayırlıdır. Allah, (söylediklerinizi) hakkıyla
işiten ve (niyetlerinizi ve amellerinizi) hakkıyla bilendir.”
(Nur Sûresi: 60).

Bu âyetin
delil olmasının yönü şöyledir:

Şüphesiz
Allah Teâlâ, evlenme ümidi beslemeyen ve yaşlı olmalarından dolayı
erkeklerin kendileriyle evlenmek istemedikleri yaşlı kadınlardan,
-açılıp-saçılmamak ve zînetlerini göstermemek
kaydıyla- dış elbiselerini çıkarmalarında bir günah
olmadığını belirtmiştir. Bu yaşlı
kadınların dış elbiselerini çıkarmalarının
câiz olması hükmü, evlenme ümidi besleyen genç kız ve
kadınların, hükümde onlardan ayrı olduklarına delâlet eder.
Şayet kadının dış elbiseyi çıkarması ve
fistana benzer uzunca bir gömlek giymesi, her iki taraf için câiz
olsaydı, yaşlı kadınların özel olarak zikredilmesinin
bir faydası olmazdı.

Allah Teâlâ’nın:

غير متبرجات بزينة
[ سورة النور الآية: ٦٠]

“… zînetleri
(yabancı
erkeklere) teşhir etmeksizin… “

Sözü, evlenme
ümidi besleyen genç kız ve kadının hicaba bürünmesinin farz
olduğuna delildir. Çünkü genç kız veya kadın için genel
olan durum, yüzünü gösterdiği zaman zînetini göstermek ve
güzelliğini ortaya çıkarmakla, erkeklerin kendisine bakmaları ve
kendisini övmelerini istemesidir. Bunun dışında bir
kadın ise, ender bulunur. Ender olan şeyin de hükmü zaten yoktur.

Kur’an-ı
Kerim’den üçüncü delil:

Allah Teâlâ bu konuda
şöyle buyurmuştur:

يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ
وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلابِيبِهِنَّ
ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا
رَحِيمًا [ سورة الأحزاب الآية: ٥٩]

“Ey Peygamber! Hanımlarına,
kızlarına ve müminlerin kadınlarına
(bir
ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman)
dış elbiselerini üzerlerine salıvermelerini söyle. Böyle
yapmaları onların iffetli tanınmaları ve (kendilerine
sarkıntılık edilerek) incitilmemeleri için en uygun olan
davranış budur.Allah, çok bağışlayandır, çok
merhamet sahibidir.” (Ahzâb Sûresi: 59)

Abdullah b.
Abbas -Allah ondan râzı olsun- şöyle demiştir:

“Allah
Teâlâ,mü’minlerin kadınlarına,bir ihtiyaç için dışarı
çıktıkları zaman başlarından aşağıya
kadar cilbablarıyla yüzlerini örtmelerini ve sadece bir gözü
göstermelerini onlara emretmiştir.”

Sahâbînin (Abdullah
b. Abbas’ın -Allah ondan râzı olsun-) tefsiri huccettir. Hatta
bazı âlimler şöyle demişlerdir:

“Sahâbînin
tefsiri, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e nisbet edilmiş merfu’
hükmündedir.”

Abdullah b.
Abbas’ın -Allah ondan râzı olsun-:”… sadece bir gözü
göstermelerini…” sözü, buna izin verilmesinin sebebi ise,
yola bakma zarureti ve ihtiyacından dolayıdır. Eğer buna
gerek yok ise, o bir gözünü bile olsa göstermesi gerekmez.

Âyette
geçen cilbab; abaye konumunda olan ridâdır.

Kur’an-ı
Kerim’den dördüncü delil:

Allah Teâlâ bu konuda
şöyle buyurmuştur:

لا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ فِي آبَائِهِنَّ
وَلا أَبْنَائِهِنَّ وَلا إِخْوَانِهِنَّ وَلا أَبْنَاءِ إِخْوَانِهِنَّ وَلا
أَبْنَاءِ أَخَوَاتِهِنَّ وَلا نِسَائِهِنَّ وَلا مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ
وَاتَّقِينَ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدًا[
سورة الأحزاب الآية: ٥٥]

“Onlara
(Peygamberin
hanımlarına ve mü’minlerin kadınlarına): Babaları, oğulları,
kardeşleri, kardeşlerinin oğulları,
kızkardeşlerinin oğulları, (mü’min)
kadınları ve sahip oldukları kölelerine karşı
hicaba bürünmemelerinde bir günah yoktur. (Ey kadınlar! Sizin için
belirlenen sınırı aşmaktan) Allah’tan
korkun.Şüphesiz Allah her şeye şâhittir.” (Ahzâb
Sûresi: 55).

