Örneğin Tac Virdi (zikri), Lâhî Virdi ve Tunâcînâ Virdi gibi virdler (zikirler) bid’atlardan sayılır mı?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Zikrettiğiniz
bu virdler (zikirler) konusunda hiçbir bilgimiz yoktur. Fakat biz, virdler
(zikirler) konusunda meşrû ve bid’at olanları birbirinden ayırt
etmenize yardımcı olacak bazı ölçüleri verebiliriz:

Birincisi:

Virdlerin
en fazîletlisi; lafızları (sözleri)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den nakledilmiş
olan virdlerdir. Çünkü Allah Teâlâ, Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem- için
virdlerin en kâmili ve en fazîletlisinden başkasını seçmez. Aynı
şekilde Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- de ümmeti için virdlerin en kâmili ve en fazîletlisinden
başkasını seçmez.

İkincisi:

Bir insan, dînî bakımdan bir sakınca içermediği
sürece Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e dilediği
şekilde salâtta bulunabilir. Ancak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında
aşırıya gitmek veya onunla tevessülde bulunmak veyahut da Allah Teâlâ’yı bırakıp da Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e
yalvarıp yakarmak, dînî bakımdan sakıncalıdır.

Üçüncüsü:

Sahih bir
delil ile sâbit olmadıkça bir kimsenin, zikir için belirli bir vakit veya
belirli bir sayı veyahut da belirli bir şekil tayin etme hakkı
yoktur. Çünkü Allah Teâlâ’nın,
Kitabı Kur’an-ı Kerim’de veya elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in diliyle meşrû kıldığından başka bir
şekilde Allah Teâlâ’ya ibâdet
edilemez.Bir ibâdetin, esâs (temel), keyfiyet (nasıllık), vakit ve
miktar (sayı) konusunda meşrû olması gerekir. Her kim, kendisine
bir virdi (zikiri) seçer ve lafzı, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sâbit olmayan bu
vird için belirli bir sayı belirlememişse veya bu virdi belirli bir
vakitte yapmaya devam etmişse, hiç şüphe yok ki bu kimse, bid’ata
düşmüştür.

İslâm
âlimleri, aslının meşrû olmasından dolayı bu bid’ata: “İzâfî
(Eklenmiş) Bid’at” adını vermektedirler.(Çünkü
zikrin aslı, meşrûdur).Fakat zikrin, keyfiyetinin
(nasıllığının) icat edilmiş olması veya
miktarı ve zamanın belirli olması yönünden bid’at
sayılmıştır.

Bilmelisin
ki her türlü iyilik, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den gelene ittibâ etmektedir.Kendi yanından duâ ve
zikirler icat edenlerin durumunu araştırıp gözden geçiren
birisi, bu kimselerin genel olarak, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sâbit olan
sabah ve akşam zikirlerini yapmakta ihmalkâr ve kusurlu
olduklarını görecektir. İşte bu, ilk
müslümanların söyledikleri: “Bir insan, bir bid’at icat ederken,
mutlaka onun gibi bir sünneti terk eder” sözünü
pekiştirmektedir.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.