Bir veya iki gün sonra yeni doğacak olan çocuğu karşılamak için ne yapmam veya onun için ne hazırlık yapmam gerekir?
Bu konuda uymam gereken herhangi bir sünnet var mıdır?
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Birincisi:
Allah Teâlâ’dan, gelecek olan çocuğu size
mübârek kılmasını ve sevap hanenizde olması için onu, takvâ
sahibi sâlihlerden kılmasını kılmasını dileriz.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur
(( إِذاَ ماَتَ اْلإِنْساَنُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ
إِلاَّ مِنْ ثَلاَثَةٍ: إِلاَّ مِنْ صَدَقَةٍ جاَرِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ
بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صاَلِحٍ يَدْعوُ لَهُ.)) [ رواه مسلم ]
“İnsan öldüğü zaman, amelinin sevabı kesilir. Ancak
(hayrın devamlı olması ve
faydasının kesilmemesi sebebiyle) şu üç şeyin sevabı kesilmez: Sadaka-i Câriye (müslümanların
yararlanması amacıyla bir şeyi Allah rızâsı için
vakfetmek gibi), faydalı ilim (insanlara
Allah rızâsı için dînî ilimleri öğretmek veya bunun için
kitap yazmak gibi), kendisine duâ eden
hayırlı evlât (insan vefat ettikten sonra arkasında
kendisine rahmet ve mağfiretle duâ eden birisini
bıraktığı zaman, o evlâdın duâsı yabancı bir
kimsenin duâsından daha çok kabûle şayandır).”
(Müslim; hadis no:1631).
İkincisi:
Bildiğimiz kadarıyla, doğumundan
bir veya iki gün önce ya da bundan daha az veya daha fazla bir süre
önceden yeni doğacak çocuk için hazırlık
yapılması konusunda herhangi dînî amellerin olduğunu
bilmiyoruz.Fakat yeni doğacak olan çocuk için, selâmet, âfiyet ve hidâyet
bulması için duâ etmek gibi güzel duâlar, bunun
dışındadır.
Nitekim Allah Teâlâ, Kitab’ı Kur’an-ı
Kerim’de sâliha kadın olan İmrân’ın hanımının
şöyle duâ ettiğini zikretmiştir:
(( إِذْ
قَالَتِ امْرَأَةُ عِمْرَانَ رَبِّ إِنِّي نَذَرْتُ لَكَ مَا فِي بَطْنِي
مُحَرَّراً فَتَقَبَّلْ مِنِّي إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ{35} فَلَمَّا
وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّي وَضَعْتُهَا أُنثَى وَاللّهُ أَعْلَمُ بِمَا
وَضَعَتْ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالأُنثَى وَإِنِّي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وِإِنِّي
أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ{36}))
[ سورة آل عمران الآيتان: 35-36
]
“(Ey
Peygamber! Hatırlar mısın?) Hani bir zaman İmran’ın
hanımı (hamile kalınca) şöyle demişti:
– Ey Rabbim!
Karnımda taşıdığım çocuğumu sana
(Beytu’l-Makdis’e
hizmet etmesi için) adadım.Onu benden kabul buyur. Çünkü
yalnızca sen,(duâmı) işitensin,(niyetimi) bilensin.
Derken onu doğurunca da:
– Ey Rabbim!
dedi. Ben, (Beytu’l-Makdis’e hizmet etmeye lâyık olmayan) bir
kız çocuğu doğurdum.Zaten Allah onun ne doğurduğunu
pek iyi biliyordu (ve Allah onun şânını ileride yüceltecektir).
(Beytu’l-Makdis’e hizmet etmesini istediğim) erkek çocuk, kız çocuğu
gibi değildir. (Çünkü erkek çocuğu, kız
çocuğundan daha güçlü ve dirâyetlidir).Ben, onun adını Meryem
koydum.Senden, onu ve onun neslinden gelecek olanları, (senin
rahmetinden) kovulmuş şeytanın şerrinden korumanı diliyorum.”