Müfessir
İbn-i Kesir -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Allah
Teâlâ, kadınlara, yabancı erkeklere karşı hicaba
bürünmelerini emredince, âyette zikredilen akrabalara karşı hicaba
bürünmelerine gerek olmadığını
açıklamıştır. Nitekim Nur Sûresi: 32. âyette onları
yabancı erkeklerin dışında tutarak şöyle
buyurmuştur:

ولايبدين زينتهن إلا لبعولتهن[ سورة النور من الآية:
٣١]

“… Kocaları,
babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları,
kocalarının oğulları,erkek kardeşleri, erkek
kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin
oğulları, kendi (mü’min)
kadınları, ellerinin altında bulunanlar (köleleri),
erkeklerden âilenin kadınına şehvet duymayan (başkalarının
yardımına muhtaç olan saf kimseler gibi) tâbi kimseler veya henüz
kadınların kadınlık hallerinin farkında olmayan (henüz
şehvet duymayan) çocuklardan başkasına (gizli)
zînetlerini göstermesinler…” (Nur Sûresi: 31).

İkincisi: Yüzün
örtülmesinin farz olduğunu gösteren sünnetten deliller

Birinci
delil:

Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( إِذَا خَطَبَ أَحَدُكُمِ امْرَأَةً فَلا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ
يَنْظُرَ إِلَيْهَا إِذَا كَانَ إِنَّمَـا يَنْظُرُ إِلَيْهَا لِـخِطْبَتِهِ،
وَإِنْ كَانَتْ لا تَعْلَمُ. )) [ رواه أحمد ]

“Sizden
biriniz, bir kadınla evlenmek istediği zaman, sadece onunla evlenmek için
ise, -kadın bunu bilmese bile- ona bakmasında bir günah yoktur.”

(İmam Ahmed rivâyet etmiş ve ‘Mecmeu’z-Zevâid’
kitabının yazarı şöyle demiştir: Hadisin râvileri
sahih’in ricâli gibidir.”

Hadisin delil olan yönü şöyledir:

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, evlenmek isteyen
erkeğin, özellikle evlenmek şartıyla olması halinde evleneceği
kadına bakmasında bir günah olmadığını
belirtmesi, evlenmek isteyenin dışındaki birisinin yabancı
bir kadına bakmasının her hâlukârda günah olduğuna delâlet
etmiştir. Aynı şekilde evlenmek isteyen erkek, evlenme
kastının dışında yabancı bir kadına
bakması da günahtır. Örneğin zevk almak ve hoşlanmak
amacıyla yabancı bir kadına bakmak gibi…

Eğer: Hadiste bakılabilen yerler
açıklanmamıştır. Bununla göğüs ve boyuna bakmak
da kastedilmiş olabilir, denilecek olursa ona şöyle cevap
verilir:

Evlenmek isteyen bir kimse, evleneceği
kadının güzel olmasını istemedeki gâyesinin yüz
güzelliği olduğunu herkes bilir. Yüzün dışındaki
yerler ise, yüze tâbidir, genellikle bu aranmaz. Evlenmek isteyen kimse, sadece
yüze bakar. Çünkü yüz, özellikle güzellik isteyen kimse için aranan
şeydir. Bunda şüphe yoktur.

 İkinci
delil:

Ümmü Atiyye’den rivâyet olunduğuna göre, o
şöyle demiştir:

 ((
أَمَرَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ نُخْرِجَهُنَّ فِي
الْفِطْرِ وَالأَضْحَى الْعَوَاتِقَ وَالْـحُيَّضَ وَذَوَاتِ الْـخُدُورِ،
فَأَمَّا الْـحُيَّضُ فَيَعْتَزِلْنَ الصَّلاةَ وَيَشْهَدْنَ الْـخَيْرَ
وَدَعْوَةَ الْـمُسْلِمِينَ. قُلْتُ يَا رَسُولَ اللهِ! إِحْدَانَا لَا يَكُونُ
لَهَا جِلْبَابٌ؟ قَالَ: لِتُلْبِسْهَا أُخْتُهَا مِنْ جِلْبَابِهَا. )) [رواه البخاري ومسلم]

“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- bizlere, ergenlik çağına eren
kızları, hayız gören kadınları ve evlenme
çağındaki bâkire kızları Ramazan ve Kurban
bayramlarına çıkarmamızı emretti.Hayız gören
kadınlara gelince, onlar namaz vaktinde namaz kılınan yerden
(musalla’dan) uzak dururlar, hutbeye ve
müslümanların duâlarına şâhit olurlar (iştirak ederler).

