Ben, kız fakültesinde okuyan bir öğrenciyim ve aramızda Şiâ mensubu kız öğrencilerin çoğunlukta bulunduğu bir ortamda yaşıyoruz. Bu günlerde Şiâ mensubu kız öğrenciler, Âşûrâ günü münâsebetiyle siyah elbiseler giymektedirler. Bizim, onlara karşılık olarak, -sadece onları kızdırmak için- güzel görünümlü ve çekici renklerde elbiseler giymemiz câiz midir?
Bizim onları çekiştirmemiz (gıybet etmemiz) ve onlara bedduâ etmemiz câiz midir?
Bilindiği gibi onlar, bize kin ve nefret beslemektedirler.
Yine ben, onlardan birisinin boynuna, üzerine tılsımlı sözler yazılmış bulunan bir nazarlık taktığını ve elindeki değnekle (sünnî olan) bir kız öğrenciye işâret ettiğini gördüm. Ben, onlardan çok zarar gördüm ve hâlâ da görmekteyim.
Hamd, yalnızca Allah’adır.
“Sizin ve diğer kız
öğrencilerin, Âşûrâ gününde güzel ve çekici elbiseler
giymeniz câiz değildir. Çünkü bu hareketinizden, câhil ve
amacına ulaşmak isteyen bir kimse, Ehl-i sünnetin, Hüseyin b. Ali’nin
-Allah ondan ve babasından râzı olsun- öldürülmesinden sevinç
duyduklarını anlayabilir. Hâşâ! Ehl-i sünnet, böyle bir
şeye asla râzı olmaz.
Onları çekiştirmek ve onlara
bedduâ etmek gibi, kin ve nefrete delâlet eden davranışlara gelince,
bunların hiçbir faydası yoktur. Bizim yapmamız gereken ve
üzerimize düşen görev; onları dâvet etmeye, onları
etkilemeye ve onları ıslah etmeye çalışmak ve bu
uğurda gayret göstermektir. Eğer insanın buna gücü
yetmiyorsa, onlardan yüz çevirmeli ve görevi, gücü yeten birisine
bırakmalıdır.Yoksa dâvetin önüne engeller koyacak
davranışlarda bulunmamalıdır.” (Sa’d el-Humeyyid)
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye
-Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
“Şeytan, Hüseyin’in -Allah ondan
râzı olsun- öldürülmesi nedeniyle insanlara vesvese vererek iki türlü
bid’at çıkardı: Âşûrâ günü yüze ve yanaklara vurma,
haykırma, ağlama ve mersiyeler okuma gibi hüzün ve ağıt
bid’atı… Diğeri ise, sevinç ve mutluluk bid’atı… Bir tâife
hüzün ihdâs ettiler. Diğeri ise, sevinç ve mutluluk ihdâs ettiler. Bundan
dolayı Âşûrâ günü göze sürme çekme, boy abdesti alma,
âilesine çokça infakta bulunma ve alışılmışın
dışında yemekler hazırlamayı müstehap hâline
getirdiler… Oysa bütün bid’atlar dalâlettir.
Müslümanların dört imamından hiçbirisi bu
davranışı veya diğerini müstehap olarak görmemişlerdir…”
(Minhâcu’s-Sunne; s: 554-556)