(Âl-i İmrân Sûresi: 35-36).
Çocuğun
dünyaya geldiği günde ve ondan sonraki günlerde yapacağınız
şeyler, şunlardır:
1. Yeni
doğan çocuğun damağına hurma veya bal sürmek ve ona duâ
etmek.
Nitekim Ebu
Musa el-Eş’arî’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre o şöyle demiştir:
(( وُلِدَ
لِي غُلاَمٌ فَأَتَيْتُ بِهِ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
فَسَمَّاهُ إِبْرَاهِيمَ فَحَنَّكَهُ بِتَمْرَةٍ وَدَعَا لَهُ بِالْبَرَكَةِ
وَدَفَعَهُ إِلَيَّ.))
[ رواه البخاري ومسلم ]
“Bir erkek çocuğum dünyaya
geldiğinde onu alıp Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e
getirdim. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona
İbrahim ismini koyup damağına hurma sürdü ve mübârek olması
için ona duâ etti. Ardından onu bana verdi.” (Buhârî; hadis
no: 5150. Müslim; hadis no: 2145).
2. Çocuğa
isim koymak, ilk günde câiz olduğu gibi, yedinci günde de câizdir.
Nitekim Enes b. Mâlik’ten -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem- şöyle buyurmuştur
(( وُلِدَ
لِي اللَّيْلَةَ غُلَامٌ فَسَمَّيْتُهُ بِاسْمِ أَبِي إِبْرَاهِيمَ…))
[ رواه مسلم ]
“Bu
gece bir erkek çocuğum dünyaya geldi. Bunun üzerine onu, babam
İbrahim’in ismiyle isimlendirdim…” (Müslim; hadis no: 3126).
Âişe’den -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
(( عَقَّ
رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْحَسَنِ وَالْحُسَيْنِ يَوْم
السَّابِع وَسَمَّاهُمَا.))
[ رواه ابن حبان والحاكم وصححه ابن حجر ]
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hasan
ve Hüseyin’in (doğumlarının)
yedinci gününde akîkasını kesti ve ve ikisine isimlerini koydu.”
(İbn-i Hibbân; 12/127. Hâkim; 4/264. Hâfız İbn-i Hacer,
“Fethu’l-Bârî; c: 9, s: 589’da hadisin sahih olduğunu
belirtmiştir.)
3. Yeni
doğan çocuk için akîka kurbanının kesilmesi ve sünnet edilmesi.
Selmân b.
Âmir’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( مَعَ الْغُلَامِ عَقِيقَةٌ،
فَأَهْرِيقُوا عَنْهُ دَمًا، وَأَمِيطُوا عَنْهُ الْأَذَى.))
[ رواه البخاري والترمذي وأبو داود وابن
ماجه وصححه الألباني في إرواء الغليل.]
“Akikası, yeni doğan çocukla
birliktedir. Doğumu üzerine kan akıtın (akîka kurbanını kesin) ve ondan eziyeti giderin (onun saçını
traş edin veya sünnet edin).” (Buhârî; hadis no: 5049.
Tirmizî; hadis no: 1515. Nesâî; hadis no: 4214. Ebu Davud; hadis no: 2839.
İbn-i Mâce; hadis no: 3164. Elbânî, “İrvâu’l-Ğalîl”;
c:4, s:385’de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)
Semura b. Cundub’den -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre,
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur
((
كُلُّ غُلَامٍ مُرْتَهَنٌ بِعَقِيقَتِهِ، تُذْبَحُ عَنْهُ يَوْمَ سَابِعِهِ، وَيُسَمَّى
فِيهِ، وَيُـحْلَقُ رَأْسُهُ.)) [رواه الترمذي والنسائي وأبو داود وصححه الألباني في إرواء الغليل]
“Yeni
doğan her çocuk, akikası ile rehindir (Akikası kesilmeden ölürse, kıyâmet günü anne ve
babasına şefaat etmekten men edilir). Akikası doğumunun
yedinci gününde kesilir, o günde kendisine isim verilir ve başı
traş edilir.” (Tirmizî; hadis no: 1522. Ebu Dâvud; hadis no: 2838.