(Ümmü Atiyye):

– Ey Allah’ın elçisi! Bizden birisinin cilbabı
yoksa ne yapmalıdır? diye sordum.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-  buyurdu ki:

– Kızkardeşinin ihtiyacı
olmadığı cilbabını ödünç alıp giyer.”
(Buhârî ve Müslim).

Bu hadis, sahâbe kadınlarının her zaman
olduğu gibi, kadının cilbabı olmadan dışarı
çıkmadığına ve cilbabı olmadığı zaman
dışarı çıkamadığına delâlet etmektedir.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in cilbab
giymesini emretmesi, örtünmesi gerektiğine delildir.

Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.

Üçüncü
delil:

Âişe’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( لَقَدْ كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
يُصَلِّي الْفَجْرَ، فَيَشْهَدُ مَعَهُ نِسَاءٌ مِنْ الْـمُؤْمِنَاتِ
مُتَلَفِّعَاتٍ فِي مُرُوطِهِنَّ، ثُمَّ يَرْجِعْنَ إِلَى بُيُوتِهِنَّ مَا
يَعْرِفُهُنَّ أَحَدٌ مِنَ الْغَلَسِ.وَقَالَتْ: لَوْ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى
اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى مِنَ النِّسَاءِ مَا رَأَيْنَا، لَـمَنَعَهُنَّ
مِنَ الْـمَسَاجِدِ كَمَـا مَنَعَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ نِسَاءَهَا.))
[رواه البخاري
ومسلم]

“Şüphesiz
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazını kılar, onunla
birlikte mü’min kadınlar da elbiselerini üzerlerine dolamış bir
halde sabah namazına gelirlerdi. Sonra evlerine dönerler,
karanlık dolayısıyla da hiç kimse onları
tanımazdı.

(Âişe) dedi ki:

– Şayet bizim (şimdi) gördüğümüzü, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem- de görmüş olsaydı, İsrailoğullarının,
kendi kadınlarını yasakladıkları gibi, o da
kadınları mescitlere gitmekten yasaklardı.” (Buhârî ve
Müslim).

Abdullah b. Meas’ud da -Allah ondan râzı olsun- bu
hadise yakın bir şekilde rivâyet etmiştir.

Bu hadisin
delil olması iki yöndendir:

Birincisi: Hicab ve
örtünme, sahâbe kadınlarının her zamanki âdetlerin idi. Onların yaşadığı
çağ, çağların en fazîletlisi ve Allah -azze ve celle-
katında en kıymetlisidir.

İkincisi:Mü’minlerin annesi Âişe ve Abdullah b. Mes’ud -Allah
ikisinden de râzı olsun- ilim, fıkıh ve basiret yönünden
sana yeter, başkasına gerek kalmaz.

Âişe ve Abdullah b. Mes’ud:

– Şayet bizim kadınlardan gördüklerimizi, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- görmüş olsaydı, onları
mescitlere gitmekten yasaklardı, diye haber vermişlerdir. Bu durum, çağların en
fazîletlisi olan sahâbe zamanında ise, günümüzdeki hali nice olur?

Dördüncü
delil:

Abdullah b. Ömer’den -Allah ondan ve babasından
râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: 

(( مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلَاءَ لَمْ يَنْظُرِ اللهُ إِلَيْهِ
يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ: فَكَيْفَ يَصْنَعْنَ النِّسَاءُ
بِذُيُولِـهِنَّ؟ قَالَ: يُرْخِينَ شِبْرًا، فَقَالَتْ:
إِذًا تَنْكَشِفُ أَقْدَامُهُنَّ. قَالَ: فَيُرْخِينَهُ ذِرَاعًا لاَ يَزِدْنَ
عَلَيْهِ.)) [ رواه الترمذي وصححه الألباني في صحيح الترمذي]

“Kim,
elbisesini kibirlenerek yerden sürüklerse, kıyâmet günü Allah Teâlâ onun
yüzüne bakmaz.

