Köyümüzde bazı insanlar, okunan Kur’an’ın kabirde yatan ölüye fayda vereceğini ve ona rahmet edeceğini gerekçe göstererek Kur’an okumasını iyi bilen birtakım kimseleri (hâfızlar) getirip ölünün kabrinin üzerinde Kur’an okutmaktadırlar.

Başka bazı kimseler kabirde yatan bu ölünün üzerine Kur’an okuması için bir veya iki tane hâfız getirmektedirler.

Yine bazı kimseler de ölülerinin hâtırasını yaşatmak için ölüm yıldönümünde büyük bir merasim düzenleyip tanınmış meşhur hâfızlardan birisini dâvet ederek Kur’an okutmakta ve okunan Kur’an’ı hoparlörler vasıtasıyla insanlara dinletmektedirler.

Yapılan bu davranışın dîndeki yeri nedir?

Ölünün kabrinin üzerine veya başkasının üzerine okunan Kur’an ona fayda verir mi?

Ölüye fayda verecek örnek yol ve yöntem nedir?

Bu konuda bize fetvâ vermenizi ümit ediyoruz. Allah Teâlâ, bizden yana mükâfatını en güzel bir şekilde versin. Size çok teşekkür ederiz.

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Bu amel, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
şu emri gereği bid’at olup câiz değildir:

(( مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا
هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ )) [ متفق عليه ]

“Her kim, bu işimizde (dînimizde) onda olmayan bir şeyi ona ihdâs eder (açık
veya gizli Kur’an ve sünnette aslı olmayan bir şey getirir)se,  o ihdâs ettiği şey,
reddolunmuştur (bâtıldır).” (Buhârî ve Müslim)

Başka bir rivâyette ise
şöyle buyurmaktadır:

(( مَنْ عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ )) [ رواه مسلم ]

“Her kim  işimiz (dînimiz) üzere olmayan bir iş işlerse, o
işlediği şey reddolunmuştur (bâtıldır ve ona
itibar edilmez).” (Müslim)

Bu anlamdaki hadisler, pek çoktur.

 

Kabirlerin üzerine Kur’an okumak, ölen kimseler için
veya onların ölüm yıldönümleri için merasimler düzenlemek,
ne Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in, ne de onun Râşid
halifelerinin sünnetinde olmuştur.

Her türlü iyilik, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in ve onun râşid halifelerinin sünnetlerine uymakta ve
onların izlediği yoldan giden kimselerin yolundan gitmektedir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:

والسابقون الأولون من المهاجرين والأنصار
والذين اتبعوهم بإحسان رضي الله عنهم ورضوا عنه وأعد لهم جنات تجري تحتها الأنهار
خالدين فيها أبداً ذلك الفوز العظيم [ سورة التوبة الآية :100 ]

“(Allah’a ve Rasûlüne îmânda
insanları) geçen Muhâcirler ile Ensar ve onlara güzellikle tâbi olanlar
var ya işte Allah, (Allah’a ve Rasûlüne itaatlarından
dolayı) onlardan razı olmuş, onlar da (itaat ve
îmânlarına karşılık onlara bahşettiği büyük
mükafattan dolayı) O’ndan râzı olmuşlardır.Allah, içinde
ebedî olarak kalmak üzere onlara altından nehirler akan cennetler
hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.”(Tevbe
Sûresi:100)

Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-

(( مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ بَعْديِ فَسَيَرَى اخْتِلاَفاً كَثِيراً،
فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِيِّينَ،
عَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ، وَإِيَّاكُمْ
وَمُحْدَثاَتِ اْلأُموُرِ،، فَإِنَّ كُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ،

فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ ))
[ رواه أبو داود والترمذي و
ابن ماجه]

“Sizden kim, benden sonra
yaşarsa,
(dînde) çok ihtilaflar görecektir. Bu sebeple benim sünnetime ve
benden sonraki doğru yolu bulmuş râşid halîfelerimin sünnetine
sarılın. Onlara, azı dişlerinizle
ısırırcasına sımsıkı sarılın.(Dîne sonradan
sokulan) yeniliklerden sakının. Zirâ (dîne sonradan sokulan)
her yenilik, bid’attır. Her bid’at ise 
dalâlettir.” (Ebu Dâvud, Tirmizî ve İbn-i Mâce)

Yine, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sahih olarak rivâyet olunduğuna
göre o, Cuma günü hutbesinde şöyle derdi:

(( أَمَّا بَعْدُ: فَإِنَّ خَيْرَ الْـحَدِيثِ كِتَابُ
اللهِ، وَخَيْرَ الْـهَدْيِ هَدْيُ مُـحَمَّدٍ، وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا،
وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ ))

[ رواه
مسلم ]

“İmdi: Şüphesiz ki
sözlerin en hayırlısı, Allah’ın kitabıdır,
yolların en hayırlısı, Muhammed -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in yoludur ve işlerin en şerlisi,
(dîne sonradan sokulan)
yeniliklerdir. Her bid’at ise dalâlettir.”

(Müslim)

Bu anlamdaki
hadisler, pek çoktur.

Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- sahîh hadislerde, ölümünden sonra müslümana
fayda verecek şeyleri açıklamıştır.

Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ
إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ: إِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ
بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ. ))
[ رواه مسلم ]

“İnsan öldüğü zaman ameli
kesilir; yalnız şu üç şey hariç:
(Birincisi:) sadaka-i câriye

(yani uzun süre ayakta kalan bir hayır eseri),

(ikincisi:)

diğeri; kendisinden faydalanılan ilim,
(üçüncüsü ise;) kendisine
hayır duâ

eden iyi evlat.”
(Müslim)

Seleme oğularından bir adam, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e gelerek şöyle dedi:

(( يَا رَسُولَ اللهِ! هَلْ بَقِيَ مِنْ بِرِّ أَبَوَيَّ شَيْءٌ
أَبَرُّهُمَا بِهِ بَعْدَ مَوْتِهِمَـا؟ قَالَ: نَعَمْ، الصَّلاةُ عَلَيْهِمـَا،
وَالاسْتِغْفَارُ لَهُمـَا، وَإِنْفَاذُ عَهْدِهِمَا مِنْ بَعْدِهِمَا، وَصِلَةُ
الرَّحِمِ الَّتِي لا تُوصَلُ إِلا بِهِمـَا وَإِكْرَامُ صَدِيقِهِمـَا ))
[
رواه أحمد وأبو داود ]

” – Ey
Allah´ın Rasûlü! Anne ve babamın ölümlerinden sonra onlara
yapabileceğim bir iyilik var mı? diye sordu.

Rasûlullah

-sallallahu aleyhi ve sellem-:

– Evet, onlara duâ etmek
(rahmet okumak), onlar için Allah´tan af dilemek (istiğfarda
bulunmak), onların vasiyetlerini yerine getirmek, onlar vasıtası
ile olan (amca,hala, dayı, teyze gibi) yakın akrabalara
iyilikte bulunmak ve onların dostlarına ikramda bulunmaktır.” (İmam
Ahmed ve Ebu Dâvud)

Temiz
İslâm şeriatına uygun olduğu takdirde onların
vasiyetlerini yerine getirmek, (ölümlerinden sonra) anne ve babaya
yapılan iyiliktendir.

Yine, anne ve
baba adına verilen sadaka, onlara duâ etmek, onlar için hac ve umre yapmak
da anne ve babaya yapılan iyiliktendir. Muvaffakiyet, Allah
Teâlâ’dandır.