İkindi namazından yaklaşık bir saat sonra memleketine ulaşan, bu arada yolculuğu sırasında memleketine ulaştıktan sonra ikindi namazıyla birlikte birleştirmek sûretiyle kılmak niyetiyle öğle namazını erteleyen bir yolcu, memleketine ulaşmışsa bu iki namazı nasıl kılmalıdır?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Birincisi:
İki
namazı birleştirerek kılmak (cem’ etmek); İslâm
şeriatının yolcuya vermiş olduğu ruhsatlardan
(izinlerden) birisidir. Çünkü yolculukta, kolaylığı
getiren zorluk ve sıkıntı vardır. Bundan dolayı
öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek,
kolayına gelecek şekilde cem-i takdim veya cem-i tehir olarak
kılabilir.
Memleketine
dönünce ikindi namazı ile birlikte cem-i tehir olarak kılmak
için öğle namazını ertelemesinde (geciktirmesinde) bir
sakınca yoktur. Çünkü cem-i tehirin câiz olabilmesi için, ikinci
namazın vaktinin girişine kadar özrün devam etmesi
şarttır. Buradaki özür ise, -içinde bulunduğunuz durum
gibi-, yolculuktur.
İbn-i
Kudâme -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Eğer
iki namazı, ikinci namazın vaktinde kılarsa, ikinci namazın
vaktinin girişine kadar özür (mazeret) kalıcı
sayılır. Hastanın iyileşmesi, yolcunun memleketine
ulaşması ve yağmurun kesilmesi gibi, eğer özür,
birinci namazın vaktinde ortadan kalkarsa, bu takdirde cem’ etme sebebi
ortadan kalktığı için iki namazı cem’ etmesi mübah olmaz.
Eğer ikinci namazın vaktinin girişine kadar özür devam
ederse, -vakit girdikten sonra özür ortadan kalksa bile-, iki namazı
cem’ edebilir.Çünkü bu iki namaz, onun zimmetinde yapması gereken
iki farz olmuş sayılır.” (“el-Muğnî”; c: 3,
s: 140)
Bu, iki
namazın cem’ edilmesi konusundaki hükümdür. Kasredilmesine (yani dört
rekatlı olanları ikişer rekat kılmaya) gelince, öğle
ve ikindi namazının her birisini, kasretmeden dörder rekat
olarak kılar. Çünkü kasrın sebebi; yolculuktur. Memleketine
döndüğü için de yolculuk sona ermiştir. Dolayısıyla
namazını mukim olarak kılmalıdır.
İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi âlimlerine
şöyle sorulmuştur:
“Ben
yolculukta ve iki namazı cem’ etme hükmünde olursam, öğle
namazı vakti girdikten sonra onu ikindi namazının vaktine kadar
ertelersem, bu arada yerime ikindi namazından hemen önce
ulaşırsam, öğle namazını kasrederek (iki rekat
olarak), ikindi namazını da tam olarak mı kılmalıyım?
Çünkü ben, ikindi namazının vaktinin girişinden önce
yerime ulaştım. Yoksa ne
yapmalıyım?”
Bunun
üzerine komite şöyle cevap vermiştir:
“Öğle
namazını dört rekat olarak kılarsın. Çünkü sen,
öğle namazını kılmadan önce öğle
namazının vaktinde ulaşmış
sayılırsın.Dolayısıyla sen, mukim hükmünde
sayılırsın. Öğle namazını
kıldıktan sonra ikindi namazını da insanlarla birlikte
mescitte kılarsın.” (“İlmî
Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi
Fetvâları”; c: 8, s: 151)
Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e -Allah ona rahmet etsin- buna benzer bir
soru sorulmuş, bunun üzerine o şöyle demiştir:
“Burada
muteber olan şey; namazın kılınmasıdır. Eğer
onu mukimlikte yaparsan, namazı tam kılarsın.Yolculukta
yaparsan, kasredersin. Namazın vakti ister bu yerde veya bu yerden
önce başka bir yerde girmiş olsun, farketmez.”
(“Mecmû’u Fetâvâ İbn-i Useymîn”; c: 15, s: 428)
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
