Ben, yolculuğum sırasında bir beldede geçici bir süre için ikâmet ettiğim zaman namazı kasrederek evimde mi kılmam daha fazîletlidir? Yoksa mescitte cemaatle tam olarak kılmam mı daha fazîletlidir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Cemaat
namazı farzdır.Bir müslümanın cemaat namazını özürsüz
terketmesi câiz değildir. Nitekim cemaat namazının farz
olduğuna dâir Kur’an ve sünnetten gelen deliller daha önce zikredilmişti.
Bu konuda daha detaylı bilgi için (8918) nolu sorunun
cevabına bakınız.

Buna
göre, namazı mescitte cemaatle edâ etmen gerekir. Eğer imam
mukim (yolcu değil) ise, bu takdirde onunla birlikte namazı
kasretmeden tam olarak kılarsın.

Değerli
âlim Abdulaziz b. Abdullah b. Baz’a -Allah ona rahmet etsin-:

Bir insan,
örneğin Cidde’ye yolculuğa çıkarsa, orada
namazını kasrederek mi kılması gerekir? Yoksa mescitte
cemaatle mi kılması gerekir? Diye sorulduğunda o şöyle
cevap vermiştir:

“Yolcu,
yolculuk sırasında namazını kasretmesinde bir sakınca
yoktur. Fakat gittiği belde veya şehre
ulaştığında namazını tek başına
kılmamalıdır. Aksine insanlarla birlikte tam olarak
kılmalıdır. Fakat yolculuk sırasında tek
başına ise ve namaz vakti de gelmişse, bu takdirde tek
başına, dört rekatlı namazları da ikişer rekat
olarak kılmasında bir sakınca yoktur.” (Bkz: Abdulaziz b.
Baz’ın: “Mecmûu Fetâvâ ve Mekâlât Mutenevvia”; c: 12, s: 297).

Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e -Allah ona rahmet etsin-:

Yolcu
namazı ne zaman ve nasıl olur? Diye sorulduğunda o
şöyle cevap vermiştir:

“Yolcu
namazı, yolcunun yaşadığı beldesinden veya
şehrinden çıktığı andan itibaren dört
rekatlı namazları ikişer rekat olarak kılmakla başlar,
tekrar beldesine veya şehrine dönünceye kadar devam eder.

Nitekim
Âişe’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre, o şöyle demiştir:

(( الصَّلاةُ أَوَّلُ مَا فُرِضَتْ رَكْعَتَيْنِ، فَأُقِرَّتْ
صَلاةُ السَّفَرِ، وَأُتِـمَّتْ صَلاةُ الْـحَضَرِ.))
 [ رواه البخاري ومسلم ]

“Namaz,
ilk defa iki rekat olarak farz kılındı.Yolculuk/sefer
sırasında iki rekat olarak 
kaldı, mukimlik halinde ise (dört rekata)
tamamlandı.” (Buhârî; hadis no: 1090. Müslim; hadis no: 685).

Başka
bir rivâyette Âişe -Allah ondan râzı olsun- o şöyle
demiştir:

(( فَرَضَ اللهُ الصَّلاةَ حِينَ فَرَضَهَا رَكْعَتَيْنِ
رَكْعَتَيْنِ فِي الْـحَضَرِ وَالسَّفَرِ، فَأُقِرَّتْ صَلاةُ السَّفَرِ، وَزِيدَ
فِي صَلاةِ الْـحَضَرِ. )) [ رواه البخاري ومسلم ]

“Allah, namazı farz
kıldığında, hem mukimlik, hem de yolculuk hallerinde ikişer
ikişer farz kıldı. Yolculuk/sefer namazı olduğu gibi

(iki rekat
olarak)  kaldı, mukim namazı
ise (dört rekata) arttırıldı/fazlalaştırıldı.”
(Buhârî; hadis no: 337. Müslim; hadis no: 1105).

Enes b.
Mâlik’ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o
şöyle demiştir:

((خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ
الْـمَدِينَةِ إِلَى مَكَّةَ، فَكَانَ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ حَتَّى
رَجَعْنَا إِلَى الْـمَدِينَةِ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]

“Bizler,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile Medine’den Mekke’ye doğru yolculuğa
çıktık. Bizler Medine’ye dönünceye kadar, Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem- (namazlarını)
ikişer ikişer kılıyordu.” (Buhârî; hadis no:
1081. Müslim; hadis no: 693).

Fakat mukim
imama uyan yolcu,ister namazın başından itibaren imama
uymuş olsun, isterse namazın ortasında imama uymuş olsun,
namazını tam olarak kılar.

Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( إِذَا سَمِعْتُمُ الإِقَامَةَ فَامْشُوا إِلَى الصَّلاةِ، وَعَلَيْكُمْ بِالسَّكِينَةِ وَالْوَقَارِ، وَلا تُسْرِعُوا، فَمَـا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا،
وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِـمُّوا. )) [ رواه البخاري ومسلم ]

“Kâmeti
işittiğiniz zaman namaza yürüyerek gidin.
(Giderken) gönül huzuru ve vakar içerisinde olun, acele etmeyin. Namazdan
idrak ettiğinizi (yetiştiğiniz rekatı)
kılın, kaçırdığınız (rekat)ı da
tamamlayın.” (Buhârî; hadis no: 636. Müslim; hadis no: 602).

Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in:

(( … فَمَـا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا، وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِـمُّوا.
)) [ رواه البخاري ومسلم ]

“…Namazdan
idrak ettiğinizi (yetiştiğiniz
rekatı) kılın, kaçırdığınız (rekat)ı
da tamamlayın.”

Emri, mukim
bir imamın arkasında namaz kılan yolcuları ve
başkalarını kapsar.

İbn-i
Abbas’a -Allah ondanve babasından râzı olsun-:

(( مَا بَالُ الْـمُسَافِرِ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ حَالَ الاِنْفِرَادِ
وَأَرْبَعًا إِذَا ائْتَمَّ بِمُقِيمٍ، فَقَالَ: تِلْكَ السُّنَّةُ.))
[ رواه مسلم وأحمد ]

“Yolcu,
niçin tek başına olduğunda iki rekat kılar da mukim imama
uyduğunda dört rekat kılar?

Diye sorulduğunda o şöyle cevap
vermiştir:

– O (bu şekilde
kılmak), sünnettir.” (Müslim; hadis no: 688. Ahmed; hadis
no:1865).

Cemaat
namazı, yolcudan düşmez. Çünkü Allah Teâlâ savaş
sırasında bile cemaat namazını emretmiştir.

Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

وَإِذَا كُنْتَ فِيهِمْ
فَأَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلاةَ فَلْتَقُمْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا
أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِنْ وَرَائِكُمْ وَلْتَأْتِ
طَائِفَةٌ أُخْرَى لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ
[ سورة النساء من الآية:
١٠٢]

“(Ey
Peygamber!) Sen (savaş meydanında) içlerinde bulunup da
onlara namaz kıldırmak istediğin zaman, onlardan bir grup
ayağa kalkıp seninle namaza dursunlar, silahlarını da
yanlarına alsınlar.Namazda
olanlar secdeye vardıklarında, diğer bir  grup düşmana yüzlerini dönmüş
bir halde sizi korumak için arkanızda dursunlar. (İlk grup, ikinci rekâtı kendileri kılıp selâm
verdikten sonra), namaza henüz başlamamış olan diğer
grup gelip seninle birlikte namaza dursunlar.(Bir rekâtı seninle
birlikte kıldıktan sonra, ikinci rekâtı kendileri
tamamlasınlar). Düşmanlarından sakınıp
silahlarını da yanlarına alsınlar.”

(Nisâ Sûresi:
102).

Buna
göre bir yolcu, kendi belde veya şehrinden başka bir yerde ise,
ezânı işittiği zaman mescide gelip namazı cemaatle
kılması gerekir. Ancak bulunduğu yer mescide uzak ise veya
arkadaşlarından (yolculardan) geride kalmaktan endişe ediyorsa, bu
takdirde namazını tek başına kılabilir. Zirâ
ezânı veya kâmeti işiten kimseye, cemaat namazının farz
olduğuna delâlet deliller geneldir.” (Mecmûu Fetâvâ ve Resâil Muhammed
b. Salih el-Useymîn); c: 15, s: 252.

Yine
değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e -Allah ona rahmet etsin-:

Ben,
yolculukta iken ezânı işittiğimde namazı mescitte
kılmam gerekir mi? Namazı ikâmet ettiğim yerde kılarsam
bunda bir sakınca var mı? Yolculuk süresi aralıksız
dört günden fazla olursa, namazı kasrederek mi yoksa tam olarak
mı kılmam gerekir? Diye sorulduğunda o şöyle cevap
vermiştir:

“İkâmet
ettiğin yerde ezânı işittiğin zaman, mescide gelmen
gerekir. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, kendisinden
cemaati terketmesi için izin isteyen adama:

(( أَتَسْمَعُ النِّدَاءَ؟ قَالَ: نَعَمْ، قَالَ: فَأَجِبْ ))
[ رواه مسلم ]

  

“Ezânı
işitiyor musun?
diye sordu.

Adam: Evet,
dedi.

Bunun
üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

O halde
icâbet et (cemaate gel).”
(Müslim;
hadis no: 653).

Yine Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ فَلَمْ يَأْتِهِ فَلا صَلاةَ لَهُ
إِلا مِنْ عُذْرٍ. )) [ رواه الترمذي وصححه الألباني في صحيبح الترمذي]

“Kim, ezanı işitir de onu mescide
gelmekten alıkoyan bir özrü olmazsa, onun namazı yoktur

(kılmış olduğu namaz kendisinden kabul olunmaz).”

(Tirmizî; hadis no: 217. Elbânî, ‘Sahîh-i
Tirmizî’de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir).

Yolcunun bu hükümden ayrı tutulacağına
dâir herhangi bir delil yoktur.Ancak mescide gitmen, yolculuk
sırasında sana bir şey kaybettirecek olursa, örneğin
dinlenme ve uykuya ihtiyacın var ise, sen de uyumak için ikâmet
ettiğin yerde namaz kılmak istiyorsan veya mescide gittiğin
takdirde ezân ile kâmet arası uzun olduğu için imam namazı geç
kılacak ve sen de yolculardan geri kalmaktan endişe ediyorsan, bu
takdirde ikâmet ettiğin yerde namazını kılabilirsin.
(Mecmûu
Fetâvâ ve Resâil Muhammed b. Salih el-Useymîn); c: 15, s: 422.