Bunun üzerine Ümmü Seleme -Allah ondan râzı
olsun- dedi ki:

– Öyleyse kadınlar elbiselerinin alt
kısımlarını nasıl yapsınlar?

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

– Elbiselerinin alt kısmını
(baldırlarından) bir karış
aşağıya bıraksınlar (sarkıtsınlar).

Bunun üzerine Ümmü Seleme -Allah ondan râzı
olsun- dedi ki:

– O zaman ayakları gözükür (açığa çıkar).
 

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

– Öyleyse elbiselerinin alt kısmını
(baldırlarından) bir dirsek boyu kadar
aşağıya bırakırlar (sarkıtırlar),
bundan fazla sarkıtmazlar.”(Tirmizî rivâyet etmiş,  Elbânî ‘Sahîhu’l-Câmi’de hadisin sahih
olduğunu belirtmiştir.)

Bu hadiste kadının ayaklarını örtmesi
gerektiğine delil vardır. Bu durum, sahâbe kadınları
arasında bilinen bir şeydi. Şüphesiz kadının
ayağı, yüzünden ve ellerinden daha az fitneye sebep olur. Hüküm
bakımından daha aşağıda olan şeye dikkat etmek, hüküm
bakımından ondan daha yukarıda olan şeye dikkat edilmesi daha
önce gelir.İslâm şeriatı, daha az fitneye sebep olan
şeyin örtülmesi gerektiğini emrederken, ondan daha büyük fitneye
sebep olan yüzün açılmasına izin vermesi mümkün değildir. Çünkü
bu, Allah Teâlâ’nın hikmeti ve şeriatı ile çelişmesi demektir
ki, böyle bir şeyin olması ise imkânsız olan bir durumdur.

 Beşinci delil:

Âişe’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( كَانَ الرُّكْبَانُ يَمُرُّونَ بِنَا وَنَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللهِ
صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُـحْرِمَاتٌ، فَإِذَا حَاذَوْا بِنَا سَدَلَتْ
إِحْدَانَا جِلْبَابَهَا مِنْ رَأْسِهَا عَلَى وَجْهِهَا، فَإِذَا جَاوَزُونَا
كَشَفْنَاهُ. )) [رواه أبو داود]

“Biz,
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte ihramlı
kadınlar olduğumuz (yüzlerimiz açık
olduğu) sırada süvâriler (binekliler) yanımızdan (biz
kadınlar topluluğunun yanından) geçip giderlerken tam bizim
hizamıza geldiklerinde her birimiz cilbabını başından
yüzünün üzerine doğru sarkıtırdı.Bizi geçip gittikleri
zaman yüzümüzü açardık.” (Ebu Dâvud; hadis no: 1562).

Âişe’nin -Allah ondan râzı olsun-:

(( … فَإِذَا حَاذَوْا بِنَا سَدَلَتْ إِحْدَانَا جِلْبَابَهَا
مِنْ رَأْسِهَا عَلَى وَجْهِهَا… ))

“…
tam bizim hizamıza geldiklerinde (yani binekliler) her birimiz cilbabını başından
yüzünün üzerine doğru sarkıtırdı…”

Sözü,yüzün örtülmesi gerektiğine
delildir.Zirâ ihramda kadın için meşrû olan, yüzünün
açılmasıdır.Şayet yüzün açılmasına o zaman kuvvetli
bir engel olmasaydı, bineklilerin kadınların yanlarından
geçerlerken yüzlerinin açık kalması gerekirdi.

Bunun açıklaması şöyledir:

İlim ehlinin çoğunluğuna göre,
kadınların ihramda yüzlerini açmaları farzdır. Farz olan
hükme de ancak farz olan başka bir hüküm karşı koyar. Şayet
kadının, yabancı erkeklerin yanında hicaba bürünmesi ve
örtünmesi farz olmasaydı, ihram sırasında yüzünü açarak
farzı terketmesi câiz olmazdı.

Nitekim Rasûlullah
-sallallau aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

((… وَلا تَنْتَقِبِ الْـمَرْأَةُ الْـمُحْرِمَةُ، وَلا
تَلْبَسْ الْقُفَّازَيْنِ. )) [رواه البخاري ومسلم]

“İhramlı
kadın, yüzünü peçe ile örtmez ve ellerine eldiven giymez.”

(Buhârî ve
Müslim).

Şeyhulislâm
İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Bu
hadis, peçe ve eldivenlerin, ihramlı olmayan kadınlar tarafından
bilindiğine delâlet etmektedir. Bu da, onların yüz ve ellerini
örtmelerini gerektirir.”