İbn-i Mâce; hadis no: 3164. Elbânî, “İrvâu’l-Ğalîl’; c: 4,
s: 385’te hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)
İmam İbn-i Kayyim
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda özet olarak şöyle
demiştir:
” Akikanın
faydalarından birisi, çocuğun, annesinin karnından dünyaya
çıktığı ilk vakitlerde akikanın,
Allah Teâlâ’nın rızâsına yakınlaşmaya
vesile olan kurban olmasıdır…
– Akikanın
faydalarından birisi; yeni doğan çocuğun üzerindeki
rehinliği kaldırması,. Çünkü yeni doğan çocuk,
akikası kesilmeden ölürse, kıyâmet günü anne ve babasına
şefaat etmekten men edilir.
– Akikanın
faydalarından birisi de, akikanın, yeni doğan çocuk için bir kurban
olmasıdır. Nitekim Allah Teâlâ, İsmail -aleyhisselâm-‘ı kurban olmaktan kurtarmak için onun yerine bir koçu
kurban etmiştir.” (Tuhfetu’l-Mevlûd; s: 69).
Yine akikanın
faydalarından birisi de sanırım, bu vesîleyle akraba ve dostların
akîka yemeğinde bir araya gelip toplanmasıdır.
4. Yeni doğan çocuğun
sünnet edilmesine gelince, bu fıtratın sünnetlerindendir. Çocuğun
temizliği ile ilgili olduğundan dolayı sünnet, yerine getirilmesi
gereken görevlerdendir. Çünkü temizlik, namazın geçerli olmasının
şartlarındandır.
Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
bu konuda şöyle buyurmuştur
((خَمْسٌ
مِنْ الْفِطْرَةِ: الْخِتَانُ، وَالِاسْتِحْدَادُ، وَنَتْفُ الْإِبْطِ، وَتَقْلِيمُ
الْأَظْفَارِ، وَقَصُّ الشَّارِبِ.))
[ رواه البخاري ومسلم ]
“Beş
haslet fıtrattandır (peygamberlerin
sünnetlerindendir): Sünnet olmak, kasık kıllarını
traş etmek (etek traşı olmak), koltuk altı
kıllarını yolmak, tırnakları kesmek ve
bıyıkları kısaltmak.” (Buhârî; hadis no: 5550.
Müslim; hadis no: 257).
Üçüncüsü:
İslâm âlimleri,
yeni doğan çocuk için yapılması sünnet olan ameller konusunda
şunu zikretmişlerdir:
“Bu
dünyada kulakları ilk olarak kelime-i tevhîdi işitmesi için, sağ
kulağına ezan okunmasıdır. Bunun çok büyük ve bereketli
tesiri vardır.Sol kulağına kamet getirmeye gelince, bu konuda
herhangi bir şey sâbit olmamıştır.” Bkz: (Silsiletu’l-Ehâdîsi’d-Daîfe; c:1, s: 491).
Dördüncüsü:
Yeni doğan
çocuğun saçlarının traş edilmesi, traştan sonra da başının
safran (zaferan) ile yağlanmasıdır. Bunun birçok tıbbî
faydaları vardır. Daha sonra traş edilen saçın
ağırlığınca altın veya gümüşün sadaka olarak
verilmesidir.Traş edilen saçın tartılması şart
değildir.Eğer altın veya gümüşü sadaka olarak vermek zor
gelirse, bu takdirde saçın ağırlığına denk olan
altın veya gümüşün yerine onun değerinde meblağ takdir
edilir ve bu meblağ, hayır yolunda harcanması için sadaka olarak
verilir.
Allah Teâlâ’dan, bizi
ve evlatlarımızı her türlü kötülüklerden
korumasını, onlar hakkında dünya ve âhirette bize âfiyet nasip
etmesini dileriz.
Allah’ın
salât ve selâmı, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
üzerine olsun.