Kur’an ve
sünnetten saydığım bu dokuz delildir.

Onuncu
delil:

Kâmil olan
İslâm şeriatının getirmiş olduğu
insanlar tarafından
itibar edilen şeyler ve birçok kıyastır. O da maslahatlar ve
onlara götüren yolların ikrarı ile onlara teşvik etmek ve
zararlar ile bu zararlara götüren yolların inkâr edilmesi ve
ona engel olunmasıdır.

Kadının
açık-saçıklığını ve yabancı erkeklere
karşı yüzünü açmasını düşündüğümüz zaman, pek çok
zararlarının olduğunu görmekteyiz.Kadının yüzünü açmasında
çok az yarar olduğu takdir edilse bile, açmasının zararları
ona üstün gelmiştir.

Bu zararlardan
bazıları şunlardır:

1. Fitnedir.Zirâ
kadın, yüzünü güzelleştirmek, ona letâfet kazandırmak ve ona
fitneye sevkeden bir görünüm vermek gibi fiillerle kendisini günaha
teşvik etmiş olur. Bu hareket, kötülük ve fesadın en büyük
sebeplerindendir.

 2. Kadının, îmânı ve
fıtratının gereklerinden birisi olan hayânın yok olup
gitmesidir. Oysa -eskiden- kadın, hayâ için örnek verilir ve onun
hakkında şöyle denilirdi:

(( أَشَدُّ حَيَاءً مِنَ الْعَذْرَاءِ فِي خِدْرِهَا . ))

“Kapının
arkasında (yabancı erkeklerden)
gizlenen bâkire kızdan daha hayâlıdır.”

Kadından hayânın yok olup gitmesi, onun
îmânının noksanlaşması ve yaratılmış
olduğu fıtratından uzaklaşması demektir.

3. Kadın, özellikle güzel ise ve kendisinden
cilve, gülüşme ve şakalaşma gibi hareketler meydana gelmiş
ise, erkeklerin kendisine tutulmasına ve ona âşık olmasına
yol açar. Nitekim pek çok açık-saçık kadından bu gibi
şeyler meydana gelmektedir.

-Bilindiği gibi- insan, damarlarında akan kanı
görmediği gibi, bedeninde dolaşan şeytanı da
göremez (yani şeytan kendisine o kadar yakındır).

4. Kadınlarla erkeklerin birbirlerine
karışmasıdır. Zirâ kadın, yüzünü açmak ve
açık-saçık dolaşmak konusunda erkeğe denk olduğunu
görürse (iddiâ ederse), erkeklerle rekâbet etmek ve onlarla
yarışmakla kendisinden hayâ ve utanç duygusu gider. İşte
bunda büyük bir fitne ve fesat vardır.

Nitekim Hamza
b. Ebî Useyd el-Ensârî, babasından -Allah ondan ve babasından râzı
olsun- rivâyet ettiğine göre, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- mescidden çıkarken yolda erkeklerle kadınların
birbirlerine karıştıklarını görünce onun şöyle
buyurduğunu işitmiştir:

(( اِسْتَأْخِرْنَ؛ فَإِنَّهُ
لَيْسَ لَكُنَّ أَنْ تَحْقُقْنَ الطَّرِيقَ، عَلَيْكُنَّ بِحَافَّاتِ الطَّرِيقِ.
فَكَانَتْ الْـمَرْأَةُ تَلْتَصِقُ بِالْـجِدَارِ حَتَّى إِنَّ ثَوْبَهَا
لَيَتَعَلَّقُ بِالْـجِدَارِ مِنْ لُصُوقِهَا بِهِ.)) [رواه أبو داود والترمذي
حسنه الألباني في صحيح الجامع]

“Geri çekilin! Sizin yolun ortasında
yürüme hakkınız yoktur. Siz yolun kenarlarında yürümeye
bakın.”

Bu sebeple
herhangi bir kadın yolda yürüdüğü zaman duvara yapışırdı. O kadar ki
duvara yapıştığından dolayı elbisesi de duvara takılırdı.” (Ebu Dâvud ve Tirmizî rivâyet
etmiş, Elbânî de ‘Sahîhu’l-Câmi’; hadis no: 929’da hadisin hasen
olduğunu belirtmiştir.)

(Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’in; “Hicâb
Risâlesi’nden” alınmıştır.)

Yine en iyisini Allah Teâlâ bilir.